Milli takımın rotası nereye? 36 saatlik yolculuk, 2 saatlik uçuş ve tek soru… Plan nerede?
Ata Yetişken
Bir milli takımın başarısı yalnızca buz üzerinde ölçülmez.
Bazen yarış, sporcu buzun üzerine çıkmadan çok önce başlar.
Türk ShortTrack Milli Takımı sezon hazırlıklarını Erzurum'da Polonya, Dresden'de Almanya ve ardından Salt Lake City'de
Amerika kampıyla sürdürdü.
İlk bakışta oldukça etkileyici.
Üç ülke, üç farklı çalışma kültürü, üç farklı deneyim.
Peki bütün bunları birbirine bağlayan tek bir milli takım programı nerede?
Asıl soru belki de tam olarak bu.
Çünkü mesele farklı ülkelerde kamp yapmak değilneden o ülkelerde, neden o tarihlerde ve neden o sırayla kamp yapıldığını anlayabilmek.
KAMP MI, PLAN MI?
Erzurum'un yüksek irtifası, Dresden'in çalışma sistemi, Amerika'nın ShortTrack deneyimi.
Bunların her birinden yararlanmak elbette değerli olabilir.
Bir kampın hedefi diğer kampın devamı mı?
Erzurum'daki yüklenme Dresden'de nasıl karşılanıyor?
Dresden'deki çalışma Salt Lake City'ye nasıl bağlanıyor?
En önemlisi, Salt Lake City kampı, Vancouver ve Montreal yarışlarına nasıl hizmet ediyor?
Çünkü iyi kamp başka şeydir, iyi planlama başka.
JET LAG!
Bir de yolculuğun kendisi var.
Salt Lake City'ye ulaşmak için Erzurum-İstanbul, İstanbul-Chicago ve Chicago-Salt Lake City bağlantıları söz konusu.
Aktarmalar, beklemeler, bagaj işlemleri ve saat farkı eklendiğinde yolculuk oldukça uzun bir sürece dönüşebiliyor.
Burada önemli bir ayrıntıyı unutmamak gerekir.
Sporcu uçakta sadece yolcu değildir. Uyku düzeni vardır, beslenmesi vardır.
Toparlanması gereken bir bedeni vardır.
JET LAG vardır.
Dolayısıyla uçağın tekerlekleri piste değdiğinde sporcu için yolculuk bitmez.
Asıl toparlanma süreci başlar.
Bunları Teknik Kurul düşünmedi mi?
PEKİ SONRA NE OLACAK?
2026-2027 ISU ShortTrack World Tour'ın ilk iki durağı Vancouver ve Montreal.
İki yarış da Kuzey Amerika'da ve birbirine oldukça yakın tarihlerde.
İşte burada doğal olarak şu soru ortaya çıkıyor.
Salt Lake City kampından sonra sporcular neden yeniden Türkiye'ye dönüp kısa süre sonra tekrar Kuzey Amerika'ya gidecek?
Elbette bunun teknik, sportif veya başka bir gerekçesi olabilir.
Belki Türkiye'de yapılması gereken özel bir çalışma vardır.
Belki ekipman, sağlık veya başka bir zorunluluk söz konusudur.
Bunları bilmiyoruz.
Tam da bu nedenle soruyoruz.
Çünkü milli takım planlamasında bu soruların cevabı mutlaka olmalı.
TÜRKİYE → AMERİKA → TÜRKİYE → KANADA
Bu rotanın karşısında başka bir ihtimal de düşünülemez miydi.
Türkiye → Amerika → Kanada → Kanada- Türkiye
Salt Lake City'den Vancouver'a geçmek, ardından Montreal'e devam etmek.
Bu seçenek elbette kendi teknik ve mali hesabını gerektirir.
Ancak mesele zaten tam olarak bu alternatifler masaya yatırıldı mı?
Çünkü seyahat planı sadece uçak bileti değildir.
Sporcunun toparlanmasıdır.
Uyku düzenidir.
Antrenman sürekliliğidir.
Yarışa adaptasyondur.
Elbette kamu kaynağının nasıl kullanıldığıdır.
Bunu da düşünmeden geçemiyorum… Acaba idareci, yani belki bir iki idareci de katılacaktır kafileye… Onun için de dönmüş olabilir.
Öyle de olmalı ama Milli Takıma Kanada’da katılabilirler de…
KİMSEYİ SUÇLAMADAN BİRKAÇ SORU SORALIM TEKNİK KURULA YÖNETİCİLERE!
Erzurum kampının hedefi ne?
Dresden'in hedefi ne?
Salt Lake City kampının hedefi ne?
Bu üç kamp birbirinin devamı mı?
Program Vancouver ve Montreal yarışları dikkate alınarak mı hazırlandı?
Salt Lake City sonrasında Türkiye'ye dönüşün teknik gerekçesi nedir?
En önemlisi bu seyahatlerin sporcuların toparlanmasına ve yarış performansına etkisi hesaplandı mı?
Bunlar suçlama soruları değil, spor yönetimi soruları.
Çünkü artık “ShortTrack'ta yalnızca kaç kamp yaptık?” sorusunun yeterli olmadığı bir yerdeyiz.
Türkiye iki olimpiyat gördü.
Dünya Şampiyonası'nda madalya gördü.
Şimdi hedef yalnızca yarışmaya katılmak değil, yarışmaya en doğru şartlarda ulaşmak olmalı.
Sporcu nereye gidiyor? Bu elbette önemli.
Belki daha önemli soru şu.
Sporcu oraya hangi durumda ulaşıyor?
Sonunda insanın aklına ister istemez tek bir soru geliyor.
BAŞARIYA ORTAK, BAŞARISIZLIĞA KİM ÜSTLENECEK?
Federasyonda ShortTrack’tan sorumlu yönetim kurulu üyesi olduğum dönemde teknik heyete hep şunu söyledim.
Başarılı olursak hep birlikte başarılıyız.
Ancak başarısız olursak, bunun teknik sorumluluğu teknik kurul ve teknik ekiptedir.
Çünkü biz yönetim olarak üzerimize düşeni yapıyorduk.
İmkânları oluşturduk, gerekli desteği verdik.
Sonuçta Türkiye, ShortTrack tarihinde ilk kez Olimpiyat kotası aldı ve ülke tarihinde Kış Olimpiyatları tarihimizde Olimpiyat 6.’lığı elde etti.
Sonrasında başarılar katlanarak devam etti.
Bugün de aynı anlayış geçerli olmalı.
Başarı geldiğinde herkesin ortak olması doğaldır.
Peki başarısızlık geldiğinde sorumluluk neden ortadan kalkıyor?
Yönetim imkânları sağlar teknik kurul planlar, uygular ve sportif sonuçtan sorumludur.
Bu nedenle artık sadece -Ne kadar kamp yaptık?- diye değil, -Bu planın sportif hedefi ne ve sonuç alınamazsa bunun teknik sorumluluğunu kim üstlenecek?- diye sormamız gerekiyor.
Biz gerçekten bir Milli Takım programı mı yapıyoruz, yoksa Milli Takımın bavullarını mı hazırlıyoruz!


