BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

KARAMÜRSEL SEPETİ Mİ SANDIN?” DİYENLERİN SEPETİNE BAKINCA HAK VERİYORSUNUZ

Zeynep Tepe

Abone OlGoogle News
24 Nisan 2025 21:12

Geçtiğimiz günlerde okuduğum bir haber beni hem gülümsetti hem de düşünmeye itti. Konu, çocukluğumdan beri duya duya büyüdüğüm o meşhur deyimle ilgiliydi: “Karamürsel sepeti mi sandın?” Bu söz hepimizin dilinde dolanır ama hikâyesini bilen pek azdır. Ben de bir Kocaelili olarak bu deyimin ardındaki hikâyeyi biraz eşeledim, araştırdım ve ortaya gerçekten kıymetli bir kültür mirası çıktı.

Karamürsel Sepeti... Adı sade, kendisi zarif. Yalnızca bıçakla, hiç çivi ya da yapıştırıcı kullanılmadan, kestane ve fındık dallarından örülen bu özel sepet; el emeğinin, sabrın ve ustalığın simgesi. Ama onu bu kadar özel kılan sadece yapım tekniği değil, aynı zamanda taşıdığı anlam.

Rivayet o ki, Sultan Abdülaziz Hereke’ye geldiğinde kendisine Karamürsel sepeti içinde kiraz ikram ediliyor. Sepet küçük görünüyor, ama içinden dökülen kirazlar bir gümüş tepsiyi doldurunca herkes hayrete düşüyor. İşte o an, halkın diline düşen bu deyim doğuyor: “Karamürsel sepeti mi sandın?” Yani görünüşe aldanma, içi göründüğünden çok daha dolu olabilir.

Ve düşünün ki bu deyim, sadece bir sepetten değil; aynı zamanda Anadolu insanının zekâsından, gözlem gücünden ve diliyle kurduğu o eşsiz mizah anlayışından doğmuş. Bugün bile birinin iç dünyası, bir olayın derinliği ya da küçümsenen bir şeyin aslında ne kadar değerli olduğunu anlatmak için bu sözü kullanıyoruz.

Ben bu hikâyeyi okuyunca kendi kendime sordum: Kocaeli olarak bu kadar güçlü bir kültürel öğeye gerçekten sahip çıkabiliyor muyuz? Karamürsel Sepeti gibi el sanatları artık neredeyse yok olma noktasına gelmişken, biz bu zanaatı yaşatmak için ne yapıyoruz?

Her biri usta ellerde, sabırla örülen bu sepetler sadece birer eşya değil; geçmişle bugün arasında kurulan bir köprü, bir kültürel hafıza. Belki de yerel yönetimler, kültür müdürlükleri, halk eğitim merkezleri bu konuda daha fazla projeye imza atmalı. Sepet atölyeleri kurulmalı, genç kuşaklara öğretilmeli. Çünkü bu sadece bir zanaat değil, aynı zamanda bizim kimliğimizin bir parçası.

Karamürsel sepetine sadece bir “eski eşya” gibi bakmak, onu sadece vitrine koyup nostaljiyle yetinmek bize yakışmaz. Ona yeniden hayat vermeli, onu yeniden halkla, özellikle de gençlerle buluşturmalıyız.

Unutmayalım: Kültür, sadece geçmişin izini sürmek değil; onu bugünde yaşatabilmektir.

Ve belki de biz Karamürsel sepetini yeniden anlamaya başladıkça, “Karamürsel sepeti mi sandın?” deyimi sadece bir laf değil, bir farkındalık cümlesi olacak.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Zeynep Tepe

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları