BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Kalbin terazisi mi yoksa zamansız bir sonsuzluk mu?

Neslihan Birkan

Abone OlGoogle News
26 Kasım 2025 17:01

Sevginin ölçüsü var mıdır, gerçekten? İnsanlık tarihi boyunca belki de en çok sorulan, en çok hissedilen ama en az tanımlanabilen duygudur sevgi. Her dilde binlerce kelimeyle anlatılmaya çalışılmış, her kültürde farklı biçimlerde yaşanmış, her kalpte ayrı yankılanmıştır. Fakat kimse onun gerçek sınırını çizememiştir. Çünkü sevgi, ölçülmekten hoşlanmaz. O, tanımlara sığmaz, formüllere gelmez, aklın terazisinde tartılamaz. Belki de sevginin en güzel yanı budur: ölçüsüzlüğü. Bir annenin evladına duyduğu sevgiyle bir âşığın gözlerinde parlayan kıvılcım aynı terazide tartılabilir mi? Belki aynı elementten yapılmıştır ama farklı evrenlerde yanar.

Sevgi, nicelikle değil nitelikle var olur. “Ne kadar seviyorsun?” sorusu, çoğu zaman cevabı olmayan bir sorudur. Çünkü sevgi “ne kadar”la değil, “nasıl”la anlatılır. Sevmenin bir miktarı yoktur, bir biçimi vardır. Bazıları sessizce sever, bazıları dünyayı yakar uğruna. Kimi için bir bakış yeter, kimi için ömür bile eksiktir. Sevgi, kelimelerin ötesinde bir haldir. Tüm benliğini birine sunmak, karşılığını beklemeden vermek, bazen sadece varlığıyla yetinmektir. İşte bu yüzden, sevginin ölçüsü insandan insana, kalpten kalbe değişir. Her sevgi kendi dilinde konuşur.

Yine de insan, sevdiğini bilmek ister, hissetmek, duymak, anlamak ister. “Beni ne kadar seviyorsun?” diye sorar, çünkü ölçüsüz olan bir duyguyu anlamlandırmak ister. Bu soru, aslında bir güven arayışıdır. Sevginin ölçüsünü sayılarda değil, davranışlarda ararız. Bir gülümsemede, bir sabırda, bir özürde, bir vedada. Sevginin ölçüsü belki de tam olarak budur: fedakârlığın sessizliği. Bazen bir söz değil, bir susuş anlatır sevgiyi. Bazen bir dokunuş, bir “iyi misin?” cümlesi, dünyadaki en büyük sevgiyi saklar içinde.

Sevgi ölçülmez ama sınanır. Zamanla, mesafeyle, acıyla, sessizlikle… Gerçek sevgi, mesafede büyür, zamanla güçlenir, acıyla olgunlaşır. Kolay gelen sevgi değil, emekle yoğrulan sevgi kalıcıdır. Çünkü sevgi, bir duygu değil, bir eylemdir. Sevmek, sadece hissetmek değil, seçmektir. Her gün yeniden, aynı kişiyi, aynı samimiyetle seçmek. İşte bu, sevgiyi ölçmenin en dürüst yolu olabilir.

Sevginin ölçüsüzlüğü, aslında onun kutsallığıdır. Çünkü ölçü konduğu anda ticarete döner. “Ben seni bu kadar seviyorum, sen de beni o kadar sev” mantığı, sevgiyi kirletir. Oysa gerçek sevgi, hesapsızdır. Bir annenin çocuğuna “bugün seni yüzde seksen sevdim” deme ihtimali var mı? Yok. Çünkü o sevgi, sayılarla değil, nefesle ölçülür. Kalp atarken, sevgi zaten oradadır.

Bazıları için sevginin ölçüsü, acıdır. Ne kadar acıtıyorsa, o kadar derindir derler. Bu romantik ama tehlikeli bir yanılsamadır. Gerçek sevgi, acıya rağmen devam edebilendir ama acıyla tanımlanmaz. Sevmek, kendini kaybetmek değil, kendini bulmaktır. Sevdiğin kişiyle birlikte büyüyebilmek, kendi varlığından ödün vermeden bir bütün olabilmektir. Ölçüsüzlük, burada dengeyle tanışır. Çünkü sınırsız sevgi bile bir özsaygı üzerine kurulmalıdır.

Sevginin ölçüsü, bazen iki insanın arasındaki sessizlikte gizlidir. Aynı anda susup birbirini anlayabilmekte. Gözlerin konuştuğu, kalplerin yankılandığı o anlarda, hiçbir kelimeye gerek kalmaz. Çünkü o an, ölçü yoktur, sadece varlık vardır. İşte o anda sevgi, evrende en saf hâline ulaşır.

Kimi insanlar sevgiyi büyük jestlerde arar: pahalı hediyelerde, görkemli sözlerde. Oysa sevgi, küçük şeylerde büyür. Bir “dikkat et”, bir “yorgunsun, dinlen biraz”, bir “ben buradayım” cümlesi… Gerçek sevgi, gösterişli değildir. O, gündelik hayatın içinden fısıldar. Yüreği titreten şey, çoğu zaman basit bir samimiyettir.

Sevgi ölçülemez çünkü o bir formül değil, bir mucizedir. Her kalpte farklı çiçek açar, her insanda başka renge bürünür. Birinde kırmızı bir tutku, diğerinde beyaz bir sükûnettir. Ama her seferinde insanı dönüştürür. Sevgi, bir insana duyulan his olmaktan çıkar, bir varoluş biçimine dönüşür. Sevmeyi öğrenen, yaşamayı öğrenir.

Belki de sorunun kendisi yanlıştır: “Sevginin ölçüsü var mı?” yerine “Sevginin anlamı ne?” demeliyiz. Çünkü anlamı anlayan, ölçüsüne ihtiyaç duymaz. Sevgi, tanımlanamadığı ölçüde değerlidir. O, ölçülemeyen bir sonsuzluk, zamanın bile eğrildiği bir duygudur. Ve bu yüzden insan, sevdikçe daha da insan olur.

Kısacası, sevginin ölçüsü yoktur; çünkü ölçülmeye çalışıldığında sevgi olmaktan çıkar. O, bir matematik değil, bir şiirdir. Bir denklem değil, bir dua. Ölçülmez ama hissedilir. Görülmez ama yaşanır. Belki de tüm mesele budur: Kalbin terazisi yoktur ama doğruyu her zaman hisseder.

Ve işte o yüzden, biri seni sevdiğini söylediğinde ona inanmak gerekmez — çünkü gerçek sevgi zaten söylenmez, kendini belli eder. Kalp bilir, çünkü sevgi, ölçüyle değil, kalple anlaşılır.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Neslihan Birkan

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları