Sevgiyi hak eden takım
İsmet Çiğit
Pazar gecesi maç bitti. Kocaelispor olarak kazanmamız gereken maçtı. İzmit’te Kasımpaşa’yı yensek, ligin üst kısmında çok rahatlayacak, Türkiye Kupası ile daha rahat ilgilenecek, kendimizi daha güvenli ve mutlu hissedecektik.
Maçı rakipten üstün de oynadık. Daha çok istedik, daha çok saldırdık. Rakibe pozisyon vermedik.
Taraftar tribünde görevini yapıyor, Selçuk İnan saha kenarında kendini paralıyordu. Maçın hakemi de hiç kötü değildi.
Bir tane sıkıştırmalıydık. Çok güzel olacaktı.
Ama olmadı… Selçuk İnan özellikle son 15 dakikada bütün riskleri göze aldı, takımı tamamen gole göre yönetti.
Ama atamadık.
Maç golsüz bittiğinde kayıp iki puan için üzgün hissediyordum.
Ama kimseye karşı en küçük bir kızgınlığım yoktu. Herkesin elinden geleni yaptığını, ama bu kez olmadığını düşünüyordum.
Kocaelispor böyle bir takım oldu.
Bence çok sempatik bir takım, çok samimi bir takım. Dünyanın çeşitli bölgelerinden toplanıp çoğu ilk kez Türkiye’ye gelmiş, çok yabancı oldukları bir bölgede çok yabancı bir ortamda takım olup futbol oynayan topçular. Ama samimi çocuklar. Yüzlerinde o samimiyeti görebiliyorsunuz. Vakit geçirmeye kalkışan, risk almaktan çekinen, saha içinde gösteriş, ukalalık yapmaya kalkan falan da yok..
Eskiden “Koçum Nuri Abi” (Karlıoğlu) vardı.
Sinek Soner, Takkan Kamil, Kaptan Mahir, Kokasi Kamuran İbriç falan.
Sahada forma için kendilerini paralarlardı. Hata yapsalar bile onlara kızamazdınız. İyi niyetlerinden forma için sevdalarından kuşku duymazdınız.
Şimdiki takımı da o yıllara benzetiyorum. Bu takıma kızma lüksümüz olmadığını düşünüyorum. Mutlaka Selçuk İnan’ın büyük payı var. Çok sessiz sedasız çalışıyor. Böyle bir takım yaratıldığı için mutlaka Metin Özkan’ın takdire hakkı var.
Bizim bir an önce Petkoviç’i kazanmamız, oynatmamız lazım. Çok güzel, çok gururlu günler yaşamayı umuyorum. Bu sezonun sonunda hayallerimizin çok ötesine gidebiliriz.

