BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Sessizliğin derin yankısı

Neslihan Birkan

Abone OlGoogle News
30 Eylül 2025 14:52

İnsanlık tarihi boyunca kelimeler kadar hatta onlardan daha fazla iz bırakan şeyler vardır. Sessizlikler. Söylenmeyen cümleler yarıda bırakılan sözler dudakların kenarında asılı kalıp havaya karışmayan kelimeler. Çünkü susmak çoğu zaman konuşmaktan daha büyük bir eylemdir. Bir kelimeyi söylemek kolaydır. Dile düşer yankılanır kaybolur. Ama susmak bir direniştir bir kabulleniştir bir haykırıştır bazen. Sessizliği taşıyabilmek insanın en ağır yüklerinden biridir. Zira sessizlik sadece bir boşluk değil anlamlarla dolu bir deriliktir. 

Susmak sandığımız gibi sadece kelimelerden vazgeçmek değildir. Aksine çoğu zaman binlerce kelimenin üstünü örten onları görünmez kılan güçlü bir perdedir. Bir tartışmada geri çekilmek öfkeyle parlayan gözleri sadece sessizlikle karşılamak belki de söylenebilecek en ağır hakaretten daha sarsıcıdır. Çünkü suskunluk karşı tarafa yansıyan bir ayna gibidir. Kişi o aynada kendi öfkesinin kendi hırsını kendi yorgunluğunu görür. İnsan çoğu zaman kelimelerden kaçabilir ama sessizliğin içine bakmaktan kaçamaz. İşte bu yüzden susmak basit bir geri duruş değil aksine aktif bir seçiştir bilinçli bir tavırdır. 

Tarih boyunca sessizlik direnişin en güçlü silahlarından biri olmuştur. Hapishanelerde açık grevleriyle sustular meydanlarda göz göze gelip tek bir söz söylemeden yürüdüler savaşların ortasında yas tutan ağıt yakmak yerine sessizce kara giysiler giyip oturdular. Bu sessizlikler dünyayı sallayan yankılar bıraktı. Çünkü bazen bağırarak anlatamayacağın şeyleri sessiz kalışın çığlığı anlatır. Suskunluğun dili yoktur ama sesi vardır. Ve o ses kelimelerden daha uzuna ve daha derine ulaşır. 

Kimi zaman ise susmak kalbinin kendini dinlemesidir. Dış dünyanın gürültüsünden uzaklaşıp içe dönmektir. Sessizlik ruhun kendine attığı bir çapa gibidir. İnsan kendi iç denizlerinde boğulmamak için o çapanın ağırlığına ihtiyaç duyar. Çünkü sürekli konuşan sürekli açıklayan sürekli paylaşan insan bir noktadan sonra kendinden uzaklaşır. Susmak kendini yeniden bulmanın kapısıdır. O kapıdan geçebilenler hayatın sesini daha derinden duyar. Kuşların kanat çırpışını rüzgarın esintisini kalbin kendi ritmini. Sessizlik olmadan hayatın o ince detaylarını da fark etmek mümkün değildir. 

Ama susmak her zaman huzurun göstergesi değildir. Kimi suskunluklar içinde fırtınalar taşır. Bazen susmak söylenemeyen acılarım açıklanamayan yaraların bastırılmış haykırışların adıdır. İnsan sesini duyuramadığında anlatmaya mecali kalmadığında kelimelerin yetersiz geldiği yerde susar. Ve o suskunluk bir çığlığın ters yüz edilmiş halidir. Gecenin içinde yalnız kalan birinin sessizliği aslında bütün evreni inleten bir haykırıştır. Bu yüzden suskunlukları anlamak insanların iç dünyalarına dokunabilmenin en önemli anahtarlarından biridir. 

Toplumda çoğu zaman konuşmak kendini ifade etmek söz almak yüceltilir. Ama susmanın değerinin bilmeyen bir toplum aslında dinlemenin erdemini de yitirir. Çünkü herkes konuşurken kimse kimseyi duymaz sessizlik ise dinlemeyi anlamayı empatiyi mümkün kılar. Bir insan sustuğunda karşındaki ona dikkat kesilmek zorundadır. Sözlerini beklemek suskunluğunun altındaki anlamı çözmek. İşte o noktada gerçek iletişim başlar. Suskunluk anlamayı tetikleyen sessiz bir davettir. 

Kimi zaman susmak sevgiyi de ifade etmenin en yalın yoludur. İki insan yan yana oturup tek kelime etmeden saatlerce birbirine bakabiliyorsa işte orada kelimeler çoktan tükenmiş yerini kalbin sessiz dili almıştır. Bazen bir ‘’seni seviyorum’’ demek iki dudak arasına sıkışıp kalmış bir nefese dönüşür. Söylenmez ama o suskunluk kelimelerden daha derin bir sevdayı fısıldar. Sevgiyle dolu suskunluklar dünyanın en saf müzikleridir. 

Elbette suskunluğun da yanlık kullanım alanları vardır. Haksızlık karşısında susmak zulmün ortağı olmaktır. İnsan bazen konulmak zorundadır adalet için doğruluk için vicdan için. İşte bu noktada suskunluk bir erdem değil bir ihanet olur. Bu yüzden susmak ile sessiz kalmamak arasında ki ince çizgiyi ayırt edebilmek gerekir. Gerçek erdem nerede susulacağını nerede konuşulacağını bilmekte gizlidir. Suskunluğu bir kaçış değil bir duruş olarak taşıyabilmek insanın olgunluk sınavlarından biridir. 

Sonuç olarak susmak göründüğü gibi pasif bir eylem değil tam aksine insanın hayatındaki en aktif seçimlerden biridir. Sessizlik bazen bir direniş bazen bir kabullenil bazen bir sevda bazen bir haykırıştır. Bazen huzurun anahtarıdır bazen acının gölgesi. Ama her halükarda sessizlik bir şey söyler. Onu duyabilmek için kulaklara ihtiyaç değil kalbe ihtiyaç vardır. Çünkü kalp sessizliğin dilini bilir. Ve insan suskunlukların içine kulak verdiğinde aslında hayatın en büyük hakikatlerini duyar. Susmak da bir eylemdir. Ve çoğu zaman kelimelerden daha gürültülüdür. 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Neslihan Birkan

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları