Pide fiyatları 250 TL’yi bulabilir
Tuğrul Kırankaya
“Yarım asrı bulan gazetecilik hayatım boyunca pek çok kez ekmek zammı haberi yazmak zorunda kaldım…
250-300 gramlık ekmeğin 50 kuruş olduğu günleri bilirim…
Türk halkının en temel gıda ürünü, herkes için olmazsa olmaz olan ekmeğin fiyatına yeni bir zam daha geliyor…”
İsmet Çiğit bugün hayatta olsa böyle yazısı başlar ve Ramazan ayında fırıncıların altlarına çekeceği yeni Mercedeslerin siparişlerini şimdiden verdiğini kente ilan ederdi.
“Şimdi pide fiyatına zam geliyor ve ben fırıncı esnafı için tek kelime kötü laf edemiyorum. Çünkü bu zamdan fırıncının hiç mi hiç kabahati yok…” diye de ekler, Sezar’ın hakkını Sezar’a iade de ederdi.
Fırıncılar odasının yaptığı açıklama da;
“Pide fiyatlarımız kg fiyatı 100 TL, 300 gr pide 30 TL, 600 gr pide 60 TL olarak alınmıştır” diye özellikle belirtildi.
Ama bizler biliyoruz ki;
İftar vaktine yakın saatlerde, çiftli ve yumurtalı diyerek 250 TL’den bize pideyi dayayacaklar.
İster al, istersen alma kardeşim durumuna getirecekler.
Ramazan ayı boyunca içli pide fiyatlarını düşünmek ve hesaplamak bile istemiyorum. En az 1.000 TL, 1.500 TL’den aşağı olacağını da tahmin etmiyorum.
Bir de işin içerisine pastırma ve kavurma girdiğini düşünürseniz, hakkımızda hayırlısı demek istiyorum.
Ramazan geliyor diye şimdi aklınıza gelen her ürüne zam yapacaklar. Benzin ve mazota da haliyle…
Peynire, zeytine, peçeteye, havlu kağıda, tabak, çanak, meyve, sebze ama bilimum her bir şeye hem de…
İsmet abi bugün hayatta olsaydı eğer, yazıyı da böyle bitirir ve gerçekleri ortaya sererdi diye düşünüyorum.
“Tekrar belirtiyorum. Bu zam nedeniyle fırıncıya kızmıyor, kızamıyorum.
Ama işin tuhaf tarafı şu: Bu ülkeyi bu hale getiren, bu ülkeyi dünyadaki en kötü, en batık ekonomiye mahkum eden siyasi anlayışa, bu ekmeği üreten fırıncılar da, bu ekmeğe en çok muhtaç olan dar gelirliler de ne acıdır ki her seçimde oy veriyor.”
Ne kadar doğru aslında geçmişte bahsettikleri, ne kadar da isabetli. Yıllardır hiç değişmeyen ama hiç kimsenin de ortaya çıkıp değiştirmeye çalıştırmadığı bir gerçek yazdıkları.
Halk ekmek yok bu kentte. Fırıncının karşısında tek bir söz söyleyen yok.
Büyükşehir Hızır-41 üzerinden üretim yapıp, bir şeyler ortaya çıkarmak için uğraşıyor ama yeterli olmadığını herkes biliyor ve görüyor.
İzmit Belediyesi her seçim döneminde Halk Ekmek diye ortaya çıkıyor, sonrasında hiç bahsini dahi etmiyor.
Şimdi bizimkiler, Viyana’ya heyet gönderip, Opera Binası incelemesi yapmak için meclisten karar alacakmış.
Gönderecekleri insanlar bugüne kadar hiç operaya, tiyatroya, sinemaya gitmiş mi?
İnşaattan veya başka bir işten anlarlar mı?
Orası da meçhul…
Biz toplum aç, muhtaç diye yanıp tutuşsak da, bir adım ileri gidememekten sıkılmadıkları besbelli.
Ne diyelim. Ne söyleyelim daha gerçekten bilmiyorum.
Biraz dönüp aynaya bakmalı ve öncelikle kendimize çekidüzen vermeye çalışmalıyız.
Aydınlık olmak, aydınlık gözükmek için önce herkese aynı mesafede yaklaşmaya çalışmalı, insanlara yararlı işler yapmak için uğraşmalıyız.
İzmit’te bulunan spor alanlarını otoparklara peşkeş çekip, yeşil alanların kullanılmasını engellemeye çalışıp mı bu kente hizmet etmek için uğraştığınızı iddia ediyorsunuz.
“Opera binası yapmak mı? Siz kim, Opera kim?” demek geçiyor aklımdan.
Önce İzmit Belediye Kadın Basketbol takımının borçlarını ödeyin. İzmit’te gençlerin oyun sahaların geri verin. Her boş bulduğunuz yeri gelir olarak kaydetmeye çalışmaktan vazgeçin.
Tuvaletler ücretsiz diye böbürlenirken, her tarafı ücretli otoparka artık çevirdiğinizi görmelisiniz.
Mahallelerde bulunan spor sahası olarak kullanılmak için terk edilmiş alanları, otopark olmaktan kurtarmalı ve gençlerin kullanması için geri kazandırmalısınız.
Bu kentte gülümseyen ve mutlu büyüyen çocuklar, gençler olmasını sağlayın.
Başka da hiç bir şey yapmayın.
Benden söylemesi.

