İçmeyi bir an önce bırakın: Mide kanseri riskini artırıyor!

ABD’de yürütülen ve Gastro Hep Advances dergisinde yayımlanan çalışma, gazlı içecekler, şekerli meyve suları ve sporcu içeceklerinin uzun vadeli sağlık etkilerini yeniden gündeme getirdi. MİDE KANSERİ RİSKİ 2,45 KAT DAHA YÜKSEK BULUNDU Massachusetts General Hospital araştırmacıları, iki büyük araştırmanın verilerini bir araya getirerek toplam 112 bin 284 kişinin sağlık kayıtlarını inceledi. 1986 ile 2022 yılları arasında sürdürülen takip sürecinde 278 mide kanseri vakası kayıtlara geçti. Araştırma sonuçlarına göre, günde en az bir porsiyon şekerli içecek tüketen kişilerde mide kanserine yakalanma riski, bu içecekleri hiç tüketmeyenlere kıyasla yaklaşık 2,45 kat daha yüksek hesaplandı. Yaklaşık 237 mililitrelik bir porsiyon gazlı içecek, şekerli meyve suyu veya spor içeceği tüketimi de bu değerlendirmeye dahil edildi. Yaş ve diğer çeşitli risk faktörleri hesaba katıldığında da ilişkinin büyük ölçüde korunduğu görüldü. Sonuçlar cinsiyete göre incelendiğinde risk artışının erkeklerde yaklaşık iki kat, kadınlarda ise üç kata yakın olduğu bildirildi. ARAŞTIRMA DOĞRUDAN NEDEN-SONUÇ İLİŞKİSİNİ KANITLAMIYOR Araştırmacılar, elde edilen sonuçların şekerli içeceklerin doğrudan mide kanserine neden olduğunu kanıtlamadığının altını çizdi. Gözlemsel çalışmalar, belirli alışkanlıklarla hastalıklar arasında ilişki bulunduğunu gösterebilse de tek başına kesin bir neden-sonuç bağlantısı kurmaya yeterli değil. Bu nedenle bulguların doğrulanması ve şekerli içecek tüketiminin mide kanseri üzerindeki olası etkisinin daha net anlaşılması için farklı araştırmalara ihtiyaç duyuluyor. RİSK ARTIŞININ ARKASINDA HANGİ ETKENLER OLABİLİR? Bilim insanları, şekerli içecek tüketimiyle mide kanseri riski arasında gözlenen ilişkinin birden fazla biyolojik mekanizmayla bağlantılı olabileceğini değerlendiriyor. Kilo artışı ve insülin direncinin yanı sıra steroid hormonlarındaki değişimler, uzun süreli iltihaplanma, DNA hasarı ve bağırsak mikrobiyotasındaki farklılıklar olası mekanizmalar arasında sıralanıyor. Ancak bu etkenlerin söz konusu ilişkideki rolünün netleştirilmesi için daha fazla bilimsel veriye ihtiyaç bulunuyor.