BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Kaçınılmaz yolculuğun sessiz hikayesi

Neslihan Birkan

Abone OlGoogle News
23 Eylül 2025 12:20

İnsan doğduğu andan itibaren dışarıya açılan bir kapının önünde bulur kendini. Gözlerini dünyaya ilk açtığında annesinin gözbebeklerine babasının ellerine kalabalıkların yüzlerine bakar. Henüz kendi içine dönüp de kim olduğunu sorgulamaz çünkü o yıllar hayat dışarının gürültüsüyle örülüdür. Çocuk okul koridorlarında öğretmenlerinin sözleriyle şekillenir arkadaşlarının kahkahalarıyla renklenir. Gençlik çağında kimlik denilen o karmaşık aynayı başkalarının bakışlarında arar. Oysa insan ne kadar dışarıya koşarsa koşsun bir gün mutlaka kendi içine dönmek zorunda kalır. Kaçış uzun sürse de geri dönüş kaçınılmazdır. 

Dışarıya doğru hızla yürüyen hayat aslında içerideki sessizliğin üzerini örtmek için kullandığımız bir bahanedir. Sosyal medya başarı yarışları tüketim çılgınlığı kalabalık partiler hızlı ilişkiler. Hepsi aslında insanın kendinden kaçma çabalarının maskeleridir. Çünkü insan aynaya her baktığında yalnızca yüzünü değil ruhunu da görür.

Ve o ruh çoğu zaman cevapsız sorularla doludur. ‘’ben gerçekten kimim?’’ ‘’neyi istiyorum?’’ ‘’hayatımı yaşarken yoksa başkalarının hayallerine mi hizmet ediyorum?’’ bu sorular kolay değildir. Kolay olsaydı herkes kendine dönmekten korkmazdı. Ama gerçek şu ki insan ne kadar kaçarsa kaçsın bir gün kapılar kapanır ışıklar söner ve o sessiz odada yalnızca kendisiyle kalır. İşte o an hayatın en çıplak anıdır. Kendine dönüşün eşiği. 

Kendine dönmek bir ceza değil bir şifadır. Ama şifa çoğu zaman acıyla başlar. İnsan yıllarca bastırdığı duygularla yüzleşir. Çocukken duyduğu sevgisizlik gençken yaşadığı hayal kırıklıkları yetişkinliğin boğucu sorumlulukları hepsi bir bir önüne serilir. İşte bu yüzden pek çok insan kendine dönmekten korkar çünkü bu dönüş kolayca hazmedebilecek bir yolculuk değildir. 

Ama bil ki yüzleşilen her acı özgürleşmenin kapısını açar. İnsan kendisiyle barıştıkça daha güçlü daha derin ve daha gerçek bir varlığa dönüşür. Kaçışın getirdiği yorgunluk yüzleşmenin getirdiği dinginlikler yer değiştirir. Ve kişi sonunda şunu anlar hayatta en güvenli liman dışarıda değil kendi içindedir. 

Kendine dönüş çoğu zaman yalnızlıkla el ele gelir. Kalabalıklarda var olmaya çalışan insan bir gün kalabalığın sesinin yetmediğini fark eder. İnsan ne kadar çok dost sevgili eş çocuk iş arkadaşına sahip olursa olsun gecenin en sessiz saatinde tek başına kalır. İşte o an ‘’ben kimim?’’ sorusu yeniden karşımıza dikilir. 

Yalnızlık insanın düşmanı değil en büyük öğretmenidir. Çünkü yalnızlıkla tanışmayan kendi sesini duyamaz. Yalnızlığını kabullenemeyen başkalarının sesine bağımlı olur. Ama kendi yalnızlığını anlayan kendi melodisini bulur. Ve o melodi dünyada ki en samimi şarkıdır. 

Herkes bir gün kendine döner. Kimisi kırık dökük kimisi bütünlenmiş bir ruhla. Ama dönüş her halükarda bir dönüştür. İnsan kendine döndükçe sahte kabuklarından sıyrılır başkalarının biçtiği rollerden özgürleşir.

Toplumun dayattığı ‘’başarı’’ tanımları ‘’mutluluk’’ reçeteleri ‘’doğru hayat’’ kalıpları bir bir yıkılır. Çünkü kişi şunu anlar başarının da mutluluğun da doğruluğun da merkezi kendi içindedir. 

Bu dönüşle birlikte insanın bakışı değişir. Artık dışarıda değil içeride anlam arar. Daha az şeye ihtiyaç duyar. Daha az insanla daha derin bağlar kurar. Gösterişin yerini sadelik hızın yerini dinginlik gürültünün yerini sessizlik alır. İşte bu noktada insan kendine döndüğünde aslında dünyaya da farklı bir gözle bakmaya başlar. Çünkü kendi içini gören dışarıda ki her şeyi daha net görür. 

Hayatın en büyük gerçeği şudur istesen de istemesen de herkes bir gün kendine döner. Kimisi hastalıkla kimisi kayıpla kimisi başarının zirvesinde bile hissedilen boşlukla. Ama o dönüş gelir. Kaçınılmaz sessiz ve sarsıcı bir misafir gibi kapımızı çalar. 

Ve işte o gün aslında insanın gerçek doğum günüdür. Çünkü insan gerçekten kendine döndüğünde yeniden doğar. Artık hayatı bir başkasının gözünden değil kendi kalbinin penceresinden görür. Ve bu özgürlüğün ta kendisidir. 

Herkes bir gün kendine döner. Sözü bir uyarı değil bir davettir. Kendine dönmekten korkma kaçmak yalnızca zamanı uzatır dönüşü engellemez.

Kendine dönmek ise sana en büyük hediyeyi verir. Kendi gerçeğini. Ve unutma kendine dönen dünyaya da daha hakiki döner. Çünkü kendiyle barışan insan başkalarıyla da daha adil daha dürüst ve daha sevgi dolu yaşar. 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Neslihan Birkan

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları