BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

İnsan kendini nasıl onarır?

Neslihan Birkan

Abone OlGoogle News
01 Ekim 2025 15:45

İnsan kırılır. Bazen bir sözle bazen bir kayıpla bazen de içinden çıkamadığı kendi sessizliğiyle. Hayat her birimizi farklı yerlerden sınar farklı cephelerden yorar. Kimi zaman bedenimizde bir sancı kimi zaman ruhumuzda görünmeyen yaralar açar. İşte bu yüzden ‘’iyileşmek’’ sadece tıbbi terim değildir varoluşun en önemli yolculuklarından biridir. İyileşmek yaşamanın içinde tekrar tutunmayı öğrenmektir. Peki insan nasıl iyileşir? 

İyileşme önce kabul etmekle başlar. İçimizde bastırdığımız öfkeyi kabullenmek istemediğimiz kırgınlıkları sakladığımız gözyaşlarını inkar ettikçe yara derinleşir. Kabul etmek pes etmek değildir tam tersine gerçeğe bakabilme cesaretidir. İnsan önce ‘’ben kırıldım’’ der sonra ‘’ama ayağa kalkabilirim’’ diye fısıldar. İşte o an iyileşmenin kapısı aralanır. Çünkü iyileşmek hakikatin acısını inkar etmek değil onunla yaşamayı öğrenmektir. 

Diğer bir adım ise zamanla kurulan sessiz dostluktur. Ne kadar acele etsek de hiçbir yara bir günde kapanmaz. Zaman insanın en kadim hekimi gibidir. Kalbin sancısını zihin yorgunluğunu bedenin bitkinliğini ağır ağır onarır. Sabretmek iyileşmenin gizli ilacıdır. İnsan sabrettiğinde en karanlık gecelerin bile sabahı olduğunu anlar. O sabah geldiğinde ise yaraların yerinde izler kalır ama izler insanı zayıflatmaz aksine ona hikaye katar. 

İyileşmenin bir boyutu da bağ kurmaktır. Yalnızlığa gömülen insan kendi yarasını büyütür. Oysa başka insanlarla samimiyetle kurulan bağ iyileşmeyi hızlandırır. Bir dostun omuzuna yaslanmak bir annenin sesi bir çocuğun gülüşü hatta bir yabancının içten tebessümü hepsi iyileştirici birer ilaçtır. Çünkü insan insana iyi gelir. Paylaşmak sadece mutluluğu çoğaltamaz acıyı da azaltır. İyileşmek için bazen konuşmak bazen sadece yan yana susmak bile yeter. 

Ruhun şifalanması için insanın kendisiyle yüzleşmesi de gerekir. İçindeki karanlıkla konuşmayı öğrenmeyen onsan kaçtıkça daha çok yara alır. İnsan kendine sorular sormalıdır ‘’beni gerçekten üzen neydi?’’ ‘’bu acıdan bana kalan ne oldu?’’ ‘’ben bundan sonra ne olmak istiyorum?’’ bu sorular kolay değildir çünkü cevapları daima çıplak bir aynadır. Ama insan aynadan kaçmak yerine bakmayı öğrenirse iyileşmenin en derin katmanına adım atar. Kendiyle kurduğu dürüst ilişki onu özgürleştirir. 

İyileşmenin bir başka yolu da üretmekten geçer. Sanat yazı müzik resim ya da sadece küçük bir bahçe de toprakla uğraşmak. İnsan yarasını bir üretime dönüştürdüğünde acıyla anlamlı hale getirir. Kalemi eline alıp yazdığı bir satır kalbinde ki yükü hafifletir. Bir melodiyi dudaklarından döktüğünde içindeki kırık parçalar birleşmeye başlar. Çünkü insanın yaratıcı gücü acıyı bile dönüştürme kudretine sahiptir. 

Bedenle ruh arasında ki bağ da iyileşmede göz ardı edilemez. Yorgun düşmüş bir beden iyileşmeyi zorlaştırır. Bu yüzden insanın bedenine iyileşmeyi zorlaştırır. Bu yüzden insanın bedenine de iyi bakması gerekir. Sağlıklı beslenmek yeterince uyumak hareket etmek. Ruhun şifası için bedenin gücü lazımdır. İnsan kendini ihmal ettikçe yaraları daha derinleşir. Ama bedenine özen gösterdiğinde ruh da buna eşlik eder. Çünkü insan bütündür ruh ve beden ayrılmaz bir ikilidir. 

İyileşmek için insanın umuda da tutunması gerekir. Umutsuzluk yarayı kanatan en büyük düşmandır. Oysa umut küçük bir kıvılcımla bile yeniden filizlenebilir. Bazen gökyüzünde görülen tek bir yıldız bazen dalgalanan bir yaprak bazen de bir çocuğun safça söylediği kelimeler umut olur. İnsan umudu yakaladığında geleceğe bakacak gücü bulur. Ve işte o an iyileşme gerçek anlamda başlar. 

İnsanın iyileşmesi sadece kendisi için değildir. Yaralarını saran biri başkalarının yaralarına da merhem olabilir. Acıyı tanıyan başkasının acısını daha iyi anlar. İşte bu yüzden iyileşmek sadece kişisel bir süreç değil toplumsal bir döngüdür. Her birimiz kendi içimizde iyileştikçe dünya da biraz daha şifalanır.

Sonuçta insan kırılgan bir varlıktır ama aynı zamanda inanılmaz bir dayanıklılığa da sahiptir. Kırılır düşer yanar ama tekrar ayağa kalkar. Çünkü içinde iyileşme kudreti taşır. Bazen bunun farkına varmak zaman alır bazen bir ömür sürer. Ama insan iyileşmenin mümkün olduğunu bildiği sürece hiçbir yara sonsuza kadar kanamaz. 

İyileşmek bir gün ‘’artık acı yok’’ demek değildir. İyileşmek acıyla yaşamayı öğrenmek acının içinden yeni bir anlam çıkarmaktır. İyileşmek düştüğün yerden doğrulup yaralarınla birlikte yürümeye devam etmektir. Ve belki de iyileşmek en çok şunu fark etmek demektir. ‘’ben kırıldım ama hala buradayım. Ve hala yürüyebiliyorum’’ 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Neslihan Birkan

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları