30 Temmuz 2026 10:05
Zorluklara direnen kazanıyor
Konuk yazarımız Uzm. Psk. Dr. Özgül Çömez’in yazısı sizlerle…
Hayat, en çok da hazırlıksız yakalandığımız anlarda sınar bizi. Bir telefon, beklenmedik bir haber, kapanan bir kapı ya da ansızın değişen hayat koşulları… Kimse fırtınalardan tamamen kaçamaz. Ancak bazı insanlar, en sert rüzgârlardan bile daha güçlü çıkar. Bunun nedeni daha az acı çekmeleri değil, yaşadıkları zorluklarla kurdukları ilişkidir.
Psikolojide psikolojik dayanıklılığı anlatırken sıkça bambu ağacı örneği kullanılır. Sert ve katı duran bir dal, şiddetli rüzgâr karşısında direnmeye çalışırken kırılır. Bambu ise rüzgârla birlikte eğilir, esner ama kopmaz. Fırtına dindiğinde yeniden doğrulur. Çünkü bazen ayakta kalmanın yolu, inatla direnmekten değil; gerektiğinde esneyebilmeyi bilmektir.
İnsan zihni de böyledir. Güçlü olmak, hiçbir zaman üzülmemek ya da hiç yıkılmamak anlamına gelmez. Aksine, acıyı hissedebilmek, kaygıyı yaşayabilmek, gerektiğinde gözyaşı dökebilmek ruh sağlığının doğal parçalarıdır. Güçlü insanlar duygularını inkâr edenler değil, onları tanıyıp yönetebilenlerdir.
Ne yazık ki günümüzde sürekli güçlü görünme baskısı giderek artıyor. Her şeye gülümsemek, “Ben iyiyim.” demek ya da acıyı görmezden gelmek çoğu zaman dayanıklılık sanılıyor. Oysa bastırılan her duygu, zamanla farklı şekillerde yeniden karşımıza çıkıyor. Gerçek psikolojik güç, maskelerin arkasına saklanmak değil; “Bugün zorlanıyorum ama bunun geçeceğine ve yeniden ayağa kalkabileceğime inanıyorum.” diyebilmektir.
Bilimsel araştırmalar bize önemli bir gerçeği gösteriyor: Psikolojik dayanıklılık doğuştan sahip olunan değişmez bir özellik değildir. Öğrenilebilir, geliştirilebilir ve zamanla güçlendirilebilir.
Bunun için öncelikle kontrol edemediğimiz olaylar yerine kontrol edebileceğimiz davranışlara odaklanmalıyız. Kendimizi acımasızca yargılamak yerine öz şefkat geliştirmeli, en önemlisi de yükümüzü paylaşmaktan çekinmemeliyiz. Çünkü insanı güçlü yapan, her şeyi tek başına taşıması değil; gerektiğinde destek alabilecek cesareti gösterebilmesidir.
Hayatın fırtınalarını durduramayız. Ama köklerimizi güçlendirebilir, zihnimizi esnetebilir ve yeniden ayağa kalkmayı öğrenebiliriz.
Unutmayalım ki güçlü zihinler krizleri inkâr ederek değil, onlarla yüzleşerek aşar. Çünkü insanın gerçek gücü, hiç düşmemesinde değil; her düşüşten sonra yeniden ayağa kalkabilmesinde saklıdır.
- Uzm. Psk. Dr. Özgül Çömez