16 Haziran 2026 15:15
Türkiye için alarm verildi! Korkutan yaz senaryosu başlıyor
Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, son dönemde etkili olan yağışların kuraklık riskini ortadan kaldırmadığını belirterek dikkat çeken uyarılarda bulundu. Demir, iklim değişikliğinin etkileri nedeniyle Türkiye'nin aynı yıl içerisinde hem sel hem de kuraklık yaşayabileceğini söyledi.
Meteoroloji verilerine göre 2025-2026 su yılında yağışlar birçok bölgede normalin üzerinde gerçekleşti. Ancak Prof. Dr. Yusuf Demir, bu durumun kuraklık riskinin sona erdiği anlamına gelmediğini vurguladı. Demir, kuraklığın yalnızca yağış eksikliğiyle açıklanamayacağını belirterek toprak nemindeki azalma, yeraltı su seviyelerindeki düşüş ve artan buharlaşmanın da önemli göstergeler olduğunu ifade etti.
“HEM SEL HEM KURAKLIK YAŞANABİLİR”
İklim değişikliğinin yağış miktarından çok yağışın zamanı ve şiddetini değiştirdiğine dikkat çeken Demir, kısa sürede gerçekleşen yoğun yağışların toprağa yeterince işlemediğini söyledi. Bu nedenle aşırı yağışların sel riskini artırırken, suyun depolanamaması nedeniyle kuraklık tehlikesinin de devam ettiğini belirten Demir, Türkiye'nin önümüzdeki yıllarda bu iki afetle aynı anda karşı karşıya kalabileceğini kaydetti.
KARADENİZ İÇİN ÇİFTE RİSK
Karadeniz Bölgesi'nde aşırı yağışların sel ve heyelan riskini artırdığına dikkat çeken Demir, yaz aylarında yaşanabilecek kurak dönemlerin ise içme suyu kaynakları ve tarımsal üretim üzerinde baskı oluşturabileceğini söyledi. Özellikle Samsun, Trabzon, Rize, Giresun, Ordu ve Artvin'in iklim değişikliğinin etkilerini daha yoğun hissedebilecek iller arasında yer aldığını belirtti. Türkiye'nin artık sadece su temin eden değil, suyu etkin yöneten bir ülke olması gerektiğini ifade eden Demir, yağmur suyu hasadı, atık su geri kazanımı, yeraltı sularının korunması ve tarımsal sulamada verimlilik gibi adımların öncelikli hale gelmesi gerektiğini söyledi. Su tasarrufunun artık bireysel bir tercih değil, toplumsal bir sorumluluk olduğunu söyleyen Demir, kuraklığın sadece su eksikliği değil; tarımsal üretim, gıda güvenliği ve ekonomik istikrar açısından da büyük bir tehdit oluşturduğunu ifade etti.