BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

İhmaller ülkesi

Ayşe Nur Tekin

Abone OlGoogle News
23 Ocak 2025 00:00

Türkiye doğal güzellikleriyle tarihi zenginlikleriyle ve insan kaynağıyla büyük potansiyel taşıyan bir ülke. Ancak bu potansiyel yıllardır süregelen bir sorunun gölgesinde kalıyor. İhmaller küçük görülen ama birikerek büyük felaketlere yol açan ihmaller…

Bu ihmaller sadece büyük olaylarla sınırlı değil. Gündelik hayatın her alanında kendini gösteriyor. İş kazaları trafik faciaları depremler eğitimdeki eksiklikler sağlık sistemindeki aksaklıklar çevre tahribatı hepsinin temelinde ihmalkarlık yatıyor…

Türkiye deprem kuşağında bir ülke 17 ağustos 1999 Marmara depremi binlerce insanın hayatına mal oldu. O dönem ‘’ artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’’ dendi. Ancak 6 şubat 2023’te yaşanan Kahramanmaraş merkezli depremler aynı acı manzaraları bir kez daha gözler önüne serdi. Deprem yönetmelikleri var ama denetimler yetersiz. Müteahhitler para kazanıyor denetçiler göz yumuyor yetkililer de günü kurtaran açıklamalarla sorumluluktan kaçıyor. Sonuç? Enkaz altında can veren binlerce insan.

Her büyük depremin ardından ‘’unutmayacağız’’ deniyor. Ama unutuluyor. Deprem toplanma alanları imara açılıyor halk bilinçlendirilmiyor binalar yine sağlam yapılmıyor. Felaket kapıyı çaldığında ise herkes birbirini suçluyor.

Türkiye’ de trafik kazları adeta bir savaş bilançosuna dönüşmüş durumda. Yollar yapılıyor ama güvenlik önlemleri eksik TIR’lar otobüsler denetlenmiyor yol bakım çalışmaları gecikiyor. Alkollü sürücüler hız sınırını hiçe sayanlar hatalı sollamalar yüzünden her gün onlarca insan hayatını kaybediyor.

Şehir içinde de durum farklı değil. Kaldırımlar işgal altında yayalar için güvenli yürüyüş alanları yok bisiklet yolları yok ya da göstermelik. Toplu taşıma yetersiz olduğu için milyonlarca insan özel araçlara mahkum ediliyor. Trafik sadece sabır değil can da alıyor.

Türkiye iş kazalarında Avrupa’da birinci sırada yer alıyor. Maden göçükleri inşaatlardan düşen işçiler fabrikalardaki patlamalar…. Her seferinde ‘’sorumlular cezalandırılacak’’ deniyor. Ama gerçek sorumlular hep perde arkasında kalıyor.

2014’te Soma’da yaşanan maden faciası 302 işçinin hayatını kaybetmesiyle Türkiye tarihinin en büyük iş kazalarından biri oldu. Oysa işçiler yıllardır güvenlik önlemlerinin yetersiz olduğunu söylüyordu. Aynı şekilde Ermenek Bartın ve Amasra’daki maden faciaları da alınmayan önlemlerin göz yumulan ihmallerin bedeli oldu.

Eğitim sistemi ihmalkarlığın en büyük kurbanlarından biri plansız değişiklikler sınav sistemindeki karmaşa öğretmenlerin sorunları altyapı eksiklikleri derken nesiller kayboluyor. Depreme dayanıksız okullar yetersiz müfredatlar ezbere dayalı eğitim fırsat eşitsizliği..

Köy okulları kapanırken özel okullar fahiş fiyatlarla velileri zorluyor. Tablet dağıtımları akıllı tahta projeleri gibi göstermelik adımlarla sorunlar çözülemiyor. Eğitime yatarım yapmayan bir ülkenin geleceği olur mu ?

Türkiye’de sağlık sektörü de ihmallerden nasibini alıyor. Hastanelerde randevu almak giderek zorlaşıyor doktorlar aşırı yük altında eziliyor sağlık çalışanlarına şiddet artıyor. Deprem bölgesinde hastanelerin yıkılması ambulans eksikliği ilaç sıkıntıları hep aynı sorunun bir sonucu plansızlık ve ihmal.

Doğa da Türkiye’de ihmalkarlıktan payını fazlasıyla alıyor. Her yıl çıkan orman yangınları bilinçsizce açılan maden ocakları HES projeleriyle kurulan nehirler… Kaz Dağları’ndan Salda Gölü’ne kadar ülkenin dört bir yanında doğa tahrip ediliyor. Denetimler yetersiz cezalar caydırıcı değil.

Plastik atıklar denizleri kirletirken büyük şehirlerde hava kirliliği insan sağlığını tehdit ediyor. Çevre politikaları kağıt üzerinde kalıyor doğa rant uğruna feda ediliyor.

Türkiye ihmallerin bedelini canıyla malıyla geleceğiyle ödüyor. Sorumlular ceza almıyor hatalar tekrar ediliyor felaketler yaşandığında sadece birkaç gün konuşulup unutuluyor.

Peki ne yapmalı? Öncelikle ihmali normalleştirmekten vazgeçmeliyiz. Denetimleri sıklaştırmalı hesap soran bir sistem kurmalı bilinçli bir toplum inşa etmeliyiz. ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın ‘’ anlayışıyla yaşamaya devam edersek o yılan bir gün hepimizi sokacak.

Türkiye ihmaller ülkesi olmaktan çıkmalı. Yoksa hepimiz bir gün bu ihmallerin kurbanı olabiliriz…

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Ayşe Nur Tekin

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları