Zamanı ve algıyı aşan hakikat
Ayşe Nur Tekin
Gerçek insanlık tarihinin en güçlü kavramlarından biridir. Kimi zaman acımasız kimi zaman aydınlatıcıdır. Ama her zaman varlığın sürdüren eninde sonunda ortaya çıkan ve etkisini gösteren kuvvettir. Filozoflardan bilim insanlarına sanatçılardan siyasetçilere kadar pek çok kişi gerçeğin doğasını anlamaya çalışmış ve onun gücünü deneyimlemiştir. Gerçek kimi zaman bireysel hayatlarımızda kimi zaman toplumların kaderini belirleyen olaylarda kendini gösterir. Onu kabul etmek zor olabilir ama yok saymak da mümkün değildir.
Gerçek zamandan ve mekandan bağımsızdır. Evrendeki fiziksel yasalar insan doğası tarihsel olaylar ya da bireysel yaşanmışlıklar fark etmeksizin gerçek bir şekilde var olur. İnsanlar gerçeği çarpıtabilir onu gizleyebilir veya görmezden gelebilir. Ancak bu onun doğasını değiştirmez.
Bir örnek olarak bilim dünyasını ele alalım yüzyıllar boyunca insanlar Dünya’nın düz olduğuna inanmış ancak bilimsel keşifler bu inancı yıkmıştır. İnsanların algısı ne olursa olsun Dünya’nın yuvarlak olduğu gerçeği değişmemiştir. Bu gerçeğin evrensel gücünü gösteren en temel örneklerden birisidir.
Toplumsal düzeyde de bu durum geçerlidir. Tarih boyunca birçok yönetici ve iktidar sahibi gerçeği kendi lehine değiştirmeye çalışmıştır. Ancak zamanla bastırılan bilgiler açığa çıkmış gizlenen olaylar gün yüzüne çıkmıştır. Totaliter rejimler yalanlar halkları kandırmaya çalışmış ama sonunda gerçekler karşısında yenilgiye uğramışlardır.
Gerçek her zaman rahatlatıcı değildir. Bazen bir insanın hayatını kökünden sarsabilir. Bir yalanın içinde yıllarca yaşamış birinin gerçeklerle yüzleşmesi bazen dayanılmaz bir yük olabilir. Fakat gerçeği reddetmek ya da ondan kaçmak uzun vadede daha büyük zararlar doğurur.
Bir insanın kendisiyle ilgili bir gerçeği kabul etmesi de zor olabilir. Örneğin yıllarca başarısızlıklarını başkalarına yükleyen bir kişi aslında kendi hatalarının sorumluluğunu taşıması gerektiğini fark ettiğinde bu gerçekle yüzleşmek ona ağır gelebilir. Ancak bu kabul gelişiminde ilk adımıdır. İnsan ancak gerçekle barıştığında büyüyebilir.
Gerçek her ne kadar acı verici de olabilse de aynı zaman da iyileştirici ve özgürleştirici bir güce sahiptir. Gerçeği kabullenmek bireyleri ve toplumları daha güçlü kılar. Bireysel anlamda gerçeği kabul eden insan sahte bir yaşam sürmektense kendisiyle barış içinde olabilir. Kendi hatalarını zaaflarını ve güçlü yönlerini bilen bir kişi kendini geliştirme fırsatı yakalar.
Ancak toplumsal düzeyde ise adalet ancak gerçeğin ortaya çıkmasıyla sağlanabilir. Haksızlıkların giderilmesi mağdurların haklarını alması ancak gerçeklerin açığa çıkmasıyla mümkündür. Geçmişte yaşanan birçok toplumsal olay gerçeklerin bilinmesiyle şekillenmiştir. İnsan hakları ihlalleri savaş suçları ve adaletsizlikler ancak gerçeğin gücüyle gün yüzüne çıkmış ve sorumlular hesap vermek zorunda kalmıştır.
Tarih gerçeği gizlemeye çalışanların er ya da geç bunun bedelini ödediğini göstermiştir. Kendi yanlışlarını örtbas etmeye çalışan liderler sonunda halkın gerçekleri öğrenmesiyle devrilmiştir. Bir birey yalanlar üzerine kurduğu bir hayatı sonsuza kadar sürdüremez. Gerçeği bastırmak bir yanardağın lavlarını taşlarla kapatmaya benzer bir gün mutlaka patlayacaktır.
Sosyal ilişkilerde de bu durum geçerlidir. Bir insanın söylediği küçük bir yalan zamanla büyüyerek içinden çıkılmaz bir hal alabilir. Güvensizlik yaratır ilişkileri zedeler. En başta zor gelse de dürüstlük her zaman uzun vadede kazandıran bir erdemdir.
Gerçek her zaman kendini bir şekilde belli eder. Bazen bir bilimsel keşif olarak bazen bir itiraf olarak bazen de zamanın aşındırıcı etkisiyle yavaş yavaş gün yüzüne çıkar. İnsanların gerçeği kabul etme süreci sancılı olabilir ama onunla yüzleşmek her zaman daha sağlam temeller üzerine bir hayat kurmayı sağlar.
Gerçeğin gücü onun değişmez ve sarsılmaz doğasından gelir. Ne kadar kaçarsak kaçalım sonunda bizi yakalar. En iyisi gerçekle barışmak ve onun ışığında ilerlemektir. Gerçeği görmek cesaret ister ama onu kabullenmek ve onunla yaşamak insanı özgürleştirir. Çünkü gerçek ne olursa olsun her zaman en sağlam temeldir.

