Kontrolsüz ağrı kesici kullananlar dikkat!

BAZI AĞRI KESİCİLER BÖBREKLERE GİDEN KAN AKIŞINI ETKİLEYEBİLİR İç Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Füsun Topçugil, ağrı kesici kullanımında yalnızca ilacın çeşidine odaklanılmaması gerektiğini belirtti. İlacın hangi dozda ve ne kadar süre kullanıldığına ek olarak kişinin yaşı, böbrek fonksiyonları, kronik hastalıkları, sıvı kaybı yaşayıp yaşamadığı ve kullandığı diğer ilaçların da dikkate alınması gerekiyor. Böbrekler, kandaki atıkların temizlenmesi ve vücuttaki sıvı ile elektrolit dengesinin düzenlenmesi gibi hayati görevler üstleniyor. Bu işlevlerin sağlıklı biçimde devam edebilmesi için böbreklerin yeterli kanlanması önem taşıyor. Steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar (NSAİİ) grubundaki bazı ağrı kesiciler, ağrı ve iltihap oluşumunda rol oynayan mekanizmaları baskılarken böbreklerdeki kan akışının düzenlenmesine yardımcı olan prostaglandinlerin üretimini de azaltabiliyor. Böbreklere ulaşan kan miktarının zaten düşük olduğu durumlarda bu etki daha önemli hale gelebiliyor. Topçugil, ağrı kesicilerin oluşturabileceği riskin kişiden kişiye değişebileceğine dikkat çekerek ilacın dozunun ve kullanım süresinin yanı sıra sıvı alımı, böbrek fonksiyonları, tansiyon ve diyabet gibi hastalıklar ile diğer ilaçların da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. SUSUZLUK BÖBREK RİSKİNİ ARTIRABİLİR Ağrı kesici kullanırken dikkate alınması gereken önemli faktörlerden biri de vücudun sıvı durumudur. Kusma, ishal, yüksek ateş veya yeterince su tüketilmemesi sonucunda meydana gelen sıvı kaybı, böbreklere ulaşan kan miktarının azalmasına neden olabilir. Bu sırada böbrek kan akımını etkileyebilen bir NSAİİ kullanılması, bazı kişilerde akut böbrek hasarı riskini artırabilir. Özellikle yoğun sıvı kaybı yaşanan dönemlerde kişinin kendi kararıyla art arda ağrı kesici kullanması önerilmiyor. Bunun yanı sıra ağrı kesicilerin diğer ilaçlarla birlikte kullanımı da önem taşıyor. Bazı tansiyon ilaçları ve idrar söktürücülerin NSAİİ grubu ilaçlarla beraber kullanılması, belirli durumlarda böbrek fonksiyonları açısından ek risk oluşturabiliyor. REÇETESİZ İLAÇ KULLANIMINDA DAHA DİKKATLİ OLUNMALI Ağrı kesicilerin böbrek üzerindeki etkileri herkes için aynı olmayabilir. Daha önce böbrek fonksiyonlarında sorun bulunan kişiler, ileri yaştakiler, hipertansiyon, diyabet veya kalp yetmezliği olanlar ile sıvı kaybı yaşayan kişilerde risk daha yüksek olabilir. İdrar söktürücü kullanan veya böbrek kan akımı ve kan basıncını etkileyen bazı ilaçları alan kişilerin de reçetesiz ağrı kesici kullanırken daha temkinli davranması gerekiyor. Bu durum, söz konusu kişilerin hiçbir şekilde ağrı kesici kullanamayacağı anlamına gelmiyor. İlacın seçimi, dozu ve kullanım süresi kişinin sağlık durumuna göre belirlenmeli. "AĞRI KESİCİLER SINIRSIZ KULLANILABİLİR" DÜŞÜNCESİ DOĞRU DEĞİL Doktor tarafından belirlenen dozun üzerine çıkılması, özellikle bazı ağrı kesicilerde karaciğer başta olmak üzere ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca farklı ilaçların aynı etken maddeyi içermesi, kişinin farkında olmadan günlük toplam dozunu yükseltmesine neden olabilir. Bu nedenle “en güvenli ağrı kesici hangisi?” sorusunun yanıtı yalnızca ilacın türüne göre verilmemeli. Kişinin genel sağlık durumu, kullandığı diğer ilaçlar ve ağrının altında yatan neden birlikte değerlendirilmelidir. AĞRI KESİCİ İHTİYACI SÜREKLİ HALE GELDİYSE DİKKAT Baş, bel, eklem veya vücudun başka bölgelerinde tekrarlayan ağrıları sürekli ilaç kullanarak bastırmak, altta yatan sağlık sorununun fark edilmesini geciktirebilir. Ağrı kesici kullanma ihtiyacının giderek artması veya kişinin günler boyunca düzenli olarak ilaç almak zorunda kalması halinde yalnızca kullanılan ilacı değiştirmek yerine ağrının nedeninin araştırılması gerekiyor. Topçugil, ağrının vücudun verdiği bir sinyal olduğunu belirterek özellikle kullanım sıklığının arttığı, birden fazla ilaç kullanıldığı veya kronik hastalıkların bulunduğu durumlarda bilinçsiz ilaç kullanımından kaçınılması gerektiğini ifade etti. BÖBREKLERDEKİ SORUN BAŞLANGIÇTA BELİRTİ GÖSTERMEYEBİLİR Akut böbrek hasarı bazı kişilerde idrar miktarında azalma, bulantı, halsizlik, iştahsızlık veya vücutta ödem gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Ancak böbrek fonksiyonlarındaki bozulma her zaman erken dönemde belirgin bir şikâyete yol açmayabilir. Böbreklerin çalışma durumunu değerlendirmek amacıyla kan kreatinin düzeyi ve bu değere göre hesaplanan tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR) gibi laboratuvar testlerinden yararlanılabilir. Gerekli görüldüğünde idrar tahlili ve kişinin durumuna uygun diğer tetkikler de yapılabilir. UZMANINDAN BİLİNÇLİ KULLANIM ÇAĞRISI Uzm. Dr. Füsun Topçugil, ilaçların doğru ve uygun şekilde kullanıldığında önemli bir tedavi aracı olduğunu vurguladı. Asıl dikkat edilmesi gereken noktanın ağrı kesicilerden tamamen uzak durmak değil, gereksiz ve kontrolsüz kullanımdan kaçınmak olduğunu belirtti. Özellikle kronik rahatsızlığı bulunan, düzenli olarak ilaç kullanan veya sık sık ağrı kesici alma ihtiyacı hisseden kişilerin kendi kendine ilaç kullanımını sürdürmek yerine bir sağlık profesyoneline danışması gerektiğini ifade etti.