Vergi rekortmeni olmak en büyük onurdu
Tuğrul Kırankaya
Gençliğimde medikal sektöründe çok önemli işler yaptım. Birkaç kez İzmit’in vergi rekortmeni oldum.
Hemen her yıl en çok vergi ödeyenler listesinde adım çıkardı, vergi rekortmeni olmak, devlete yüksek vergi ödemek büyük bir onurdu.
Vergi rekortmenleri listesinin üst sıralarında kuyumcular olurdu.
Sonrasında ünlü doktorlar, ünlü avukatlar yer alırdı. Beyaz eşya bayileri, akaryakıt bayileri, listenin hep zirvesinde yer alırdı.
Sonraki yıllarda vergi kaçırma şansı bulunmayan noterlerle dolmaya başlamıştı liste.
Artık en yüksek vergi ödeyenler, açıklanan listelerde isimlerini gizliyorlar.
Gelir vergisinde de öyle.
Kurumlar vergisinde de.
Özel kişiler, şirketler vergi dairesine dilekçe veriyor, “Aman benim adım listede gözükmesin” diyorlar.
Çünkü vergi ödemek artık bir onur vesilesi değil, adeta “Kerizlik” gibi görünüyor.
Bir de vergi rekortmeni listesinde yer alanların aslında ödedikleri yıllık verginin, normal bir maaşla çalışan bordrolu emekçinin ödediği toplam yıllık vergiden az olduğu ortaya çıkıyor.
Sözde vergi rekortmenlerinin bile artık doğru dürüst vergi ödemedikleri anlaşılıyor. Bu nedenle vergi rekortmenleri listesinin de artık bir anlamı kalmadı.
Türkiye, namuslu, ahlaklı insanların, devletine hakkıyla vergi ödeyen insanların ülkesi olmaktan çıktı.
Bu durum ne kadar üzücü değil mi?
Ülkemizde bir şeylerin artık kökten değişmesi lazım.
Evlatlarımızı yetiştirirken özen göstermeli, devletin büyüklüğünü öğretmeye çalışmalıyız.
Yasalara uymalarını, kurallara riayet etmeleri yönünde telkinlerde bulunmalıyız.
Benden söylemesi.

