BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Acının tarifi yok 

Tuğrul Kırankaya

Abone OlGoogle News
05 Ocak 2026 18:02

2026 yılına üzücü başladık. 

Arkadaşım, dostum, beraber yol yürüdüğüm abim İsmet Çiğit’i kaybettik. 

İsmet abi sadece ailesine ve bizlere de ait asla değildi bu kentte... 

İzmit’te doğmuş, yaşamış her bireyin, Kocaelispor taraftarı olan herkesin sevgisini ve güvenini kazanmış bir kişiydi. 

Cumartesi akşam 16.45 civarında son nefesini verdi. Ebediyete göçtü, gitti. 

Medikal Park Hastanesi’nin morguna, en sevdiği soğuk ortama bedenin bırakıp daha da çok sevdiği evine geçtik. 

Tv’den maçları izlediği, bilgisayarından makalelerini yazdığı, en çok huzur bulduğu yuvası artık taziye eviydi. 

Akrabaları, komşuları, eş, dost ve arkadaşları vefat ettiğini duyan yakınları gelmeye başladı. 

Sabahı zor ettim. Erkenden Kent Mezarlığı’na gittim. İsmet abinin kayıt işlemlerini tamamladım. 

Can Çiğit aynı zaman içerisinde hastanedeki işlemleri tamamladı ve İsmet abiyi cenaze aracına bindirip, Kent Mezarlığı’na geldi. 

Hep birlikte araçtan indirdik, gasilhaneye girdik. 

Can ve benle birlikte iki hoca yıkama işlemlerine başladık. 

Abdestini aldırdık. Gülsuyunu döktük, sardık sarmaladık. 

Her zamanki gibi, misler gibi oldu. Yine soğuk olan yere yerleştirdik ve dışarı çıktık.  

Can ve Emir Çiğit’in arkadaşları, Yaşar Can ve Ufuk Turan Kent Mezarlığı’ndaydı.  

İsmet abinin arkadaşları Nazif ve Tuna Çanakçılı, Hazım Özbay da daha sonradan aramıza katıldı. 

Numan Uysal ve Mehmet Ali Karadaşlı hocalarım da İsmet abiyi hiç ama hiç yalnız bırakmadı. 

Saat 11.20 gibi tekrardan cenaze arabasına bindirip, Fevziye Camii’nin musalla taşına İsmet abinin naaşını indirdik. 

Orhan Dönmez’in getirdiği Kocaelispor bayrağını tabutunun üzerine sardık. 

Cenaze için gelenler, gelenler, gelenler... 

Adeta bütün İzmit oradaydı diyebilirim. 

Böyle bir cenaze ister, hep muhabbetini de ederdik rahmetliyle. 

İzmit’te böyle görkemli bir cenazeyi belki de uzun yıllardır görmemişti, yaşamamıştı. 

Kentin ihtiyacı olan da uzun zamandır zaten bu değil miydi? 

İsmet abinin tabutu Fikri Işık, Harun Yıldızlı, Hurşit Güneş, Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Nail Çiler’in omuzlarındaydı... 

Olması gereken, yapılması gereken de bu değil miydi? 

İsmet abi İzmitliydi. 

İsmet abi Kocaelisporluydu. 

İsmet abi önce insan, sonra gazeteciydi. 

Kimsenin ailesine, hiç kimsenin kötü yaşantısını makalelerine taşımamıştı. 

Belden aşağı vurmayı bilmez, özellikle de özen gösterirdi. 

Bana ilk verdiği öğüt; “Gazetecilik yapacaksan eğer bu işin namusu gazeteye alınan reklamlardır. 

Senin belirlediğin fiyatı veren ve kabul eden kim olursa olsun reklamını kullanmak zorundasın. Kilise de olur, masaj salonu da. Ben daima böyle yaptım. Bunu asla unutma.” 

Verdiği ikinci öğütte de, “Herkesin hayatı boyunca bir kez de olsa gazeteye çıkma hakkı vardır. Doğum olur, ölüm olur mutlak gazetede yayınlanacaktır. Haber olacaktır.” demişti. 

İsmet Çiğit İzmit’in tükenmez kalemiydi, hafızasıydı. 

Ömrünün tamamını bu kentte yaşamıştı. Çiğit ailesinin birikimlerine kendi yaşantısını da eklemiş bir ressamdı. 

Bir gün sohbetimizde, “Abi gazeteci olmasaydın eğer ne işle uğraşırdın?” diye sorduğumda “Şair olurdum” demişti. 

Elektronik ve Haberleşme Mühendisiydi ama eline kalemden başka bir şey almamıştı. 

“Babam istiyor diye okudum. Babam istiyor diye evlendim. Babam görsün diye de çocuk yaptım” anlatırdı. 

“Biz önce dostlarımız için varız, bu işi yaparken hiç bir İzmitliye zarar vermemek için özen göstermeliyiz” derdi. 

Kocaelispor için canını verir, herkesi karşısına alırdı. 

Sinirlendiği zaman o küçücük cüssesi, adeta dev gibi olur, avazı çıktığı kadar bağırırdı. 

Bugüne kadar tanıdığım en zeki insandı. 

Tek bir satır not almadan, 2 saatlik röportajı hiç bir detayı atlamadan yazardı. 

Ziyaretimize gelen misafirler daha bizden sonra gidecekleri yere ulaşmadan yazısının sayfa girmesi için yazar ve atardı. 

Herkese, her yaşa, her kişiye karşı saygılı ve oldukça kibardı. 

Yaşarken yazarak, çizerek anlattı. 

Giderken de hepimize nasıl insan olunması gerektiğini öğretti. 

Siyasi görüşmüş, hayat tarzıymış, falanmış filanmış. 

İnanırmış, inanmazmış. 

Namaz kılarmış, kılmazmış. 

İçki içermiş, içmezmiş. 

Sigaradan bahsetmeyelim bile. 

Önce insan olmak, sonra vicdanlı olmak ne imiş hepimize en baştan hatırlattı. 

Ben belki bugün gerçek bir dostumu, abimi kaybettim ama onun sayesinde birçok kişi ve kimlik kazandım. 

Hayatımın son gününe kadar taşıyacağım bir nüfus kazandım. 

Kendimi buldum, en çok da kendimi kazandım. 

Mekanı cennet, ruhu şad olsun. 

Benden söylemesi. 

 

 

 

 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Tuğrul Kırankaya

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları