BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Mutlu muyuz yoksa rol mü yapıyoruz?

Neslihan Birkan

Abone OlGoogle News
12 Ekim 2025 11:09

Mutluluk insanlık tarihi boyunca en çok aranan peşinden koşulan adına savaşlar açılan kitaplar yazılan şarkılar bestelenen şiirler dökülen o büyülü kelime. Ama bugün sormamız gereken asıl soru şu: gerçekten mutlu muyuz? Yoksa yalnızca mutlu olduğumuzu mu sanıyoruz? 

Modern çağda mutluluk artık bir his olmaktan çok bir pazarlama ürünü gibi. Reklam panolarında televizyon ekranlarında sosyal medya da parlatılmış yüzlerle bize gösterilen ‘’mutlu insan’’ profilleri var. Eline kahvesini alıp gün batımına bakan biri yeni aldığı telefonu gururla sergileyen diğeri tatilde otelin havuz kenarında poz veren bir başkası. Peki bu görseller o insanların kalplerinde ki gerçek duyguları mı gösteriyor yoksa bizlere satılmak istenen bir hayalin kopyasını mı? 

Çoğumuz başkalarının hayatlarını izleyerek kendi mutluluk seviyemizi ölçmeye başladık. Başkasının gülüşü bize eksikliğimizi hatırlatıyor başkasının başarısı yetersizliğimizi. Fakat içten içe biliyoruz ki mutluluk dışarıdan gelen bir şey değil içeriden büyüyen bir çiçek. Yine de hepimiz dışarıdan sulanan plastik çiçeklerle avunuyoruz. 

Günümüz insanı ‘’mutluyum’’ demeye o kadar şartlandırılmış ki mutsuzluğunu itiraf etmek neredeyse ayıp sayılıyor. Sosyal medya da bir gün bile neşesiz bir şey paylaşsan insanlar hemen soruyor bir şey mi oldu? Hasta mısın? Depresyonda mısın? 

Oysa mutsuzluk da insan olmanın en doğal parçası. Ama biz mutsuz olduğumuzu söylemeye utanır olduk. Bunun yerine yüzümüze yapıştırdığımız maskelerle dolaşıyoruz. İçimiz kan ağlarken dışarıya kahkaha fışkırtıyoruz. İşte tam da bu yüzden soruyorum mutlu muyuz gerçekten? Yoksa yalnızca mutluymuş gibi görünmek zorunda bırakıldığımız için öyle mi sanıyoruz? 

Birçok insan mutluluğu bir varış noktası gibi görüyor. İyi bir işim olursa mutlu olacağım. Evlenirsem mutlu olacağım çocuğum olursa mutlu olacağım daha çok param olursa mutlu olacağım. Ama vardığımız her noktada kısa süreli bir tatmin yaşıyoruz. Sonra tekrar daha fazlasını istiyoruz. Sanki karnı doymayan bir yaratık içimizde sürekli yeni bir şeyler talep ediyor. Bu döngü hiç bitmiyor. Çünkü mutluluk varılması gereken bir istasyon değil yolun kendisi. Bir gün ‘’artık mutlu oldum tamamdır’’ diyebilen birini gördünüz mü? Mutluluk hep erteleniyor hep geleceğe bırakılıyor. 

Belki de gerçek mutluluk çok basit şeyler de gizlidir. Çocukken elimizde oyuncak araba olmadan bile saatlerce eğlenirdik. Bir çamur birikintisi bir misket bir sakız kabuğu bile bizi sevindirmeye yetiyordu. Şimdi neden bu kadar zorlaştı? Çünkü mutlulukla ilgili algımız değiştirildi. Bizden daha fazlasını isteyen dünya düzeni var. Tüketim çarkları bizi daha çok tüketmeye daha çok istemeye daha çok kıyaslamaya yöneltiyor. 

Oysa mutluluk sessizlikte bir dost sohbetinde bir kitabın sayfalarında sevdiğin birinin gözlerinde gizli. Onlar reklam panolarına sığmıyor alışveriş sepetine girmiyor. Ama ruhumuzu doyuruyor. 

Belki de en dürüst cevap sessizliktir. Çünkü mutluluğu tarif etmek zordur ama mutsuzluğu gizlemek daha da zordur. Kendimize sormamız gerek sabah uyandığımda şükrediyor muyum yoksa gün başlamadan bıkıyor muyum? Yalnız kaldığımda huzurlu muyum yoksa kaçmak için telefonuma mı sarılıyorum? Başkalarının onayına ihtiyaç duymadan var olabiliyor muyum? Eğer bu soruların cevabı içimizi rahatsız ediyorsa belki de mutlu değiliz. Belki de yalnızca mutlu olduğumuzu sanıyoruz. 

Mutluluğun sırrı her zaman mutlu olmakta değil. Asıl mesele mutsuzlukla da barışabilmekte. Çünkü mutluluğu değerli kılan şey onun arada bir uğrayıp gitmesidir. Tıpkı bir misafir gibi gelir kapıyı açmazsan içeri giremez. Onu beklerken sabırlı olmak geldiğinde kıymetini bilmek gerekir. 

O yüzden tekrar soruyorum mutlu muyuz gerçekten? Yoksa yalnızca mutlu olduğumuzu mu sanıyoruz? Belki de gerçeği bilmek acıtacak ama o acı bizi özgür kılacak. Çünkü sahte mutluluklarla oyalanmak yerine gerçek mutluluğun peşine düşmek için önce kendimize dürüst olmamız gerekiyor. 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Neslihan Birkan

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları