BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Yağmur sonrası koku

Adil Tarık Özkurt

Abone OlGoogle News
07 Ekim 2025 17:45

Merhaba değerli okurlar,

Güzel yaz dönemini ardımızda bırakırken bu hafta Kocaeli genelinde yağış hakim olacakmış.

Sonbahar geldi artık. Kapalı havalar ve hafiften soğuk esintiler günümüze dahil oldu.

Yağmur özellikle şuanda Türkiye geneli için çok önemli. Biliyorsunuz genel bir kuraklık döneminden geçiyoruz.
Komşu illerimizde susuzluk kaynaklı su kesintileri yaşanıyor maalesef.

O yüzden bu yağmurlar ülkemiz için çok önemli.

Yağmurun yağışı ayrı güzel, yağmur sonrası burnumuza gelen o koku ayrı güzeldir.

Peki bu koku neden oluyor biliyor muyuz ?

Yağmurdan sonra havaya karışan o tanıdık koku, çoğu insanın sevdiği bir duyusal deneyimdir.

Ancak bu koku, yalnızca nostaljik bir his değil, oldukça ilginç bir kimyasal sürecin sonucudur.

Bilim insanları bu olaya “petrichor” adını veriyor.

Bu terim ilk kez 1964 yılında iki Avustralyalı araştırmacı Isabel Bear ve R. G. Thomas tarafından kullanıldı.

Yunanca “petra” (taş) ve “ichor” (Yunan mitolojisinde tanrıların damarlarında akan kutsal sıvı) kelimelerinden türetilmiştir.

Peki bu koku nasıl oluşuyor? Aslında olayın merkezinde toprakta yaşayan aktinobakteriler bulunuyor.

Bu mikroorganizmalar, topraktaki organik maddeleri parçalarken geosmin adı verilen bir bileşik üretir.

Geosmin, insan burnu tarafından son derece düşük yoğunluklarda bile algılanabilir; bir litre havada birkaç trilyonda bir oran bile bu kokuyu fark etmemize yeterlidir.

Yağmur damlaları toprağa düştüğünde, yüzeydeki hava kabarcıkları sıkışarak çok sayıda mikroskobik aerosol parçacığı oluşturur.

Bu küçük parçacıklar patladıklarında geosmin moleküllerini havaya taşır ve böylece yağmur sonrası ortaya çıkan o karakteristik koku yayılır.

2015 yılında MIT’de yapılan yüksek hızlı kamera deneylerinde bu olay ilk kez detaylı biçimde gözlemlendi.

Araştırmacılar, yağmur damlalarının kuru toprağa çarptığında saniyede yüzlerce mikroskobik damlacık fırlattığını tespit ettiler. Yani koku adeta toprağın mikroskobik bir “püskürtmesiyle” havaya karışıyor.

Yağmur kokusuna yalnızca geosmin değil, aynı zamanda bitkilerin kuru dönemlerde salgıladığı yağlı bileşikler de katkıda bulunur.

Uzun süre yağışsız geçen dönemlerin ardından ilk damlalar toprağa düştüğünde bu bileşikler serbest kalır.

Böylece kokunun bileşimi, toprağın biyolojik yapısına, bölgenin nemine ve bitki çeşitliliğine göre değişir.

Kısacası, yağmur sonrası havada hissettiğimiz “toprak kokusu” aslında biyoloji, kimya ve fizik disiplinlerinin ortak ürünü olan doğal bir süreçtir.

Geosmin üreten bakteriler, atmosferik koşullar ve yüzey dinamikleri hep birlikte çalışır.

Basit bir duyusal deneyim gibi görünen bu olay, aslında karmaşık bir doğa mekanizmasının göstergesidir…

Sağlıklı, mutlu ve huzurlu haftalar dilerim.


“Bilim yalnızca bilgi değil, bir düşünme biçimidir. Her doğa olayı, düşünmeyi bilen biri için küçük bir mucizedir.” Carl Sagan

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Adil Tarık Özkurt

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları