BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Gerçekleri görmek zorundayız

Ayşe Nur Tekin

Abone OlGoogle News
06 Ocak 2025 00:00

Türkiye dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde yer alıyor. Depremler bizim için ne yazık ki alışıldık bir doğa olayı. Ancak bu doğa olayını yıkıma acıya ve kayıplara dönüştüren şey depremin kendisi değil insanoğlunun doğaya karşı sorumsuzca yaptığı hatalardır. Bu nedenle sık sık dile getirilen ‘’deprem öldürmez bina öldürür’’ cümlesi acı bir gerçeği gözler önüne seriyor.

Deprem yer kabuğundaki enerjinin birikmesi ve aniden boşalması sonucu oluşur. Ne gelişmiş teknoloji ne de bilimsel yöntemler bir depremin oluşumunu engelleyebilir. Ancak deprem riskini ve bu riskin getirdiği zararları minimize etmek tamamen bizim elimizde. Depremleri önleyemeyiz ama onun bizi öldürmesini engelleyebiliriz. İşte tam da bu noktada yapı güvenliği konusu devreye giriyor.

Bugün ülkemizde milyonlarca bine maalesef deprem yönetmeliklerine uygun değil. Yetersiz malzeme kullanımı eksik mühendislik hizmetleri ve yanlış denetim süreçleri yapıların deprem karşısında adeta birer ölüm tuzağına dönüşmesine yol açıyor. Özellikle 1999 Marmara Depremi sonrası alınan dersler ve yapılan yasal düzenlemelere rağmen hala ciddi bir dönüşüm sağlayabilmiş değiliz.

Deprem yönetmeliğine uygun inşa edilmiş bir bina en şiddetli sarsıntılarda bile ayakta kalabilir ve içerisindeki insanların hayatını koruyabilir. Fakat ülkemizde inşaat sektöründe yaşanan denetimsizlikler rant hırsı ve bilgi eksikliği nedeniyle çok sayıda bina daha ilk sarsıntıda yerle bir oluyor.

Deprem yönetmeliğine uygun binalar inşa etmek inşaat projelerinde mutlaka deprem yönetmeliğine uygunluk esas alınmalıdır. Beton kalitesi demir yoğunluğu ve zeminin etütleri titizlikle yapılmalıdır.

Mevcut binaların güçlendirilmesi özellikle eski yapılar mutlaka risk analizine tabi tutulmalı ve gerekiyorsa güçlendirme işlemleri yapılmalıdır. Bu işlemler deprem sırasında binaların yıkılmasına önlemede kritik rol oynar.

Denetim süreçlerinin güçlendirilmesi inşaat sektöründeki denetim mekanizmaları daha etkin hale getirilmelidir. Projelerde imzası bulunan mühendisler ve müteahhitler sorumluluklarının bilince olmalı cezai yaptırımlar caydırıcı olmalıdır.

Halkın bilinçlendirilmesi deprem sırasında nasıl davranılması gerektiği basit ama hayat kurtarıcı bilgilerle halka anlatılmalıdır. Ayrıca binaların güvenliği konusunda toplumsal bilinç oluşturulmalıdır.

Bugün bir deprem sonrası yaşanan can kayıplarının sorumlusu doğa değil insanın ihmalkarlığıdır. Bu ihmallerden biri yanlış zeminlere bina dikmek diğeri ise inşaatta ucuz kalitesiz malzeme kullanmaktır. İhmaller zincirine bir de denetim eksikliği eklenince sonuç binlerce insanın hayatını kaybettiği trajediler oluyor.

Deprem bir doğa olayıdır. Felaket değildir. Onu felakete dönüştüren bizim tedbirsizliğimiz ve plansızlığımızdır. Depreme dayanıklı bir Türkiye inşa etmek için geç kalmış değiliz. Yeter ki bu konu da ciddi adımlar atalım ve geleceğimizi güvence altına alalım.

Unutmayalım deprem öldürmez bina öldürür. Ama binaların da insan eliyle yapıldığını düşündüğümüzde asıl sorumlunun kim olduğu net bir şekilde ortaya çıkıyor: BİZ !

Eğer bundan sonra da deprem karşısında çaresiz kalmak istemiyorsak artık harekete geçmenin zamanı geldi. Yeni bir felaket yaşamadan önce her birey her kurum ve özellikle de devlet bu konuda elini taşın altına koymalıdır. Çünkü can kayıplarını önlemenin yolu ancak sağlam binalar ve bilinçli bir toplumdan geçer.

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Ayşe Nur Tekin

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları