BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Sokaktaki gerçek ve enflasyon…

Orhan Balcı

Abone OlGoogle News
04 Şubat 2026 18:01

Gazetemizin dünkü manşetinde yer alan Kocaeli Aşçı-Kebapçı-Köfteci ve Lokantacılar Esnaf Odası Başkanı İlhan Haftacı’nın “Esnaf zor durumda” başlığıyla yaptığı açıklama ülkemizin ve ekonomimizin durumunu çok net açıklıyordu.

Pazartesi günü kurulan Yenidoğan Pazarı’ndaki esnaf arkadaşım, tüketicinin çok zor durumda olduğunu, pazardan alış veriş yapmada zorlandığını belirterek geçmişte bir pazarda saatığım ürünü günümüzde 4 pazarda satıyorum şeklinde değerlendirmede bulundu.

Çarşıda pazarda markette bakkalda fırında AVM’de geçim zorluğunun ne kadar sorun olduğunu çok net bir şekilde görme olanağı buluyoruz.

Bu çerçevede çocuklar, gençler tam beslenemiyor ve ne yazık ki gelecek kuşaklar sağlıksız bir şekilde yetişiyor.

Haftacı, verdiği özel röportajda esnafın sorununun gerekli yerlerde dile getirildiğini, çözüm yolu bulunamadığını belirtti. Maliyetler kurtarmıyor, zam yapamıyoruz ve zor durumdayız şeklindeki şikayetleri de ne yazık ki gerçek olarak karşımıza çıkıyor.

Sebze ve meyve fiyatlarındaki artışın maliyet baskısını daha da artırdığına vurgu yapan Haftacı, temel ürünlerin dahi esnaf için ciddi yük haline geldi. Bugün gelinen noktada esnaf tam anlamıyla darboğazda. Kredi almak isteyenler krediye ulaşamıyor değerlendirmesi de bir başka çarpıcı örnekti.

Böylesi bir durum karşısında ocak ayı verileri, ekonominin mutfak tezgahındaki gerçekliğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor.

Yeni yılın ilk ayı, genellikle umutlarla ve yeni kararlarla başlar.

Ancak 2026’nın ocak ayı, dar gelirli vatandaş için "geçim" derdinin matematiksel bir çıkmaza dönüştüğü bir ay olarak kayıtlara geçti.

Açıklanan enflasyon verileri ile açlık ve yoksulluk sınırı arasındaki makas, toplumsal refahın üzerine bir gölge gibi düşüyor.

Sendikaların ve araştırma kurumlarının paylaştığı ocak ayı verileri, bir ailenin sadece karnını doyurabilmesi için gerekli olan açlık sınırının, asgari ücretin ensesinde olduğunu gösteriyor. Peynirden ete, ekmekten sebzeye kadar her temel gıda maddesine gelen zamlar, "sağlıklı beslenme" kavramını lüks kategorisine itmiş durumda.

Gıda enflasyonu, mevsimsel etkilerin ötesinde, lojistik ve girdi maliyetlerindeki artış mutfak enflasyonunu tetiklemeye devam ediyor.

Alım gücü, maaşlara yapılan artışlar, henüz şubat ayı gelmeden raflardaki etiket değişimlerine yenik düştü.

Yoksulluk sınırı, bir hanenin kira, ulaşım, eğitim ve sağlık gibi insani gereksinimlerini karşılayabilmesi için gereken toplam tutarı ifade eder. Bugün geldiğimiz noktada yoksulluk sınırı, toplumun büyük bir kesimi için ulaşılması imkansız bir "hayal sınırı" haline gelmiş durumda.

Sadece karnını doyurmaya odaklanan bir toplumda; kültürel faaliyetler, eğitim yatırımları ve sosyal yaşam birer birer budanıyor.

Bu durum, sadece bugünün değil, geleceğin de yoksullaşması anlamına geliyor.

Ocak ayı verileri TÜFE yüzde 4,84 oranında arttı.

Yıllık enflasyon bir önceki aya kıyasla 0.24 puan azalarak yüzde 30.65 düzeyinde gerçekleşti.

Yüzde 6.59 oranında artan gıda ve alkolsüz içecekler grubu fiyatları ocak ayı enflasyonunun temel belirleyicisi olmuştur.

Enflasyonla mücadelede sadece rakamsal hedeflere değil, halkın sofrasındaki gerçekliğe odaklanmak gerekiyor.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Orhan Balcı

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları