BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Bazen yanlış adım, adım atmamaktan daha doğrudur

Neslihan Birkan

Abone OlGoogle News
21 Kasım 2025 15:06

Hayat dediğin şey, çoğu zaman bir satranç tahtası gibi karşına kurulur. Her taş bir ihtimaldir, her hamle bir ihtimalin bedeli. Fakat işin ironik kısmı şu: o bedeli ödememek için bekledikçe, oyundan düşersin. Kararsızlık, insanın kendi iradesine ettiği en sessiz ihanettir. Çünkü beklemek, bazen düşmanına zaman kazandırmaktır. Bazen kaderine geç kalmaktır. Ve çoğu zaman, “doğru zamanı bekliyorum” bahanesiyle aslında korkunun esiri olmaktır. Oysa kader, cesurları sever. Hayat, yürüyenlerin yolunu açar.

Kararsızlık; aklın korkuyla el sıkıştığı o gri alandır. Ne evet diyebilirsin, ne hayır. Ne başlarsın, ne bitirirsin. Zaman geçer, fırsatlar eskir, duygular küflenir. Sen hâlâ “ya olmazsa?” diye oyalanırken, hayat çoktan başka bir yöne dönmüştür bile. Kimi insanlar tüm ömrünü bu “arada kalmışlık”ta tüketir. Sanki dünyada sonsuz bir zamanı varmış gibi, karar vermemeyi seçer. Oysa bir seçim yapmamak da bir seçimdir. Ve genelde en ağır bedeli olan seçimdir. Çünkü kararsız kalan kişi, kendi hayatının direksiyonunu başkasının eline bırakır. Rüzgâr nereye savurursa, oraya sürüklenir.

Yanlış kararların bile bir öğretisi vardır. Düşmek öğretir, kırılmak olgunlaştırır, kaybetmek büyütür. Ama kararsızlık… o sadece çürütür. İnsanın içini içten içe yer. “Keşke” kelimesi, kararsızlığın çocuğudur. Zamanla çoğalır, büyür, uykularına sızar. “Acaba yapsaydım?” diye başlar cümleler, sonra “artık çok geç”le biter. Oysa yanlış bile olsa, bir adım atmak insana kendi gücünü hatırlatır. Çünkü her eylem, kendi sonucunu doğurur. Ve her sonuç, yeni bir yön, yeni bir ihtimal yaratır. Duran bir gemi, hiçbir rüzgârı arkasına alamaz. Ama yanlış limana yanaşan bir gemi bile, denizlerin haritasını öğrenir.

Bir karar vermek cesaret ister, çünkü karar demek aynı zamanda bazı ihtimalleri öldürmek demektir. İnsan, “ya o da olsaydı” düşüncesine vedalaşmakta zorlanır. Fakat karar veremeyen, hiçbir ihtimale sahip olamaz. Tüm yollar açık görünür ama aslında hiçbir yere gidilmez. O yüzden bazen yönünü tam bilmiyor olsan bile yürümelisin. Çünkü yol yürüyene açılır, durana değil. Ve her yanlış karar, seni doğru olana biraz daha yaklaştırır. İnsan yanıldıkça öğrenir, öğrendikçe güçlenir. Hatalar, karakterin çimentosudur.

Bazen hayat senden mükemmel olmanı istemez, sadece başlamanı ister. “Ya olmazsa?” diye korktuğun şeyin ardında çoğu zaman özgürlüğün gizlidir. O yüzden hata yapmaktan korkma, sadece yerinde saymaktan kork. Çünkü hata, insanı değiştirir. Ama kararsızlık insanı köreltir. Zamanla iç sesin kısılır, sezgilerin zayıflar, kendine olan güvenin söner. Bir sabah kalkarsın, artık seni tanımaz olursun. Çünkü seçim yapmadığın her gün, senden bir parça eksilir.

Kararsız kalmak, kendine duyduğun güvensizliğin en zarif maskesidir. “Henüz emin değilim” demek çoğu zaman “kendime güvenmiyorum” demektir. Ama emin olmayı beklemek, bitmeyen bir bekleyiştir. Hayatta hiçbir zaman yüzde yüz emin olamazsın. Ne aşkta, ne işte, ne dostlukta, ne de hayallerde. Her şey biraz risk, biraz umut, biraz delilik ister. Ve belki de zaten güzelliği oradadır: bilmemenin büyüsü. Bir adım atarsın, sonra yol seni şekillendirir. Cesaret bazen bilmekten değil, bilmeden gitmekten doğar.

Hayatta en zor kararlar, en büyük dönüşümleri getirir. Bazen bir “evet” bütün zincirleri kırar. Bazen bir “hayır” tüm yaşamını yeniden kurar. Bazen bir “gitmek”, kalmaktan daha sadıktır. Bazen bir “bırakmak”, tutunmaktan daha güçtür. O yüzden karar verirken korkma. Çünkü hiçbir şey sonsuza kadar sabit kalmaz. Hatalar da geçer, acılar da diner. Ama pişmanlık kalır. Kararsızlık, pişmanlığın tohumu gibidir — ektiğinde geç filiz verir ama kökü asla sökülmez.

Unutma, hayat erteleyenleri değil, cesaret edenleri ödüllendirir. Zaman bir nehir gibi akar ve sen o nehrin kıyısında oturup suyun rengini tartışarak vakit kaybedersen, bir bakmışsın gece olmuş. Akış bitmiş. Geriye yalnızca “keşke”lerin yankısı kalmış. Oysa suya atlayan, en azından akıntının tadını bilir. Islanır, üşür, belki de sürüklenir ama yaşadığını hisseder. Kararsız kalan ise, kuru ve soğuk bir güvenliğin içinde yavaşça donar.

Her karar, insanın kendine attığı bir imzadır. “Ben buradayım, kendi yolumu seçiyorum” demenin sessiz ama güçlü bir ilanıdır. Kendi kararlarını veren kişi, kendi kaderinin mimarı olur. Korkularını aşan, sonunda kendini bulur. Çünkü aslında hiçbir yanlış yoktur; yalnızca eksik öğrenilmiş doğrular vardır. Her kayıp, yeni bir anlamın habercisidir. Her yıkım, yeni bir inşanın başlangıcıdır.

Kendine şu soruyu sor: Yıllar sonra dönüp baktığında, “keşke deneseydim” mi demek istersin, yoksa “keşke vazgeçmeseydim” mi? Cevabın hangisiyse, yönün de odur. Ama sakın sessiz kalma. Kararsız kalma. Çünkü kararsızlık, ruhun pas tutmasıdır. Ve pas, hiçbir sabunla temizlenmez.

Sonuçta, en kötü karar bile, hiç karar vermemekten iyidir. Çünkü bir karar, bir harekettir. Bir hareket, bir değişimdir. Ve değişim — her şeyin başlangıcıdır. Yanlış bile olsa bir adım atmak, seni kendi gerçeğine yaklaştırır. Çünkü sonunda, en azından denedin dersin. Denemek cesaret ister; ama yaşam da cesurlara aittir. Unutma: kader, bekleyenleri değil, yürüyenleri sever.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Neslihan Birkan

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları