Dostluk başka, alışveriş başka
Hulusi Özdilek
Ben Gölcük Dumlupınar mahallesinde yaşadım.
Yıldırım’lar, Akman’lar, Çiçi Yılmaz’lar, Emin Saral’lar.
Kasap Hamdi’ler, Ahmet ve Muhammed Ceyhan’lar.
Sabri Dayı'nın kahvehanesi , Zeynep Hala, Elektrikçi Rıza Ağabeyler…
Daha sayamadıklarım hepsi Stalin’den kaçan Gürcü’lerdi.
Bu maçta oynayanlar sevdiğimiz dostlardı.
İddialı gelmişlerdi.
Aslında çok iyi takımlardı.
Fakat bize ne olmuştu ki "Türkler çıldırmış " olmalılar dedirten bir oyun ortaya koydular.
İlk 45 dakikada rakibi oynatmadık, kalemize bile gelemediler.
Çok iyi bir takım olmuştuk.
Bu takım, nasıl İspanya’ya farklı yenilmişti.
Böyle yardımlaşmalı atak, akıllı , yetenekli oyuncular varken.
İşin ilginci de sanki plakayı yazdırmak için gol yemişlerdi.
4-1 net ve güzel sonuç…
… … …
Birbirini iyi tanıyan ekip olmak çok güzel.
Kaptan’dan 2 orta adrese tam ulaşmış.
Merih’te "altın kafa" ödüllü goller atmıştı.
Bir ilginçlikte üç isim Gölcük ve Karamürselliydi.
Merih, asılan pankartın hakkını tam verdi.
Stat da tam kapasitede "bayraklar” ve coşkuyla destek oldu.
Milli maçın hakkını da vermişlerdi.
Cumhurbaşkanı , onca yorgunluğu unutup maça gelmesi.
Herkes elinden geleni yapması, çok güzeldi.
Hakem yine aynı nakaratta.
Bizim hakemleri aratmadı.
Golü vermeyecekti.
"VAR" yine vardı , golü verdi , çokta iyi oldu.
Rahatlamış oyuna daha çok asılmıştık.
Kerem, Merih , İsmail Yüksek Kocaeli’nin gururu oldu.
Halbuki Kocaeli’nde ne çok cevherler kayboluyor.
Bu cevherleri gören araştıran uzağı görenler lazım.
Çoğu yok olup gittiler...
BİZ BİZE YETERİZ, YETERKİ BULUP KULLANALIM...

