Fark edilmez ama vazgeçilmez!
Adil Tarık Özkurt
Genelde eskiyi gösteren şehir resimlerinde veya çocukluk anıları anlatılırken gözlerde bir görüntü canlanır.
Bağcıkları birbirine bağlamış ayakkabılar elektrik tellerinin üzerinde sarkar.
Neden atılır bilmem ama onu atmak bir şeyi başarmak anlamına geliyordu heralde.
Üstünde ayakkabı olan o kablolar hep dikkat çekerdi ve nostaljik resimlerde de hep o görseller paylaşılırdı.
Aynı zamanda o elektrik kablolarının üzerinde zaman zaman küçük, yuvarlak parçalar görürüz.
Ne ışığı vardır ne de dikkat çeken bir rengi. Çoğu insan fark etmez bile.
Oysa bu küçük parçalar, modern elektroniğin sessiz bekçileridir.
Bu parçaların hikâyesi, 20. yüzyılın ilk yarısına uzanır.
Radyo ve haberleşme sistemlerinin yaygınlaşmaya başladığı 1930’lu yıllarda mühendisler yeni bir sorunla karşılaştı: parazit.
Elektrik kabloları yalnızca enerji taşımıyor, aynı zamanda istenmeyen elektromanyetik gürültü yayıyor ve çevreden gelen sinyalleri de topluyordu.
Radyo yayınlarında duyulan cızırtıların ve ilk televizyonlardaki görüntü bozulmalarının önemli bir kısmı bu nedenle oluşuyordu.
Bu soruna çözüm olarak geliştirilen malzemelerden biri “ferrit” oldu.
Yüksek manyetik geçirgenliğe sahip ferrit çekirdekler, kablonun etrafına yerleştirildiğinde, yüksek frekanslı parazitleri soğuruyor; elektrik akımının kendisine ise dokunmuyordu.
Böylece kablo, görevini yapmaya devam ederken gürültü bastırılmış oluyordu.
Bugün kabloların üzerinde gördüğümüz o küçük yuvarlak “toplar”, işte bu ferrit çekirdeklerdir.
Zamanla bu teknoloji günlük hayatın ayrılmaz bir parçası hâline geldi.
Bilgisayar ekranlarının kablolarında, yazıcılarda, modemlerde, tıbbi cihazlarda, otomotiv elektroniğinde ve endüstriyel kontrol sistemlerinde standart olarak kullanılmaya başlandı.
Özellikle veri iletişiminin arttığı alanlarda bu küçük parçalar olmadan kararlı bir sistem kurmak neredeyse imkânsızdır.
Benzer yuvarlak parçalar, yüksek gerilim hatlarında da görülür.
Ancak onların görevi farklıdır. Açık alanda gerili duran uzun kablolar, rüzgârla birlikte titreşir.
Bu titreşimler zamanla metal yorgunluğuna ve kopmalara yol açabilir.
Kablolara eklenen bu ağırlıklar, titreşimi sönümleyerek hattın ömrünü uzatır.
Biri elektriksel gürültüyü, diğeri mekanik titreşimi susturur; ikisi de sistemi korur.
Teknolojik ilerleme her zaman büyük makinelerle veya gösterişli icatlarla olmaz.
Bazen bir sistemin düzgün çalışması, kimsenin dikkatini çekmeyen küçük bir parçaya bağlıdır.
Elektrik kablolarının üzerindeki bu küçük toplar da tam olarak bunu hatırlatır:
Hani bir şey için emek verirken bazen katkımızın küçük bir şey olduğunu düşünüp şu cümleyi kurarız;
“Bizim yaptığımız nedir ki, diğer işlerin yanında devede kulak” diye düşünürüz.
Ama kulak olmadan, en büyük gövde bile sessiz kalır…
Sağlıklı, mutlu ve huzurlu haftalar dilerim.

