Gazanfer Bilge; Şampiyon, Bir Hayırsever ve Bir Aşık
Ziya Ulaş
Sevgili okurlar, bugün nostalji köşemde, Karamürsel’in gururu, milli güreşçimiz Ahmet Gazanfer Bilge’yi anacağız. 80’li yıllarda kendisiyle tanışma şerefine nail oldum; o mütevazı hali, başarı dolu geçmişiyle birleşince, spor dünyasının gerçek bir beyefendisi olduğunu hemen anlamıştım. Onun hikayesi, 1923 yılında, Kurtuluş Savaşı’mızın hemen ardından, Karamürsel’de başladı. Gazanfer Bilge, 1923 yılında Karamürsel’de, İsmail ve Nazife Bilge çiftinin altı çocuğundan beşincisi olarak dünyaya gözlerini açmış. Babası, Karamürsel’in belediye başkanlığını yapmış bir isimdi, ancak Gazanfer daha ilkokul çağındayken babasını kaybetmiş. Çocukluğunda futbol ve yüzme branşlarında madalyalar kazanmış, ama yağlı güreşteki kazancın daha yüksek olmasıyla bu spora yönelmiş. 17 yaşında güreşe adım atmış ve bir daha bırakmamış; adeta mindere aşık olmuş.
Askerlik yılları, onun kariyerinde dönüm noktası olmuş. Vatani görevini İstanbul Kasımpaşa'da bahriye askeri olarak yaparken, Kasımpaşa Spor Kulübü’nde güreş hayatına resmi olarak başlamış. Hatırlıyorum, 80’lerde sohbetimizde anlatmıştı o günleri; “Güreş, benim için bir tutkuydu, ama askerlikte profesyonelleştim” derdi. Ve işte o başarılar zinciri: 22-25 Ekim 1946'da İsveç’in başkenti Stockholm’de serbest stil 62 kiloda Avrupa şampiyonu olmuş. Türkiye’de bütün sporseverler onun adını ezberlemiş, İsveçliler ise ünlü “sarma” oyununu filme alıp “Bilgesax” (Bilge Sarması) adıyla güreş literatürüne kazımışlar. Bu, bir sporcunun başarısının uluslararası alanda nasıl ölümsüzleştiğinin en güzel örneklerinden biridir. Ertesi yıl, 1947'de grekoromen stilde milli takıma seçilmiş ve Avrupa şampiyonasında dördüncü olmuş.
Gazanfer Bilge’nin dilinden dinlemiştim o zor yılları; TRT’deki bir söyleşisinde şöyle demişti: “1950'li yıllarda Avrupalıların güreşte büyük üstünlüğü vardı. Olimpiyatlarda şampiyon olmak bir yana, başarı bile hayal gibi gelirdi. Hazırlanırken, ‘Allah’ım, eğer olimpiyatlarda başarı elde edemeyeceksem ülkemde sakatlanayım’ diye dua ederdim.” Ne kadar içten bir itiraf, değil mi? Ve işte zirve: 1948 Londra Olimpiyatları’nda serbest stil 62 kiloda olimpiyat şampiyonu olmuş. Kilo kategorilerini değiştirerek devam etmiş; 62’den 67’ye, oradan 73’e ve 79’a kadar minderde fırtına gibi esmiş.
Dünya ve olimpiyat şampiyonu güreşçi İsmet Atlı’nın kitabında anlattığı gibi, 1952 Helsinki Olimpiyatları seçmelerinde Gazanfer Bilge 79 kiloda yer almış. O dönemde milli takımda Celal Atik, Yaşar Doğu, Nasuh Akar, Ali Yücel, Adil Candemir gibi efsaneler varmış; hepsi son güreşlerini yapıyorlarmış. Helsinki’den şampiyon dönmese de, oradan bir dünya güzeliyle, Kırım Kazan’dan Finlandiya’ya göç etmiş bir Türk ailesinin dünya güzeli kızına gönlünü kaptırdı. Bu evlilik öyle kolay olmadı, tam iki yıllık bir sabır ve aşk mücadelesinden sonra hayatlarını birleştirdiler.
1953’te güreşi bırakıp iş hayatına atılmış; otobüs işletmeciliğiyle büyük kazançlar elde etmiş. Doğum yeri Karamürsel’e yatırımlar yapmış: Bahçeler, köşkler, ilkokul, cami, üniversite kampüsü, kimsesizler yurdu, spor akademisi... Saymakla bitmez.
Hayırseverliğiyle de tanınan Gazanfer Bilge’ye, 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü, 6. Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve TBMM Başkanı Bülent Arınç tarafından Üstün Hizmet Madalyası verilmiş. Üstelik Olimpiyat Komitesi tarafından ‘Dünya Fair Play Şeref Ödülü’ne layık görülen ilk Türk oldu. Bu ödül, onun sadece bir şampiyon değil, aynı zamanda bir “centilmen” olduğunun da en büyük tasdikiydi.
Gazanfer Bilge, 20 Nisan 2008'de, 85 yaşında aramızdan ayrıldı. Ama geride, Dereköy’deki mütevazi kabrinden çok daha büyük, bir efsane, bir hayırseverlik abidesi ve memleket sevdalısı bir gönül insanı olarak kocaman bir miras bıraktı.
Kıymetli Okurlarım, Gazanfer Bilge gibi isimler, sporun sadece madalya değil, karakter ve hizmet olduğunu gösterir. 80’lerde onunla sohbet etmek, bana sporun nostaljisini aşılamıştı. Umarım bu yazı, sizlere de o eski günleri hatırlatır. Gelecek yazıda başka bir efsaneyle görüşmek üzere...
Ziya Ulaş’ın Kaleminden Nostaljik Spor Yazıları
Değerli Mavi Kocaeli Gazetesi okurları, spor dünyasının tozlu raflarını karıştıran gazetemizin köşe yazarı Ziya Ulaş, sizlere nostaljik spor yazıları serisiyle geçmişin unutulmaz kahramanlarını hatırlatacak. Bu seride, Kocaeli’nin ve Türkiye’nin spor tarihine damga vuran isimleri, anıları ve başarılarıyla yeniden canlandıracak. İlk yazının ardından, bugün ikincisini kaleme aldı. Umarız bu satırlar sizleri de o eski günlere götürür ve sporun efsanelerini bir kez daha yüreğinizde hissettirir.

