BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Sol Ayağın Senfonisi: Yalçın Kıldıran 

Ziya Ulaş

Abone OlGoogle News
05 Aralık 2025 17:13

Sevgili spor dostları, değerli Kocaelispor sevdalıları… 
Bugün yine nostaljik bir yolculuğun kapısını aralıyoruz. Yine kalemimin ucunda yeşil-siyah bir hikâye, yine bir dönemin ruhunu taşıyan bir isim var. Bu kez, sahadaki mücadelesiyle, insanlığıyla, duruşuyla gönlümüzde özel bir yer edinen Yalçın Kıldıran’ın izlerini takip edeceğiz. Onu anmak, aslında bir dönemi, bir şehrin futbol hafızasını yeniden yaşamak demek. 

Ben Ziya Ulaş… 80’li yıllardan bu yana bu şehrin spor nabzını tutan bir spor muhabiri olarak bugün sizlere “Kıldıran Reis”in tertemiz hikâyesini aktarmak istiyorum. 

Tavşanlı’dan doğan bir sol ayak mucizesi 

30 Nisan 1969’da Kütahya’nın Tavşanlı ilçesinde dünyaya gelen Yalçın, futbola adeta sol ayağıyla mühürlü bir çocuktu. Babası Emin Kıldıran’ın Almanya’da Bayern antrenmanlarına gidip Paul Breitner’le tanışacak kadar futbola sevdalı oluşu, Yalçın’ın kaderini de şekillendirdi. 13 yaşında gol kralı olan, 45 metreden attığı golle İnegöl’ü şaşkına çeviren o genç çocuk, büyük paraları elinin tersiyle itip annesinin “Oğlum yalnız kalır” sözüne kulak verecek kadar da aileye bağlıydı. 

Profesyonel sahneye adım attığı ilk yer TKİ Tavşanlı Linyitspor oldu. Mücadeleyi seven, oyuna saygılı, yürekli bir gençti. Zaten o karakter, yıllar sonra İzmit’in de gönlüne kazınacaktı. 

İzmit'le kesişen kader 

1986’da yolu Kocaelispor’la kesiştiğinde, aslında hayatının en büyük durağına gelmişti. İzmit, kısa sürede onun ikinci memleketi oldu. Yeşil-siyah forma ise bir sporcu giysisinden çıkıp onun kimliğine dönüştü. 80’lerin sonu, 90’ların başı… Sanayi kentinin sisli sabahlarında İsmetpaşa’ya çıkan takımın en güvenilir isimlerinden biriydi Yalçın. Orta sahanın yükünü taşıyan, sol kanada nefes veren bir emek savaşçısı… 

Her pası alın teriydi. Her koşusu, tribünlerde yankılanan o eski İzmit uğultusuna yazılmış bir notaydı. Onun sol ayağı sadece bir vuruş değildi; bir senfoniydi. 

Zaferlerin ve hüzünlerin adamı 

1991-92 sezonunda gelen 1. Lig şampiyonluğu, Yalçın’ın emeğinin en güzel karşılığıydı. Ama Kocaelispor tarihinin en özel sayfalarından biri olan 1996-97 Türkiye Kupası zaferi, onun için hem mutluluğun hem kırgınlığın adıdır. 

İsmetpaşa o gün finale hazırlanırken, takımın yıllarca yükünü sırtlayan Yalçın, Holger Osieck tarafından kadroya alınmamıştı. O yüzden kupanın kazanıldığı gece, takım coşku yaşarken Yalçın tesislerde tek başına, sessizce ağlıyordu. Yara, “oynamamak” değildi; “düşünülmemekti.” 

Prim listesinde adının bulunmaması, bayram arifesinde cebine sıkıştırılan parayla yapılan onur kırıcı davranış… Bunların hepsi, futbolun bazen ne kadar acımasız olabildiğinin göstergesiydi. Yalçın’ın parayı hocasının yüzüne fırlatması bir isyan değil, bir onur savunmasıydı: “Benim değerim bu değil!” 

O final gecesi yaşananlar ise onun karakterini özetliyordu. Tartışmalı penaltı kararı sonrası takım madalyaları alıp almamayı düşünürken ayağa kalkıp şu cümleyi kurdu: 

“Hayatımızda kaç kez Cumhurbaşkanlığı finali oynadık? 
Büyüklük bizde kalsın. Başımız dik çıkalım.” 

Takım sahaya çıktı, madalyalar alındı. Ve Yalçın, hocasına küfreden Hagi’nin boğazına yapışacak kadar da değerlerine sahip bir adamdı. 

Mücadele sadece sahada verilmez 

5 Kasım 2000’de İzmitspor formasıyla futbolu bıraktı ama hikâyesi bitmedi. Teknik adamlık serüveni başladı, gençlere hem futbolu hem mücadele etmeyi öğretti. Ancak hayat, sahadaki rakiplerden daha ağır bir sınav hazırlamıştı ona. 

26 Aralık 2014’te bir iş kazası sonucu sağ bacağını kaybetti. 108 kırık… Bir insanın taşıyabileceği en ağır bedellerden biri. Ama o hiç pes etmedi. “Ayağımı kaybettim ama ruhumu kaybetmedim” dedi adeta. 

Ve sonra futbol camiasının o merhametli yüzü ortaya çıktı. Fatih Terim’den Alper Boğuşlu’ya kadar yüzlerce insan, hatta memleketin dört bir yanından dua edenler… Hikmet Karaman’ın “Sana ne lazım?” diye uzanan eli… Dünyanın en iyi protezine kavuşmasına vesile olan iyilik kervanı… 

Hakan Ünsal’ın öncülüğünde bağlanan maaşı, Doğantepespor’da çalışmaya başladığı gün “Ben kendi emeğimle kazanıyorum” diyerek kestirmesi… İşte tam da bu yüzden Kocaelispor camiası ona her zaman “Reis” dedi. 

Son düdük 

Yalçın Kıldıran, uzun süredir verdiği kanser mücadelesinin ardından 16 Haziran 2023’te, doğduğu topraklarda sonsuzluğa uğurlandı. Ardında kupalardan çok daha değerli bir miras bıraktı: 

Onur, sadakat, emek ve adamlık… 

Bugün İsmetpaşa’nın yıkılan tribünlerinde rüzgâr hafifçe eserse, o rüzgâr hâlâ “Reis buradaydı” der. 
Ve o ses, yeşil-siyah formanın içinde atan her kalpte yaşamaya devam eder. 

Allah rahmet eylesin Kıldıran Reis… Mekânın cennet olsun. 
Yeşil-siyah sevdana selam olsun. 

Bir dahaki nostaljide görüşmek üzere… 
Kalpleriniz yeşil-siyah atsın. 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Ziya Ulaş

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları