15 Eylül 2026 05:00
Ne kadar uyursam uyuyayım yorgunum diyenler dikkat! Meğer sebebi çok başkaymış..
Yoğun bir günün ardından hissedilen yorgunluk, yeterli uyku ve dinlenmeyle çoğunlukla ortadan kalkıyor. Ancak kişi sabahları uykusunu almış şekilde kalkmasına rağmen kendisini hâlâ bitkin hissediyor, hafta sonu dinlenmesine karşın enerjisini toparlayamıyor ve bu durum günlük hayatını aksatıyorsa, yorgunluğun altında yatan nedenlerin araştırılması gerekiyor.
İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Fatma Özenç Turşak, uzun süre devam eden yorgunluğun basit bir halsizlik olarak görülmemesi gerektiğini belirterek, demir ve B12 eksikliğinden tiroit sorunlarına, diyabetten uyku apnesine kadar birçok farklı faktörün bu tabloya yol açabileceğini söyledi.
Turşak, yorgunluğun tek başına bir hastalık olmadığını, kimi zaman vücudun bir sorun olduğuna dair verdiği önemli bir uyarı niteliği taşıdığını ifade etti. Özellikle yeterli uykuya ve dinlenmeye rağmen geçmeyen, giderek şiddetlenen veya başka şikâyetlerle birlikte görülen yorgunluğun dikkate alınması gerektiğini vurguladı.
DEMİR EKSİKLİĞİ ÖNEMLİ NEDENLERDEN BİRİ
Demir eksikliğinin özellikle kadınlarda sürekli halsizlik ve enerji kaybının sık görülen nedenleri arasında bulunduğunu belirten Turşak, demirin vücutta oksijen taşınması açısından önemli bir görev üstlendiğini söyledi.
Demir seviyesinin düşmesiyle birlikte halsizlik, enerji kaybı, konsantrasyon sorunları ve saç dökülmesi görülebileceğini aktaran Turşak, kansızlık ortaya çıkmadan önce dahi bu belirtilerin yaşanabileceğine dikkat çekti. Özellikle yoğun adet kanaması yaşayan kadınların demir eksikliği açısından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Turşak, eksikliğin nedeninin de araştırılması gerektiğini ifade etti.
B12 VE D VİTAMİNİ EKSİKLİĞİ DE ETKİLİ OLABİLİR
B12 vitamini eksikliğinin de sürekli halsizlik ve enerji düşüklüğüne yol açabileceğini belirten Turşak, özellikle hayvansal ürünleri az tüketen veya vitamin emilimiyle ilgili sorun yaşayan kişilerin değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
B12 eksikliğine baş ağrısı, unutkanlık ve odaklanma güçlüğü gibi şikâyetlerin eşlik edebileceğini belirten Turşak, folat eksikliğinin de kansızlık ve yorgunluğa neden olabileceğini ifade etti. D vitamini düşüklüğünün ise bazı kişilerde halsizlik ve kas güçsüzlüğüyle bağlantılı olabileceğini kaydetti.
TİROİT HASTALIKLARI KONTROL EDİLMELİ
Metabolizmanın çalışma hızını düzenleyen tiroit hormonlarının yetersiz olması da yorgunluğa neden olabiliyor. Turşak, özellikle yorgunlukla birlikte üşüme, kilo alma, kabızlık, ciltte kuruluk, saç dökülmesi, uyku hali veya kalp atışlarında yavaşlama gibi belirtiler görülüyorsa tiroit fonksiyonlarının incelenmesi gerektiğini söyledi.
Tiroit fonksiyonları hakkında kan testleriyle önemli bilgiler elde edilebildiğini belirtti.
HORLAMA VE SABAHKİ HALSİZLİK UYKU APNESİNE İŞARET EDEBİLİR
Gece yeterli süre uyunmasına rağmen sabahları dinlenememiş şekilde uyanmak ve gün boyunca uyku hali yaşamak, uyku apnesinin belirtileri arasında yer alabiliyor.
Özellikle yüksek sesli horlama, uykuda nefesin kesildiğinin fark edilmesi, sabah baş ağrısı ve gün içinde uyuklama gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Turşak, uyku apnesinde gece boyunca yaşanan kısa süreli nefes durmalarının uyku kalitesini bozarak gün içinde ciddi enerji kaybına yol açabileceğini söyledi.
SÜREKLİ YORGUNLUK KAN ŞEKERİYLE DE İLİŞKİLİ OLABİLİR
Diyabetin de uzun süren yorgunluğun nedenleri arasında bulunabileceğini ifade eden Turşak, halsizliğe sık idrara çıkma, aşırı susama, ağız kuruluğu, açıklanamayan kilo değişiklikleri veya görme bulanıklığının eşlik etmesi halinde kan şekeri seviyelerinin kontrol edilmesi gerektiğini belirtti.
Kontrol altında olmayan yüksek kan şekerinin kişide sürekli bitkinlik hissine yol açabileceğini kaydetti.
BESLENME VE SIVI TÜKETİMİ ÖNEMLİ
Dengesiz beslenme ve yeterince sıvı almamak da enerji düşüklüğünü artırabiliyor. Turşak, aşırı işlenmiş ve yüksek şeker içeren gıdalarla beslenmek yerine sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar ve kaliteli protein kaynaklarını içeren dengeli bir beslenme düzeninin tercih edilmesini önerdi.
Yetersiz su tüketiminin de halsizlik ve yorgunluk hissini artırabileceğini belirtti.
STRES VE DEPRESYON DA YORGUNLUK YAPABİLİR
Sürekli yorgunluğun her zaman fiziksel bir hastalıktan kaynaklanmadığını belirten Turşak, stres ve depresyon gibi ruhsal durumların da kişinin enerjisini etkileyebileceğini söyledi.
Daha önce keyif veren aktivitelere karşı ilginin kaybolması, isteksizlik, uyku düzeninin bozulması, dikkat sorunları ve uzun süreli çökkünlük hissinin yorgunluğa eşlik etmesi halinde psikolojik durumun da değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.
EKLEM AĞRILARI VARSA ROMATİZMAL HASTALIKLAR DEĞERLENDİRİLMELİ
Bazı romatizmal hastalıkların da kendisini yoğun yorgunlukla gösterebildiğini belirten Turşak, özellikle sabahları eklemlerde tutukluk, ağrı, şişlik veya hareket kısıtlılığı bulunan kişilerin romatolojik hastalıklar açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
BÖBREK HASTALIKLARI UZUN SÜRE FARK EDİLMEYEBİLİR
Kronik böbrek hastalıklarının ilk dönemlerinde herhangi bir belirti görülmeyebileceğine dikkat çeken Turşak, hastalık ilerledikçe halsizlik ve yorgunluk ortaya çıkabileceğini belirtti.
Özellikle hipertansiyon, diyabet veya kalp-damar hastalığı bulunan kişilerin böbrek fonksiyonlarını düzenli olarak kontrol ettirmesinin önemine işaret etti.
HER YORGUNLUK KANSER BELİRTİSİ DEĞİL
Yorgunluğun toplumda endişe yaratan nedenlerinden biri de kanser olsa da tek başına yorgunluğun kanser anlamına gelmediğini belirten Turşak, bazı ek belirtilere dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.
Uzun süre devam eden ve nedeni açıklanamayan yorgunluğa istemsiz kilo kaybı, ateş, gece terlemesi, vücutta ele gelen kitle, dışkılama veya idrar alışkanlıklarında değişiklik, uzun süren öksürük ya da olağandışı kanamaların eşlik etmesi halinde doktora başvurulması gerektiğini vurguladı.
UZUN SÜREN YORGUNLUK İHMAL EDİLMEMELİ
Yorgunluğun bazı durumlarda yaşam tarzındaki düzenlemelerle giderilebildiğini, ancak kimi zaman önemli bir sağlık sorununun erken belirtisi olabileceğini belirten Turşak, özellikle yeterli uyku, dengeli beslenme ve dinlenmeye rağmen devam eden şikâyetlerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Haftalar boyunca süren, giderek artan veya kişinin günlük yaşamını etkileyen yorgunluklarda hekim değerlendirmesinin önem taşıdığını belirten Turşak, gerekli görülmesi halinde kan testleriyle demir, B12, folat ve D vitamini düzeyleri ile tiroit, kan şekeri ve böbrek fonksiyonlarının incelenebileceğini ifade etti.
Turşak, temel amacın yalnızca yorgunluğu gidermek değil, bu şikâyete yol açan asıl nedeni ortaya çıkarmak olduğunu belirtti.