EĞİTİMCİ Mİ TÜCCAR MISINIZ? KARAR VERİN LÜTFEN….
Muammer Kızılırmak
Merhabalar!
Hababam Sınıfı filmini hatırlarsınız. Bir sahnede okul müdürü kiralık olan okul binasının mülk sahibiyle olan davayı kaybettiğini, dükkânının! Kapandığını, öğrencilerin derhal okulu boşaltması gerektiğini söyler… Mahmut Hoca ise buna itiraz eder ve o meşhur repliğini söyler “BEN TÜCCAR DEĞİLİM. EĞİTİMCİYİM, ÇOCUKLARIMIN SOKAĞA ATILMASINA MÜSAADE ETMEM”
Bunu neden anlattım… Yazının sonlarına doğru anlayacaksınız…
Efendim,
Ağustos ayının ortalarındayız… Yani yaz ayının son dönemecine girdik… Sıcaklardan bunalıyoruz haliyle…
Sıcaklardan korunmak için kimimiz tatile çıktı. Kimimiz yıllık iznini kullanıp memleketine gitti… Kimimiz de şehirde kalıp işimize gücümüze devam ediyoruz… Sıcaklardan bunalan insanımız kendisini parklara, ağaçların altına atıyor…
Bu yaz sıcaklardan çok bunaldık… Geçtiğimiz hafta ilimizde sıcaklık 35 dereceyi buldu… Evet, bunaldık da bence bugünler daha iyi günlerimiz… Daha beter zorluklar çekeceğiz…
Neden mi? Efendiler kış geliyor… Kış ayları demek zor aylar demek… Doğalgaz faturaları bu yıl da cep yakacağa benziyor… Keza odun, kömür parası… Yazın yerli sebze meyve bol olduğu için fiyatlar nispeten makul, kış aylarında daha çok pahalanacak…
Ezcümle olarak hayat şartları da çok ağır olacak…
Bunları içinizi karartmak ya da karamsarlığa neden olmak için yazmıyorum… Bunlar gerçekler maalesef…
Ayrıca sıkıntının büyüğü kapıda bekliyor…
Eylül ayı geliyor… Halkımız bir yandan çocuklarını okula göndermek için heyecanlanırken bir yandan okul masraflarının altından nasıl kalkacağını düşünecek kara kara… Şimdiden bazılarımız korkulu rüya görmeye başladı bile…
Geçen yıllarda olduğu gibi, hatta bu yıl daha da fazla, okul giysileri, kırtasiye malzemeleri, servis ücretleri, toplu ulaşım keza kat be kat zamlanacak…
Devlet okullarının ihtiyaçları, velilerden alınan bağışlarla karşılanacak… Dahası da var. Okullar, okul formalarını bir ya da iki firmayla anlaşıyor, yani kendisinin anlaştığı yerden alışveriş yapmaya velileri mecbur tutuyor… Haliyle rekabet ortamı oluşmadığı için istedikleri fiyata velileri almaya zorluyorlar…
Malumunuz devlet öğrencilere bedava kitap dağıtıyor. Ama öğretmenler bununla yetinmeyip, yardımcı kitaplar aldırıyor velilere…
Üstelik tıpkı okul forması gibi de yardımcı kitapları da “şu kırtasiyeden alacaksın” diye mecbur tutuyor…
Okul binalarını, öğrencilerin ısınma problemlerini, hatta taşımalı eğitimin getirdiği sorunları saymıyorum bile…
Şimdi diyeceksiniz ki, “yahu kardeşim atıp tutuyorsun da, nerden biliyorsun? Belki bu sene yetkililerimiz, idarecilerimiz ve eğitimcilerimiz biraz insaflı olur” diyeceksiniz?
Keşke öyle olsa ama sanmıyorum… Baksanıza gazetemizde yayınlanan bir haber bu durumun ipuçlarını veriyor…
Gazetemize şikâyette bulunan bir okurumuz, Kızının bir özel okulda okuduğunu, geçen yıl 15 bin lira ödediği kitap ücretinin bu sene 38 bin lira olduğundan şikâyet ediyor…
Veli haklı tabii!
Yazımızın başındaki “BEN TÜCCAR DEĞİLİM! EĞİTİMCİYİM! repliği neden anlatıığımı şimdi anladınız mı?
Efendiler!
Çocuklarımızın geleceğini emanet ettiğimiz “eğitimci” dostlarımız…
Şapkayı önünüze koyup bir düşünün ve kendinize, vicdanınıza şu soruyu sorun…
“Ben önce eğitimci miyim? Tüccar mıyım? “
Bu soruya lütfen samimiyetle cevap verin!
Son olarak, lütfen önce eğitimci olduğunuzu aklınızdan çıkarmayın!
Kalın sağlıcakla…

