Yazı Detayı
30 Ekim 2018 - Salı 16:28
 
Yasemin Kaya'nın Köşe Yazısı: Bir Nesli’n hikayesi
Yasemin Kaya
admin
 
 

 

Okuduğum muhteşem bir haberin içime sığdıramadığım sevinci ve ismini bahsedeceğim “yorulmayan savaşçı” sayesinde,epeydir de değinmek istediğim konuya vesile oldu,tanımadığım yaşam kahramanı.İnsanı yaşatanın gerçekten de umudu ve azmi olduğunu bir kez daha anladım.Herkesin yaşamak için mutlaka bir sebebi vardır ancak görebilene…  

 

O; çoğumuzun yaptığı gibi haberi öğrenir öğrenmez,daha teşhis bile konmadan evlere kapanıp yataklardan çıkmayan biri olmadı.Geçen yıl fotoğraf çektiği yerde,bu yıl da bir ayağındaki proteziyle,kendine has imajıyla,saçı olsun olmasın (buysa hiç engel değil tabi ki) bunu aleyhine değil inadına lehine çevirmek için yine dimdik ayakta bir poz veriyor.Kemoterapiye gitmeden önceki halini fotoğraflıyor ve o dayanılmaz acıların ertesi günü kendine gelir gelmez yine o dünyayı aydınlatan tebessümüyle,her şey yolunda karesini paylaşıyor.

 

O,adını duyar duymaz büyük panik yaşadığımız hastalıklardan biri maalesef.Mutlaka hepimizin yakınlarından veya çevresinden en az bir ya da iki kişide bulunan hatta artık sadece bir bedende tek bir çeşidi değil birden fazla çeşidi olabilen kötü misafir diyorum adına.Kelime kökeni Latince’de “cancer-yengeç-ur/tümör” olan,yengecin uzantılarına benzetildiği için de bu adla anılan bedene düşman hastalık.

 

Halk Sağlığı Müdürlüğü tarafından yapılan açıklamalara ve doktorların anlattığına göre nedenleri arasında;”Yanlış-kötü beslenme alışkanlıkları,güneşin zararlı ışınlarına,radyasyona ve kimyasal maddelere maruz kalmak,alkol-sigara gibi bağımlılık yapabilen  maddeler,hijyene olan dikkatsizlik,genetik faktörler,hava kirliliği ve maalesef ki stresli yaşam şekli gösteriliyor.Erkeklerde en fazla görülen türü; akciğer,prostat,kalın barsak,rektum,mide ve pankreasta; kadınlarda ise meme,rahim ağzı(serviks),over,kolon,rektum,kalın barsak(kolon),akciğer,mide ve pankreasta yer ediniyor.Lenf bezi tümörleri de yine en yaygın görülenlerinden biri.

 

Genetik olarak görülmeye müsait bireylerde ise daha dikkatli olup belli dönemlerde mutlaka kontrollere gidilmesi gerekli.Onun dışında,çevresel ve bireysel faktörler hastalık oluşumunda etkili.Kötü beslenme şeklimizi sağlıklı beslenmeye çevirerek hastalığın oluşumunu engelleyebiliriz.Strese gelince; hiçbir şey ve hiç kimse gözümüzde büyüttüğümüz kadar büyük değil.

 

Kalbimize ve beynimize hapsettiğimiz nice gereksiz kişileri ve sorunları özgür bırakırsak,bedenimiz de kalbimiz de sızlamayacak ve bunlar bir de vücudumuzu hastalıklarla işgal etmeyecek.Sağlıklı fikir sağlıklı beden; sağlıksız fikir ise sağlıksız beden demektir.Sigara-alkol kullanmayın denerek yapılan sayısız uyarıya da tabi ki kulak tıkamamalıyız ancak bu zehirler sadece bu maddelerde yok.Hava kirliliği maalesef ki fazlasıyla zehiri bedenimize yansıtıyor.Özellikle sanayi bölgelerindeki insanlarda kanser ve benzeri ölümcül hastalıkların görülme olasılığı çok yüksek.Mesela ilimiz Kocaelİ bunun en net örneğini temsil ediyor.Buradaki kirliliğe tanık olmak için illa ki istatistiki veriler de şart değil.Gün içerisinde yüzünüzü yıkamanız veya silmeniz o siyahlığı gözler önüne serecektir.Böyle yerlerde havadan,sudan,yediğimiz,içtiğimiz,dokunduğumuz her şeyden defalarca korunarak beslenmeli,yaşamalıyız.

 

Çevre Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi’nin 2017 verilerine göre dünya genelinde kanser nedeniyle vefat edenlerin oranı 12,5 ancak Türkiye genelinde ise 12,9. Ne yazık ki Kocaeli bu oranı tek başına  üçe katlayarak 33.7’ye yükselmiş durumda.Yani çevremizdeki en az iki ailede mutlak kanser mücadelesi verenler var.Hastalığa yakalandıktan sonra tedbir almadan evvel, hastalığın oluşumunu önlemek için hepimizin duyarlı olması gerekiyor.Fabrikaların,çevreye zarar verecek derecede işlemesine göz yumanlar;atıkların sadece sulara verdiği zararla değil filtresiz bacalardan yoğun bir şekilde çıkan gazların da havaya karışarak canlı cansız tüm varlıkların,insanlığın ve doğanın sonunu hızlandırdığını ne zaman kabul edecek ve bu bencillikten acaba ne zaman vazgeçecek?Sırf bu sebeplerin de etkisiyle, inanıyorum ki hastalığından haberi bile olmayan nice insanlar var maalesef!

 

 Yeşili yeterince artıramadığımız,olanı da koruyamadığımız bu dönemde,ilgili –ilgisiz tüm kurumları,herkesi yazımdaki yaşam kahramanının azmini ve umudunu benimseyerek bu duruma derhal dur demeye davet ediyorum.Bu can da bizim bu doğa da.Bu umut ve azim hepimizde olursa,eminim insanlar ve doğa çok daha da güzelleşecek.Kocaeli’nin durumu ve bahsettiğim Yaşam Kahramanı burada sadece çok büyük “bir örnek”.Dünyada ve Türkiye’de bu il ile ve bu gencecik insanla aynı kaderi yaşayan sayısız bölge ve kişi  var.Çözüm için nedenleri sıralamak yetmiyor,nedenlerin oluşumunu engellemek her şeyden daha önemli çünkü nefes alıp verdiğimiz sürece,hepimizin yaşayabileceği bir durum bu.

 

Herkese;azmine,umuduna ve yaşama sevincine hayran olduğum yaşam kahramanı olarak adlandırdığım NESLİCAN TAY’ı anlatıyor,o umutla yaşamanın aşılmayacak bir problem bırakmayacağını,onun hastalığa kafa atan fotoğraflarını göstererek ispatlıyorum.Lütfen ama lütfen çevremizde ne kadar ne konuda umudunu kaybetmiş,hayatından vazgeçmiş insan varsa onlara da Neslican’ı anlatalım,imkânlarımız varsa sosyal medyadan onun adını yazıp her ayrı fotoğraf karesine yansıttığı yaşama sevincini de gösterelim.Çünkü bir umut bin umut demek.

 

Dileğim en kısa sürede Neslican’ın ve tanıdığım tanımadığım nice insanın bu hastalıktan tamamen kurtulduğunu görebilmek.Dileğim insanlığın,dünyadaki canlı cansız tüm varlıkların sonunu getirmek için uğraşanların yaptıklarından utanarak(?!) derhal vazgeçtiklerini görebilmek.Dumansız zehirsiz hava sahalarında yaşayan bir ülke,bir dünya olmak.Ve yine en büyük dileğim her ne konuda olursa olsun umudunu kaybetmiş insanların Neslican gibi koca yürekli ruhlardan feyiz alarak aynı umutla hayata tutunduğunu hep birlikte görebilmek.

 
Etiketler: Yasemin, Kaya'nın, Köşe, Yazısı:, Bir, Nesli’n, hikayesi,
Haber Yazılımı