Orhan Balcı

Orhan Balcı


1999'dan 2021'e…

06 Ağustos 2021 - 16:53

11 gün sonra 17 Ağustos 1999’da yaşadığımız asrın felaketi olarak nitelendirdiğimiz Gölcük Depremi’nin 22’inci yıldönümü.
Saat 03.02’de 7.4 şiddetindeki depremi ve oluşturduğu olumsuzluğu bire bir yaşayan
birisi olarak  bu felaketin üzerine başka felaket olmaz bu kadar zor duruma bir daha düşmeyiz diye düşünüyordum.
Ancak,
Ülkemizin bir çok yerinde 28 Temmuz’da başlayan Orman Yangınları’nın oluşturduğu olumsuzluğu gördüğümde, deprem ve yangın felaketlerinin arasında bir değerlendirme yaptım.
1999 depremini ve sonrasını TV 41’de görev yapan bir gazeteci olarak izlediğimden yaşananları, oluşan olumsuzlukları, çaresizliği gözlediğim ve ekibimizle birlikte haberleştirdiğim için çok iyi biliyordum.
Orman Yangınları’nı ise,
Gerçek yayın yapan yandaş olmayan medya kuruluşlarının görüntülerinden, haberlerinden, köşe yazılarından ve sosyal paylaşım sitelerindeki hesaplarından gerçekleri yansıtanlardan, internet haber sitelerinden ve bölgede yaşayan gerek yaşadıkları yerleri koruyan gerekse terk edenlerden aldığım bilgi ve izlediklerimle gördüğüm kadarıyla,
2021’deki yangın 1999’daki deprem felaketinin önüne geçti diyebilirim.
Ülkemizde ilk defa yaşanan bu kadar büyüklüğündeki orman yangınlarının insanlarımıza, ağaçlarımıza, can dostlarımıza, evlerimize, toprağımıza verdiği zarar gerçekten çok büyük.
Özellikle ağaçların ve can dostumuz hayvanlarımızın yanması hepimizi derinden üzdü üzmeye devam ediyor.
Yanan yerlerdeki toprağın tekrar yeşermesi uzun zaman alacak.
Yangınların nasıl çıktığına yönelik soruşturma ve çalışmalar devam ediyor.
38 ilde çıkan 168 Orman Yangınları’na yönelik müdahale alanın geniş olması, rüzgarın sürekli sert ve yön değiştirmesi, hava sıcaklığının yüksek olması ve nem oranının düşük olması müdahale konusunda bir çok soru işaretini beraberinde getirdi.
Bölgeden aldığım bilgiler, yerel yöneticilerin yaptığı açıklamalar ve görüntüler Orman Yangınları’nın ilk günlerinde yeteri kadar havadan söndürme çalışmalarının yapılmadığı iddiası yangınların öne çıkan konusu oldu.
Bu konu tartışılıyor ve tartışılmaya devam edilecek.
Tabi ki bu tartışma canı pahasına bölgede görev yapan Orman çalışanlarını, belediye çalışanlarını ve gönüllüleri üzüyor.
Çalışan o kahramanlara yürekten teşekkür ediyorum.
1999’daki olanakların teknolojinin kısıtlı olması nedeniyle yaşanan koordinasyonsuzluk nedeniyle, enkaz altında kalanlara müdahale edilememesini yaşadık.
Bu depremden Kocaeli, Yalova, Düzce, Sakarya, Bursa, İstanbul, Bolu, Bilecik, Zonguldak ve Ankara etkilenmiş ve 15 bin ile 20 bin kişi yaşamını yitirmişti.
2021’de çıkan geniş alandaki orman yangınlarına müdahale edecek
THK’na ait söndürme uçaklarına bakım yapmadığımız için,
Rusya’dan sadece 3 tane kiralık uçağımız olduğu için,
Canları pahasına görev yapan helikopterlerin yetersiz kaldığı için,
Koordinasyonun tam olarak sağlanamadığı için,
İnsanlarımızı, ormandaki ağaçlarımızı, can dostlarımızı yitirdik…

Yapılan bilimsel çalışmalar, depreme karşı hazırlıklı olursak, yaşam alanlarımızı depreme dayanıklı olarak yaparsak ölüm riskini en aza indirebileceğimize işaret ediyor.
Yaşadığımız orman yangınlarının olumsuzluğuna baktığımızda, bir küçücük ihmal, bir minik kıvılcım, biraz rüzgar, yada oradan oraya fırlayan çam kozalakları alevlerin büyüyüp yayılmasına neden oluyor.
Uzmanlar orman yangınlarının bu kadar büyümemesi için bir çok yapılacak çalışma olduğunu belirterek önlemler alınmalıydı değerlendirmesinde bulunuyor.
1999’da Deprem
2021’de Orman Yangınları
Felaketlere yönelik bir hazırlık yapmazsak, yeterli ekipmanınız yoksa,
felaketlerden olumsuz etkileneceğini 1999’daki depremden sonra 2021’deki Orman Yangınları’nda bir kez daha gördük…

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum