BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Belki de düzlükten önceki son viraj

Tuana Yılmaz

Abone OlGoogle News
26 Aralık 2025 14:52

Belki farkında değilsin… Belki sadece yorgunluk sanıyorsun, belki içindeki ağırlığı “geçici” diye etiketleyip cebine sıkıştırıyorsun. Fakat gerçek şu ki, hayat bazen en büyük sessizliğini en keskin dönüşlerden önce verir. Ve sen belki de şimdi, düzlüğe varmadan önceki o son virajdasın. Hani direksiyonu biraz daha sıkı kavraman gereken, nefesini kontrol edip hızını doğru ayarlaman gereken, kalbinin göğsüne çarpmasını susturamadan ilerlediğin o kritik nokta var ya… İşte tam orası.

Çünkü virajın doğası değişiktir. Önü görünmez, yol çizgileri kaybolur, fren sesi kulaklarında yankılanır, iç seslerin birbiriyle kavga eder. Mantık temkinli olmanı ister, kalbin “dön artık” diye bağırır. Ve sen, tam da bu belirsizlikte, kendini olduğundan daha kırılgan hissetmeye başlarsın. Sanki bir adımın eksik, bir nefesin yarım, bir umudun sönmek üzereymiş gibi… Oysa değil. Hiçbiri değil. Bu sadece virajın sana sorusu: “Gerçekten istiyor musun?”

Hayat, bazı dönüşleri herkesin dönemeyeceği kadar keskin çizer. Çünkü o virajı dönebilmek, bir sınavdır; güçsüzlüğü değil, kararlılığı ölçer. İçindeki karmaşa, içindeki kaybolmuşluk hissi, senin zayıflığın değil; yolun senden talep ettiği bedeldir. Bu yüzden şu an içinde taşıdığın sıkışma duygusu aslında bir çöküş değil, yaklaşmakta olan bir açılışın habercisi. Tıpkı fırtınanın ardından gelen keskin durgunluk gibi, tıpkı karanlığın ardından gelen ilk ışık gibi.

Belki de bu yüzden bu kadar yoruldun.

Bu yüzden bu kadar bekledin.

Bu yüzden bu kadar kırıldın.

Çünkü son virajların bir huyu vardır: İnsanı sınar, ezer, yalınlaştırır. Seni, senden başkasına güvenemez hâle getirir. Attığın her adımın ağırlığını hissettirir, kalbinin ritmini art arda hızlandırır. Ama tüm bunlar, seni durdurmak için değil; seni hazırlamak içindir.

Düşünsene… Ne zaman büyük bir şey doğdu hayatında? Hep bir kırılma anından sonra. Hep bir gecenin içinde, hep bir sessizliğin göbeğinde, hep bir şeylerin çözüldüğünü sandığın anda. Çünkü insan karanlıkta dönüşür. İnsan belirsizlikte büyür. İnsan, düzlükten hemen önce en çok sendeleyendir.

Şimdi içinde bulunduğun durum belki de tam olarak bu:

Bir şeylerin bittiğini değil, başladığını gösteren o ince çatırdı.

Bir kapının kapandığını değil, yenisinin eşiğinde durduğunu fısıldayan o hafif rüzgâr.

Bir umudun söndüğünü değil, başka bir umudun filizlendiğini anlatan o tedirgin ışık.

Kendine sor:

Bu kadar yıpranmış hissetmen gerçekten bir tesadüf mü?

Bu kadar daralmış olman, bu kadar yalnız kalman, bu kadar “artık bilmiyorum” demen gerçekten rastgele mi?

Yoksa yol seni sıkıştırarak mi büyütüyor?

Belki de, “Bu kadar zorluk niye üst üste geliyor?” dediğin an, yolun sesi sana şöyle fısıldıyor:

“Çünkü dönüyorsun. Çünkü bitiyor. Çünkü düzlüğe çıkmak üzeresin.”

Unutma, hiç kimse düzlüğe rahatça çıkmaz.

Huzura varmadan önce insanın kalbi çalkalanır.

Bir şeyler yerine oturmadan önce zemin titrer.

Ve yeni bir hayata başlamadan hemen önce, eski benliğin son kez yoklar seni: “Emin misin?”

Virajın özü budur zaten. Emin olmanı değil, cesur olmanı ister. Çünkü cesaret, bilmek değil; bilmeden yürümektir. Görmeden inanmak, görünmeyeni hissetmektir. İşte senin şu an yaptığın da tam olarak bu: Belirsizliğin içinde devam etmek. Bu bir cesaret değil de nedir?

Ve belki de içindeki tüm yorgunluklara rağmen hâlâ ayağa kalkıyor olman, hâlâ “devam” diyor olman, hâlâ bir şeylerin düzeleceğine dair o minicik kıvılcıma tutunuyor olman…

Asıl işaret bu değil mi?

Düzlüğün yaklaştığının tek gerçek kanıtı bu.

Hayat, yoluna sadık insanı hiç yarı yolda bırakmaz.

Virajı dönmeye çalışanı ödüllendirir.

Devam edenin önüne ışık koyar.

Yorulduğunu fark eder ama “Burası bitiş değil, başlangıç.” der.

O yüzden ne yaşadıysan, ne fark ettiysen, ne kadar kırıldıysan; hepsi boşa değil. Hepsi yolun matematiği. Hepsi yaklaşan kolaylığın bedeli. Çünkü talih, en çok direnene kapı açar. Ve sen, farkında olsan da olmasan da direniyorsun.

Şimdi, derin bir nefes al.

Korkunu da al koynuna, umudunu da, kırıklığını da, gücünü de.

Çünkü hepsi senin. Ve hepsi bu virajı dönerken lazım olacak.

Ama unutma:

Bu bir çıkmaz değil.

Bu bir son değil.

Bu bir çöküş hiç değil.

Bu sadece son viraj.

Ve belki de…

Tam şu an, tam bu satırları okuduğun anda,

Belki gerçekten düzlükten önceki son virajdasın.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Tuana Yılmaz

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları