EGE'nin sessiz tehdidi
Ayşe Nur Tekin
Ege Denizi’nin mavi sularında bembeyaz evler ve nefes kesici manzarasıyla ünlü Santorini Adası sadece kartpostallardan fırlamış gibi görünen güzellikleriyle değil aynı zamanda sismik aktiviteleriyle de dikkat çeker. Santorini tarih boyunca birçok depreme ve volkanik patlamaya ev sahipliği yapmış jeolojik anlamda oldukça aktif bir bölgedir.
Deprem fırtınası (seismic swarm) belirli bölgede kısa süre içinde meydana gelen ve birbirini izleyen çok sayıda küçük orta ölçekli depremleri tanımlamak için kullanılan bir terimdir. Bu tür sismik aktiviteler genellikle tek bir büyük depremin ardından artçı sarsıntılar şeklinde görülmez aksine farklı fay hatlarının tetiklenmesiyle birbirine bağlı bir dizi sarsıntı meydana gelir.
Santorini’deki deprem fırtınası da bu tanıma uygundur. 2020’li yılların başından itibaren bölge de gözlemlenen art arda depremler sismologların dikkatini çekmiş ve adanın jeolojik yapısına dair endişeleri artırmıştır. Bu sarsıntılar genellikle 3.5 ila 5.0 büyüklüğünde potansiyele sahiptir.
Santorini aslında bir volkanik kalderanın kalıntısıdır. Yaklaşık 3.600 yıl önce tarih öncesi dönemin en büyük volkanik patlamalarından biri burada gerçekleşmiş ve Minos uygarlığının çöküşüne zemin hazırlamıştır. Bu devasa patlama adanın bugünkü hilal şeklini oluşturmuş ve deniz seviyesinin altında büyük bir kaldera yaratmıştır.
Volkanik aktiviteler yer kabuğundaki hareketlerle yakından ilişkilidir. Santorini ve çevresi Afrika ve Ege plakalarının kesişim noktasında yer aldığından bölgede sürekli bir gerilim birikimi olur. Bu durum hem volkanik hem de tektonik depremleri tetikleyebilir. Özellikle Santorini’nin batısında yer alan Kolumbo denizaltı volkanı aktif durumdadır ve zaman zaman sismik hareketlilikle kendini gösterir.
Santorini’deki deprem fırtınasının birkaç olası nedeni vardır:
Ege denizi’nin altında yer alan levha sınırları sürekli hareket halindedir. Afrika levhası kuzeye doğru itilirken Ege mikroplakası bu baskıya karşılık verir. Bu süreç bölgede ki fay hatlarında gerilim birikmesine yol açar.
Deprem fırtınası magmanın yer kabuğuna doğru hareket etmesiyle de ilişkili olabilir. Magmanın yükselmesi çevresinde ki kayalarda basınç yaratır ve bu da küçük depremler şeklinde hissedilir. Santorini ve Kolumbo volkanlarının altındaki magma odaları bu tür sismik aktivitelerin merkezinde yer alır.
Bir bölge de meydana gelen bir deprem yakındaki diğer fay hatlarını da etkileyebilir. Bu domino etkisi deprem fırtınalarının neden arka arkaya geldiğini açıklayabilir.
Santorini’de yaşanan deprem fırtınalarının en büyük endişe kaynağı bunun daha büyük bir depremin ya da volkanik patlamanın habercisi olup olmadığıdır. Tarihsel verilere göre büyük depremler genellikle öncesinde küçük sarsıntılarla kendini belli eder. Ancak bu tür deprem fırtınaları her zaman yıkıcı bir olaya yol açmayabilir. Eğer sismik gerilim daha büyük bir fay hattında birikirse 6.5 ve üzeri büyüklükte bir deprem olasılığı göz ardı edilemez. Magma hareketi artarsa Kolumba veya Santorini volkanında yeni bir patlama meydana gelebilir. Özellikle denizaltı depremleri ve volkanik patlamalar Ege Denizi’nde tsunami oluşturabilir. Bu durum sadece Santorini’yi değil Yunanistan ve Türkiye’nin kıyı bölgelerini de etkileyebilir.
Santorini ve çevresindeki sismik aktiviteler Yunanistan’daki sismoloji enstitüleri tarafından yakından izlenmektedir. Bölgede yer alan sismometreler GPS istasyonları ve denizaltı inceleme cihazları magma hareketlerini ve yer kabuğundaki değişimleri sürekli takip eder. Ayrıca bölgede ki yerel yönetimler ve uluslararası afet kuruluşları acil durum planları üzerinde çalışmakta ve halk bilinçlendirme faaliyetleri yürütmektedir. Deprem ve volkan tatbikatları olası bir felaket anında can ve kaybını en aza indirmek için önemli rol oynar.
Santorini’nin güzelliği kadar tehlikeli olan jeolojik yapısı bizlere doğanın hem yaratıcı hem yıkıcı gücünü hatırlatır. Deprem fırtınası bu aktif bölgenin sadece bir yüzüdür. Ancak bilimsel izleme doğru planlama ve halkın bilinçlendirilmesiyle bu tür doğal afetlere karşı hazırlıklı olmak mümkündür.
Santorini tarih boyunca birçok medeniyete ilham vermiştir. Bugün de doğanın dilini çözmeye çalışan bilim insanları ve bölge halkı bu eşsiz adada güvenli bir yaşam sürdürmenin yollarını aramaya deva ediyor. Çünkü doğa güzelliği kadar dersleriyle de bizlere rehberlik eder.

