Özgür Kitap
Tuğrul Kırankaya
Merhum İsmet Çiğit’in 7. gün okumasını yaptık. Dualarımızı ettik. Hayırlarına vesile olması adına yemeği ve lokumunu dağıttık.
Şimdi 40’ını bekliyoruz. Ne yaparız, İsmet abiye yakışır ne dağıtabiliriz diye konuşup, aramızda tartışıyoruz.
Rahmetli yemeği ve içmeyi çok severdi. Her fırsatta masa ortamlarına katılmayı, sevdiği mekanlara gitmeyi planlar ve uygulamaya geçirirdi.
Uzun yıllar çarşamba günleri haftalık izinlerini kullanmış, bizlere de bunu uygulamamızı tavsiye etmişti.
Kandıra tarafına gidilecekse mutlaka Kerpe’de Karagöz restorana, Gölcük – Karamürsel tarafına gitmemiz gerekirse kesinlikle Coşkun Balık lokantasına uğramalı ve günü bu mekanlarda tamamlamalıydık.
İstanbul tarafında da belirlediği ve sevdiği mekanları vardı tabi ki, bu konuda Can Çiğit’ten destek alır, hesapları da ona kilitlemekten de çok büyük keyif duyardı.
Yemeyi içmeyi, yedirmeyi içirmeyi çok severdi rahmetli.
Emekli maaşına zam geldiğinde, bayram ikramiyesi yattığında Zerrin ve beni yemeğe çıkartmak en büyük keyfiydi.
Bir seferinde Marina da Yakup Reis’e götürmüştü, hesap istediğinde gelmeyince bana çok kızmış, “Neden böyle yapıyorsun, ben ödeyeceğim hesabı” diye de fırçasını yine atmıştı.
Daha sonradan öğrendik ki, hesabımızı Fuat abi (Taşer) ödemiş ve arayıp teşekkürümüzü beraberce ettik.
Yazısını kaç kişinin okuduğunu hiç takip etmez, araştırmazdı. Ama bir yazıyla ilgili bize ne kadar hızlı dönüş yapılırsa bu durumdan çok keyif alırdı. Haberin yerine ulaşma hızına özellikle dikkat eder ve bu şekildeki haberlere çok daha fazla önem verirdi.
Gazeteci doğmuştu İsmet abi, babadan gazeteciydi. Bize anlatılanlar kadarıyla, Dündar Çiğit’ten aldığı bayrağı, çok daha ileriye taşımış, zirveye çıkarmıştı.
Seveni kadar, sevmeyeni, hiç çekemeyeni de vardı haliyle, hele İzmit’te…
Kendisinden randevu alamayacak, görüşmek istese dahi ulaşamayacak tiplerin ağzına düşmüştü bir kere…
Hayattayken hakkında tek satır yazı yazamayanlara da artık gün doğmuştu.
Yazsınlar, çizsinler bakalım. Arkasından neler anlatacak, ne yalanlar uyduracaklar.
Bizim tanıdığımız, bizim kalemine ve fikirlerine güvendiğimiz Çiğit ile onların şizofren dünyalarında ne farklılıklar var. Hep birlikte okuyacağız.
Ama hiçbir zaman bunları yazanlara itibar etmeyecek, adam yerine de koymayacağız.
Bizler dünden itibaren usta olmadan işimize bakmaya başladık. Bize emanet ettiği Mavi Kocaeli Gazetesi’ni en yukarı çıkarmaya çalışacağız.
Ustamız İsmet Çiğit’ten öğrendiklerimize kendi fikir ve görüşlerimiz katmaya devam edeceğiz.
Ondan aldığımız bayrağı hiçbir zaman yere düşürmeden, mümkün olduğu kadar yukarıda tutarak görevlerimizi yapacağız.
Onu anlatacak, onu yazmaya devam edeceğiz.
İsmet Çiğit yokken, İsmet Çiğit’in fikirlerini, gazeteciliğini, hayata bakışını sizlere aktarmaya çalışacağız.
Kenttin nasıl hafızası olduğunu, onu bu serüvene birlikte başladığı arkadaşlarından dinleyerek, yazılarımıza konuk alacağız.
Ailesinden eşi, çocukları, gelinleri ve torunundan dinleyecek, sizlere onların gözünden ustayı tanıtmaya çalışacağız.
Kafamızda çok planlar ve daha da çok konular var.
Arkadaşlarına gidip, çat kapı videolar çekecek ve sizlerle sansürsüz paylaşacak, ulaştıracağız.
En yakın siyasetçi dostlarına mikrofon uzatacak, bugüne kadar İzmit için, Kocaelispor için neler yaptığını öğreneceğiz.
Belki artık bedenen bizlerle değil.
Belki bir daha da hiçbir zaman karşılaşmayacak, görüşemeyeceğiz.
Ama İsmet Çiğit hakkında bilinen ne varsa, konuşulan ne varsa siz değerli okurlarımıza hiç tereddüt etmeden aktaracak, beğenilerinize sunacağız.
Belki onun kalemi gibi akıcı, aydınlatıcı, hiciv dolu olmayacak. Belki okurken hem düşündürüp, hem de güldürmeyecek. Belki hep bir tarafımız eksik, her günümüz İsmet Çiğit’siz olmaya da devam edecek.
Ne yapalım diyecek, hayatın gerçekleriyle de yüzleşeceğiz.
Bu kadar çabuk bu dünyadan göçüp gitmesin, daha sağlıklı ve çok konforlu yaşasın diye verdiğimiz mücadeleyi dostlarımızın hepsi yakından biliyorlar.
Şimdi de İsmet Çiğit olmadan, onun hayatını okumaya hazır olsunlar.
İlave edeceğim bir konu da, yine okurlarına sürprizini yaptı ve kendi kaleme aldığı “Özgür Kitap” bıraktı.
Zerrin Çelik’e teslim etti. Özgür Kocaeli Gazetesi günlerinden, satılışı ve satılışından işi bıraktığı güne kadar geçen hikayesini anlatıyor. O kadar çok şey sığdırmış ki kısacık ömrüne, hayret edeceksiniz.
Keyifle Özgür Kitap’ı okuyacağınıza eminim.
Pek yakında…
Benden söylemesi.

