İmkansız nedir?
Ayşe Nur Tekin
İnsan zihni sınırları sever. Bilinmeyeni keşfetmek yerine güvenli ve tanıdık olanı tercih eder. İşte bu yüzden çoğu zaman bir şey zor veya bilinmez olduğunda ona ‘’imkansız’’ deriz. Ancak imkansız kavramı düşündüğümüz kadar net ve kesin bir tanım taşır mı? Yoksa imkansız dediğimiz şey sadece bizim algılarımızın bir yansıması mı?
Türk Dil Kurumu’na göre imkansız kelimesi ‘’gerçekleşmesi mümkün olmayan olasılığı bulunmayan’’ anlamına gelir. Yani bir şeyin imkansız olması onun hiçbir koşulda gerçekleşmeyeceği anlamına gelir. Ancak bu tanımda önemli bir eksiklik var. İmkansızlık mutlak mıdır yoksa değişebilir mi? Çünkü tarih boyunca pek çok şey önce imkansız sanılmış sonra gerçek olmuştur. Öyleyse imkansızın tanımını mutlak değil değişkendir diyebilir miyiz?
İmkansızın tanımını en çok değiştiren alanların başında bilim gelir. Yerçekimi yasası bulunmadan önce insanların havada süzülerek gitmesi imkansız görülüyordu. Oysa bugün uçaklar ve roketler var. Elektriğin doğada ki gizemli bir güç olduğu sanılıyordu. Ama artık ışık düğmesine basınca bir odayı aydınlatabiliyoruz. İnternetten canlı görüntülü konuşmak bir zamanlar hayaldi. Ama bugün dünyanın öbür ucundaki insanlara saniyeler içinde iletişim kurabiliyoruz. Bilim ve teknoloji geliştikçe imkansız dediğimiz şeylerin birer birer gerçek olduğunu görüyoruz. Bu da gösteriyor ki imkansızlık sadece bilgi ve teknoloji eksikliğinden kaynaklanabiliyor.
Bazen imkansız sadece zihnimizin bit oyunudur. Bir şeyi başaramayacağımıza inanıyorsak onu imkansız olarak etiketleriz. Küçükken bir matematik problemini çözeceğimizde ‘’ben bu konuyu asla öğrenemem’’ deriz. Ama yıllar sonra o problemi kolayca çözdüğümüzde aslında onun hiçbir zaman imkansız olmadığını fark ederiz.
Sporcular rekor kırılmadan önce onun ‘’imkansız’’ olduğunu duyarlar. Ama biri o rekoru kırınca başkaları da peş peşe bunu yapmaya başlar. Yani bazen imkansızlık yalnızca kişisel sınırlarımızın ve inançlarımızın bir yansımasıdır.
Felsefeciler için imkansız genellikle ikiye ayrılır. Mantıksal imkansızlık kendi içinde çelişen gerçekleşmesi mümkün olmayan şeylerdir. Örneğin ‘’yuvarlak bir kare’’ kavramsal olarak mümkün değildir. Pratik imkansızlık şu anki koşullarda mümkün olmayan ama ilerde belki gerçekleşebilecek şeylerdir. Örneğin ışık hızını aşan bir araç yapmak şu an imkansız gibi görünüyor ancak gelecekte bilim bu sınırı aşabilir. Bu ayrım ‘’imkansız’’ dediğimiz şeylerin bazı durumlarda sadece bir zaman meselesi olduğunu gösteriyor.
İmkansızın tanımı kişiye zamana ve koşullara göre değişebilir. Bir kişi için imkansız olan başka biri için mümkün olabilir. Örneğin bir maraton koşmak bazı insanlar için imkansız gibi görünse de başkaları bunu her gün yapar. Bir çağda imkansız görünen her şey başka bir çağda sıradan hale gelebilir. Orta Çağ’da insanların uzaya gitmesi hayal bile edilemezdi. Ama 1969’da Ay’a gidildi. Bazen imkansızlık sadece inançlarımızın bir yansımasıdır. İnsanlar neye inanırsa onu gerçekleştirme ihtimali de artar. Bu yüzden imkansızlık mutlak bir kavram değil değişken bir algıdır.
İmkansızı tanımlamak onu sorgulamaktan geçer. Bir şeyin gerçekten imkansız olup olmadığını anlamak için şu soruları sorabiliriz. Bu şey doğa yasalarına aykırı mı? Eğer öyleyse belki gerçekten imkansızdır. Ama doğa yasaları bile zaman içinde değişen bilgilerle yeniden yorumlanabilir.
Bu şey sadece şu an mı imkansız? Eğer öyleyse belki de zamanla mümkün hale gelebilir. Bu şey sadece benim algıma mı bağlı? Eğer öyleyse belki de sadece bakış açımı değiştirerek imkansız sandığımız şeyi mümkün hale getirebilirim.
Sonuç olarak imkansız kelimesi çoğu zaman gerçek bir sınırı değil sadece şu anki bilgimizin ve inançlarımızın sınırlarını gösterir. Belki de asıl soru şudur: gerçekten imkansız diye bir şey var mı? Yoksa imkansız sadece cesaret edemeyenler için mi vardır?

