BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

İsmet Çiğit’in adını yaşatmalıyız 

Tuğrul Kırankaya

Abone OlGoogle News
18 Ocak 2026 14:11

İsmet Çiğit’in vefatının üzerinden 15 gün geçti. Halen bir şeyler öğrenmeye, yeni olaylar duymaya devam ediyoruz.  

İlk olarak Hurşit Güneş’i misafir olarak kamera önüne aldık ve hatıralarını dinledik. Bugünkü gazetemiz de özel röportajı okuyabilirsiniz. 

Yalçın Kuşkan’ın herkese rağmen CHP İl Başkanı olmasının İsmet Çiğit sayesinde gerçekleştiğini anlattı. Parti üyesi bile değilken, kendisiyle birlikte birkaç kişinin de aynı durumda olmasına rağmen CHP il başkanı ve yönetime nasıl girdiklerini anlattı. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun ilimizde katıldığı bir toplantıda İsmet Çiğit’in nasıl elini kaldırdığını ve kendisini Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olması için öne attığını gülerek bizlere aktardı. 

Kafasına koyduğu her şeyi iğne oyası gibi işleyerek yazılarında nasıl ön plana çıkarttığını tarif etti. 

Her ikisinin de soy isimlerinin öneminin çok farkında olduklarını ama Çiğit’in aileden aldığı bayrağı çok daha ileriye taşıdığını bizlere izah etti. 

Birçok anı, birçok diyalog ve görüşmelerini anlattı. Bir dostunu, gerçek bir arkadaşını kaybetmenin üzüntüsü içerisinde olduğunu hepimize aktardı. 

Daha sonra Hayrettin Albayrak ve Uğur Uludağ ile birlikte İsmet Çiğit’i konuştuk, yaşanan diyaloglarını dinledik. 

Uzun yıllar beraber çalışmış, çok uzun seneler dirsek çürütmüş iki isim Hayrettin ve Uğur abi. Son zamanlarda Uğur Uludağ ile tekrar beraber çalışmıştı Çiğit, ilk günkü heyecanı ve enerjisini yine Uğur hocaya aktarmıştı. İsteklerini teker teker sıralamış, büyük maçlar öncesinde neler istediğini tarif etmişti. 

Hastanedeki yatağından bile arayıp, maçları takip ettiğini, arayıp bilgi verdiğini anlattı. Uğur hocanın eşi Aynur hanımdan Şehir Hastanesi’ne üzümlü kek istemiş ve afiyetle de yemişti. 

Şu anda ofisimizin buzdolabında duran haşhaşlı revani tatlısını da, iyileştikten sonra yemeği istiyordu. Aynur Uludağ, Çiğit’in anısına yapıp göndermiş, sağ olsun. Yine çok güzel ve lezzetli olmuş. Ellerine sağlık diyelim. 

Daha sonra Mehmet Açık’a mikrofon uzattık, İsmet Çiğit’i sorduk. Efsane bir video ve hatıra ortaya çıktı. Gerçekten İsmet abiyi anlatan diyalog ve hatıralardı. Açık’ın düğünü öncesi adeta baltayı taşa vurmuş ama durumu da yine kendi güzelliğiyle ortadan kaldırmayı başarmıştı. 

İsmet Çiğit çok doğal ve daha çok güzel adamdı. Her aklına geleni, geldiği gibi söyler, sonra da ortaya çıkabilecek aksi durumlarla da mücadele etmesini bilirdi. 

Sefa Sirmen’in, İbrahim Karaosmanoğlu’nun özelde söylediklerini defalarca yazmış ama sonrasında aslında onu demek istemedi, şöyle demeye çalıştı diye günlerce makalelerinde düzeltmeye çalışmıştı. 

Hiçbir lafını saklamaz, direk sahibinin yüzüne söylerdi. 

Güngör Arslan ile ayrılmayı kafasına koymuştu. Güngör abi cezaevine alınınca bunun doğru olmayacağını düşünmüş ve 7 ay daha devam etmişti. Çıkana kadar hiç sesini çıkarmadı. İşini olduğundan daha fazla ve daha iyi yapmaya özen gösterdi, adeta cezaevindeyken Güngör Arslan’a sahip çıktı. 

Güngör abi cezaevinden çıktıktan birkaç gün sonra “Toplantı yapalım, yanımızda Tuğrul ve Erkan da olsun. Konuşacaklarım var” dedi. Bir süre sonra, günün erken saatlerinde, Güngör Arslan’ın odasında toplandık. 

Nasılsın, iyi misin faslı çabuk bitti. İsmet abi sazı eline aldı. Çok fazla da uzun konuşmadı. Sadece lafa başlarken “Güngör, senin köpeğinin masrafı bile benden fazla. Bu birliktelik olmadı. Ben çok büyük sıkıntılar çekiyorum. Daha fazla devam etmeyeceğim. Evde ailemin yüzüne bakacak halim kalmadı” dedi. 

Ve yaşadığı sıkıntıları, ekonomik dar boğazını aktarmaya başladı. 

Benim tereddütüm, Güngör abinin de aynı tarz ve üslup ile cevap vermesi halinde ne yapmam, nasıl davranmam konusundaydı. Kime ne diyecek, ne yapacaktım. Sadece bunu düşünüyor ve izlemeye devam ediyordum. 

Güngör abi, kıpkırmızı oldu. Ağzını hiç açmadı. Önündeki kağıtları topladı. Onları düzenledi. Dinledi ve sadece dinledi. 

Toplantı bitti ve herkes görevine geri döndü. 

Şaşkınlık içerisindeydim. Bu kadar sert ve ters iki kalemin kavgasının adeta ortasında kalmış, İsmet abiyi dinlemiştim. 

Bir süre daha çalışmaya devam ettik ve İsmet Çiğit’i kendi ellerimizle başka bir internet sitesine gönderdik. İstemesek de, hiç arzu etmesek de en doğru olanının böyle olması gerektiğine karar vermiştik.  

Daha sonra 1 yıla yakın İsmet abiyle ayrı gazetelerde ama her gün görüşerek, yazdığımız yazıları tartışarak geçirdik. Sonrasında da Son Kale Gazetesi’nde tekrardan bir araya geldik. 

Daha sonraki süreci defalarca yazdım ve aktardım.  

Cuma günü 16 Ocak Basın Onur Günü’nde Metin Karan’ın 50. meslek yılının anısına düzenlenecek törende yayınlanmak üzere İsmet abiden sunum istemişlerdi. Beraber çektiğimiz en son ve en anlamlı yayın da bu oldu sanırım. Mikrofonun arkasında, İsmet Çiğit’in karşısında olmaktan duyduğum mutluluğu bugüne kadar hiçbir zaman duymadım, bundan sonra da o duyguyu yaşayamayacağıma da eminim. 

Güzel bir hatıra ve anıyı da Metin Karan için bıraktık diyebilirim. Yıllar sonra, bu çekimi bir yerlerde izlediğimde, kameranın arkasında olduğumu bilmem bile tüylerimi diken diken edecektir. 

Güzel işler, güzel yayınlar yaptık birlikte, şimdi İsmet abinin yokluğunda omuzlarımızdaki yükler daha da ağır olsa da… 

İyi işler çıkarmaya, gerçek ve doğru gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. 

Çiğit’in bize gösterdiği yoldan, öğrettiği biçim ve şekilde kalmaya devam edeceğiz. 

Bu işe başlarken, siz değerli okurlarımıza verdiğimiz İzmit’in en iyi gazetesi olmak için mücadele edecek ve başaracağız. 

Daha çok okunur, daha da çok görünür olacağız. 

Gazete ve doğru haber dendiğinde ilk akla gelen Mavi Kocaeli Gazetesi olarak kalmaya devam edecek, çok daha ileriye bayrağı taşımak için mücadelemize devam edeceğiz. 

İsmet Çiğit defalarca “Benden önce vefat edersen, senin nasıl bir adam olduğunu anlatır ve bu kentte heykelinin dikilmesini sağlardım” sözünü havada bırakmadan görevimize devam edeceğiz. 

Bu kentte bir heykel dikilecekse, o heykelin İsmet Çiğit heykeli olması için her fırsatta fikirlerini, gazeteciliğini ve insanlığını okuyuculara aktaracak ve hep birlikte el ele mücadele vereceğiz. 

Benim heykel planı rafa kalktı, İsmet Çiğit’in heykeli ve adının yaşaması için hep birlikte hareket etmeli, bu yolda çalışmalı ve her önümüze gelen fırsatta anlatmalıyız. 

İzmit’te bir İsmet Çiğit doğdu. 

İzmit’te bir İsmet Çiğit yaşadı. 

İzmit’te bir İsmet Çiğit vefat etti. 

İzmit’te İsmet Çiğit adını ölümsüzleştirmeli ve bizden sonra gelecek nesillere de örnek olmasını sağlamalıyız. 

Hepimiz kendimize yakışanı yapmakla sorumlu ve görevliyiz. 

Benden söylemesi. 

 

 

 

 

  

  

 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Tuğrul Kırankaya

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları