BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Çalışmak, daha da çok çalışmak 

Tuğrul Kırankaya

Abone OlGoogle News
09 Şubat 2026 18:02

Ülkemizdeki ekonomik durumlar malumunuz üzere… 

Emekli de, zengini de, fakiri de çalışmak ve para kazanmak zorunda. 

Nefes almak için, temel ihtiyaçlarımızı karşılamak için bile çalışmaya mecbursunuz. 

Hiç kimsenin geliri, giderlerini karşılayabilecek halde ve durumda değil. (Hiç kimsenin derken azınlık bir güruh hariç tabii…) 

Onlar çalışmaktan zorunda değiller, musluğun başını tutmuşlar. İşin kötü tarafı hep böyle kendilerine doğru akmaya ve onların kovaları her zaman dolup taşmaya devam edecek sanıyorlar. 

Bizler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak çalışmak, çalışmak ve daha da fazla çalışmak zorundayız. 

Ailemize, bakmakla yükümlü bulunduğumuz eş ve dostumuza, gerçekten yardıma muhtaç durumda bulunanlara destek olmak için daha, daha da fazla çalışmak zorundayız. 

Bir iş yetmiyorsa iki iş, onunla da yettiremiyorsak ek birkaç iş daha… 

Tatil falan haram bizlere, aklınızdan bile geçirmeyin sakın. 

Günü birlik tuzlu suya girebilirseniz, belki şimdileri karda yuvarlanabilirseniz ne mutlu sizlere. 

Elimize geçen ücretlerle, öncelikle ev ve dükkan kirası, elektrik, su, doğalgazı ödemek, sonrasında da geçinmek için dua etmek zorundayız. 

Tekirdağ milletvekili çıkıp 500 bin maaş yetmiyor diyor ve hepimizle biraz da olsa maytap geçiyor aslında. 

Türkiye’nin belki de yarısından çoğu 20 bin lira emekli maaşı, 28 bin lira asgari ücretle geçinmek için uğraşıp duruyor. 

Pazara akşam çürükleri toplamaya çıkıyor. Fırında askıda yahut bir gün önceden kalan bayat ekmek kovalıyor. 

Kasabın, manavın etrafından bile geçmiyor. 

Tatlı, tuzlu zaten zararlı. 

Hastaneden randevu alabilirse, bir de gerekli olan ilaçları doktora yazdırıp eczanede bulabilirse, 

Eşine ve çocuğuna harçlık vermeden evden çıkabilirse, 

Akşama kadar yediği simit ve içtiği çaya para da hiç kimse istemezse… 

Gül gibi geçinir gideriz aslında. 

Araba yok, 65 yaş üzeri bedava toplu taşıma var. 

Et, tavuk yok, bol bol makarna var. 

Ülke de futbol yok, bir de federasyonu falan var. 

Abuk sabuk maaşları, her vilayette Gençlik Spor İl Müdürlükleri, ilçeleri, personelleri var. 

Havaalanında trafik polisleri var mesela, devletin memurları insanları 24 saat ücretli havaalanı otoparkına yönlendirmek için anons yapıyor ve görev yapıyor. 

Bir yere uçacak olan eşini, dostunu veya bir arkadaşını bırakmaya ya da geri gelen kişiyi almaya gittiğinde 5-10 dakika bekleme yapmana engel olmaya çalışıyor, otoparka girmen için devletin resmi araçlarını ve memurlarını kullanmaktan hiç çekinmiyorlar. 

Anonslar, sirenler, trafik polislerinin uyguladığı tacizler peş peşe… 

Arabayla 5-10 dakika gelen yolcusunu beklemeye çalışan da bu ülkenin vatandaşı, onu fahiş fiyatlı otoparka sokmak için uğraşan da bu devletin maaşlı resmi personeli. 

Gel de çık işin içerisinden, anlat ülkemizde yaşanan çarpıklığı ve bozukluğu. 

Sonra bu ülkede sinirin bozma, agresif olma kimseye karşı diyorlar. Sakin olmamı ve sakin kalmamı tavsiye ediyorlar. 

Bana bunları söylüyorlar da, bu kadar çok kraldan çok kralcı ve menfaatçi varken, nasıl sakin kalayım. Nasıl görmezden gelmeye çalışayım. 

Öncelikle havaalanlarındaki fahiş otopark ve diğer ürünlerin satış fiyatlarını ülkemizle eşit tutmaya çalışalım. Otoparka girmeyi, uçak beklerken yemek yemeyi, bir bardak su içmeyi bile soygun olmaktan çıkaralım. 

Sonra herkesin otoparka girmesi gerektiğini hep birlikte konuşalım, anlatmaya çalışalım. 

Ama maaşı ülke hazinesinden alıp, otoparkçıdan alıyormuş gibi görev yapmak devletimizin güzide emniyet memurlarına da hiç yakışmıyor. 

Benden söylemesi.  

 

 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Tuğrul Kırankaya

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları