BIST12.668,52%1.70
USD43.2797%0,13
EURO50,1988 %-0.1
ALTIN6.358,87 %-0.5

Sen kahin misin? 

Adil Tarık Özkurt

Abone OlGoogle News
25 Kasım 2025 17:50

Merhaba değerli okurlar, 

Sizi bugün biraz geçmişlere götürmek istiyorum.  

Başlıkta ki sözü hatırlarsınız “G.O.R.A.” filminin efsaneleşmiş repliklerindendi.  

Peki gelecekten haber veren bir sistem bizim günlük hayatımızda önceden vardı desem? 

Haydi o zaman başlayalım… 

Benim yaşımda ve daha büyük olanlar hatırlarlar. Eskiden evlerimizde kasalı bilgisayarlar, tüp ekran monitörler vardı. Bunlarda oyun oynamanın tadı başkaydı. 

Dönemine göre gerçekten efsane olmuş oyunlar vardı.  

Müzik programları, oyun indirme platformları vs. vs. bir sürü eski uygulamalar vardı. Artık çoğunun yerini yeni programlar ve ara yüzler aldı. 

Güzel günlerdi gerçekten… 

Ayrıca o dönemlerde bilgisayarlara takılan harici hoparlörler de vardı hatırlarsanız. 

Bu eski hoparlörlerin yanına telefon bıraktığınızda duyulan o meşhur “dıt dıt dıt” cızırtısı, bir çoklarımız için nostaljik bir hatıraydı. Telefonun çalacağını bize önceden bilgi verirdi ve “SEN KAHİN MİSİN?” başlığını da bu yüzden seçtim. 

Gelecekten haber veriyordu sanki… 

Fakat arkasında oldukça ilginç bir elektromanyetik etkileşim hikâyesi var. 

Özellikle 2G (GSM) döneminde çalışan telefonlar, baz istasyonuyla iletişim kurmak için “TDMA” (Time Division Multiple Access) isimli bir zaman bölmeli erişim yöntemi kullanıyordu.  

Bu sistemde telefon, her saniyede 217 Hz’lik aralıklarla kısa ve güçlü “radyo frekansı (RF) darbeleri” gönderirdi. 

Bu darbeler aslında normalde duyulabilir sesin çok dışında, yüksek frekanslı elektromanyetik sinyallerdi. 

Ancak eski hoparlörlerin çoğunda: 

* Yeterli “EMI (Electromagnetic Interference)” koruması yoktu. 

* Kablolama çoğu zaman “zayıf yalıtılmıştı”( Hatta çoğu zaman düzgün ses versin diye kabloları kıvırırdık) . 

* Devre içinde sinyali temizleyecek “filtreler” bulunmuyordu. 

Bu nedenle hoparlör kabloları, telefonun yaydığı RF darbelerini anten gibi davranarak alıyor, devredeki op-amp veya amfi katı bu darbeleri doğrultuyor (rectification) ve sonuç olarak bu yüksek frekanslı sinyaller “düşük frekanslı bir darbe” şeklinde duyulur hâle geliyordu. 

Yani hoparlör, “aslında kendisi için üretilmemiş bir sinyali” sese çevirmiş oluyordu. 

GSM şebekesinde TDMA çerçevesi 217 Hz’lik bir tekrarlama döngüsüne sahipti. Hoparlörün duyurduğu cızırtı tam da bu döngünün akustik izdüşümüydü: 

* RF sinyali: milyonlarca Hz 

* Hoparlörün algılayıp dönüştürdüğü darbe sayısı: 217 Hz civarı 

* Kulakla duyulan: ritmik “dıt dıt dıt…” 

Bu nedenle telefon titreşimden bile önce bir “ön uyarı” gibi hoparlörü öttürürdü. 

Günümüzde bu ses artık hayatımızdan çıkmış durumda çünkü artık; telefonlar LTE, 4G, 5G gibi sürekli taşıyıcı sinya kullanan sistemlerde çalışıyor; TDMA darbeleri yok. 

Hoparlör ve amfi devreleri **EMI korumalı**, PCB tasarımları daha temiz, kablolar daha kısa. 

Dijital filtreleme, entegre devreler ve daha iyi topraklama standart hâline geldi. 

Sonuç olarak, elektromanyetik sızıntı çok daha zor gerçekleşiyor. 

Yenilikler hayatımızı kolaylaştırıyor doğru ama eski anılarımızda içimizde de hala güzel bir an olarak kalıyor… 

Sağlıklı, mutlu ve huzurlu haftalar dilerim. 

Yazma kurallarını okudum ve kabul ediyorum.600 karakter kaldı
×

Bu sayfalarda yer alan yorumlar kişilerin kendi görüşleridir.
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde mavikocaeli.com.tr’nin görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır.
Yazılanlardan mavikocaeli.com.tr sorumlu tutulamaz.

0 Yorumlar

    Adil Tarık Özkurt

    mavikocaeli.com.tr köşe yazarı

    Tüm Yazıları