BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Sözlerin Gücü

Adil Tarık Özkurt

Abone OlGoogle News
16 Aralık 2025 18:00

Merhaba değerli okurlar,

Çoğumuz yaptığımız işlerde başarılı olmak isteriz.

Her ne yapıyorsak sonuna kadar götürmeyi, yarıda bırakmamayı planlayarak işlerimize başlarız.

Ama bazen olmaz, yarım kalır, vaktimiz olmaz, yetiştiremeyiz.

Karşılığında aldığımız cevap genelde “zaten yapamazdın”, “o kadar sürede yetişmezdi zaten”, “ boşver sen bunu diğerine geç” gibi moral bozucu ve bizleri demoralize eden şeyler olur.

Çocukluğumuz da öyle geçmedi mi?

“Komşunun çocuğu şu kadar puan almış”, “Yapamazsın dedim sana!”, “Benimki zaten yapamaz” gibi kalıp cümlelerle büyüdük.

Şimdi yeni nesilde yetiştirilen çocuklara “pozitif yaklaşım” adı altında şirinlikler, büyük başarı cümleleri ve büyük büyük tepkiler veriliyor.

Peki sizce insanları iyiye yönlendirmek, başarabilirsin demek, pozitif destek olmak gerçekten etkili oluyor mu?

1968 yılında Oak İlkokulunda Robert Rosenthal ve Lenore Jacobson bunun üzerine bir araştırma yaptı.

Ana soru şuydu;

“Öğretmenlerin öğrenciler hakkındaki beklentileri, öğrencilerin gerçek akademik gelişimini etkiler mi?”

Yani buradaki asıl amaç öğrencilerin zekası değil, onlardan beklenilen şeyin gücüydü.

Kaliforniya’daki sıradan bir ilkokulda, öğrencilere zekâ testi olduğu söylenen bir sınav uygulanır. Testin adı da oldukça havalıdır: Harvard Test of Inflected Acquisition.

Oysa test ne Harvard’la ilgilidir ne de öğrencilerin gerçek zekâsını ölçmektedir.

Asıl amaç, öğretmenlerin zihninde bir beklenti oluşturabilmektir.

Testten sonra her sınıftan bazı öğrenciler rastgele seçilir. Öğretmenlere bu öğrenciler için şu bilgi verilir: “Bu çocuklar önümüzdeki yıl belirgin bir zihinsel sıçrama yapacak.”

Öğretmenlere nasıl davranmaları gerektiği söylenmez, özel bir eğitim verilmez, sınıf düzeni değiştirilmez.

Değiştirilen tek şey, öğretmenin kafasındaki algıdır.

Bir yıl boyunca dersler normal seyrinde devam eder. Yıl sonunda öğrenciler yeniden değerlendirilir. Ve sonuç şaşırtıcıdır: “Zihinsel olarak parlayacak” denilen bu öğrenciler, gerçekten de daha fazla gelişim göstermiştir.

Özellikle küçük yaş gruplarında bu fark daha da belirgindir.

Peki ne olmuştur? Çocuklar bir gecede daha zeki mi olmuştur? Elbette hayır.

Değişen, öğretmenin onlara bakışıdır.

Öğretmen, farkında olmadan bu öğrencilere biraz daha sıcak davranır, biraz daha fazla söz hakkı verir, hata yaptıklarında biraz daha sabırlı olur.

Daha zor sorular sorar, cevaplarını ciddiye alır.

Küçük gibi görünen bu davranışlar, bir yıl boyunca üst üste bindiğinde büyük bir fark yaratır.

Elbette bu deney eleştirisiz değildir. Kullanılan testin güvenilirliği, sonuçların tüm sınıflarda aynı şekilde görülmemesi ve etik boyut, yıllarca tartışılmıştır.

Bugün biliyoruz ki Rosenthal etkisi her koşulda, her insanda aynı güçte ortaya çıkmaz.

Ama şunu da inkâr edemeyiz: Beklenti, potansiyelin ortaya çıkma ihtimalini ciddi biçimde etkiler.

Bir de tam tersini düşünelim; Düşük beklenti. “Ondan bir şey olmaz” cümlesi, çoğu zaman kendi kendini doğrulayan bir kehanete dönüşür.

Bu durum literatürde “Golem Etkisi” olarak anılır.

Yani beklenti sadece yükseltmez; bastırabilir de.

İşte bu yüzden çocuklarımıza, arkadaşlarımıza ve etrafımızdaki insanlara bir şey söylerken dikkatli olmakta fayda var.

Sağlıklı, mutlu ve huzurlu haftalar dilerim.

“Bir insana olduğu gibi davranırsanız, olduğu gibi kalır; ona olabileceği gibi davranırsanız, olması gereken kişi olur.” Johann Wolfgang von Goethe

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Adil Tarık Özkurt

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları