Yazı Detayı
14 Nisan 2018 - Cumartesi 10:45
 
İnsanın gözünün içine baka baka!
Halil Küçükparlak
admin
 
 

Sevgili okurlarım hepinizin malumu olduğu gibi ülkemizin en büyük medya patronu olan Aydın Doğan tüm gazete ve televizyon kanallarını satarak bu alandan çekildi. Sahibi olduğu Hürriyet, Posta ve Fanatik gazeteleri ile Kanal D ve CNN Türk televizyon kanallarını sattı ve köşesine çekildi. Yaptığı veda konuşmasında da aynen “Artık 80 yaşını geride bırakmış bulunuyorum. Geldiğim bu aşamada, kendi isteğimle, yayıncılık mesleğime nokta koymaya karar verdim” dedi.

Peki, Aydın Doğan sahibi olduğu medya grubunu kime sattı? Erdoğan Demirören’e sattı. Erdoğan Demirören kim? Demirören grubunun başka birçok şirketleri bulunduğu halde kamuoyunda daha çok Milangaz firması nedeniyle “Tüpçlüğü” ile tanınır. Erdoğan Demirören Milliyet ve Vatan gazetelerinin de sahibi. Erdoğan Demirören’in Doğan Medya grubunu almak için yeterli parasının olmadığını, Ziraat Bankası’ndan kredi aldığı söylentileri dolaşıyor bildiğiniz gibi.

Peki, “Bir medya grubu çok kârlı bir iş mi de kredi alarak almış Demirören?” diye bir soru benim aklıma geliyor. Bu yılın sonunda 20 yıldan beri medya sektörünün içinde olduğum için biliyorum ki çok fazla kâr getiren bir iş değil. Oraya yatırdığı parayla çok daha fazla kazanacak işler yapabilir. O zaman neden üstelik de kredi alarak bir medya grubunu satın alır bir iş adamı? Üstelik satan işadamı “Ben 80 yaşından sonra uğraşamam bu işlerle” diyor, satın alan gencecik sanır insan bu yazıyı yazarken baktım Demirören 79 yaşındaymış. Ben soruyorum ve sorunun cevabı ile yorumunu sizlere bırakıyorum.

Ülkemizdeki her alanda tekelleşmeyi önlemek ve kurumlar arasındaki rekabeti düzenlemekle görevli olan “Rekabet Kurumu” adı altında görev yapan bir grup var. Bu grup daha önce Milliyet gazetesini satın alan Aydın Doğan’a izin vermemişti rekabet oluşmuyor diye. Şimdi nasıl rekabet oluşacak anlamış değilim.

Ülkemizde toplam gazete satışları yaklaşık 3 milyon civarında dolaşıyor. Daha önce Milliyet ve Vatan gazeteleri ile toplam olarak yaklaşık 300 bin satış yapan Demirören medyası, şimdi en çok satan gazeteler olan Posta, Hürriyet ve Fanatik’i alarak yine yaklaşık 700 bin daha eklenince bir milyonun üzerine çıkıyor. Söyler misiniz nasıl rekabet oluşacak.

Ben bu soruları kendi kendime sordum ama cevabı yok ne yazık ki.

Şimdi gelelim başlık yaptığım cümleye...

Geçen akşam televizyon kanallarını dolaşırken rastladım AKP Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, CNN Türk’te ekrana gelen ‘Ne Oluyor?’ programına konuktu. Gazeteci Şirin Payzın’ın sunduğu programda gündeme dair değerlendirmelerde bulunan Yılmaz, özellikle Türkiye’deki “basın özgürlüğü” konusunda çarpıcı tespitlerde bulundu. O kadar çarpıcıydı ki, internette rastlasam kendi sesinden duymasam inanmazdım. Aynen “Medyada tekelleşme bitti. Artık çok sesli bir medya var. Geçmişe göre çok sesli bir Türkiye var” diyordu Cevdet Yılmaz. Sunucu Şirin Payzın da şaşırmıştı gülümseyerek “Bugün itibariyle hâlâ medyada çok seslilik olduğunu söyleyebiliyor musunuz?” sormak zorunda kaldı. Bu soruyu sorarken de aslında kendini riske attı. Kanalı yeni el değiştirmişti çünkü. Bu soruya Cevdet Yılmaz “Kesinlikle söylüyorum. Geçmişe göre çok sesli bir Türkiye var” diye cevap verdi.

Başlığa “İnsanın gözünün içine baka baka” cümlesini almamdaki neden işte bu sevgili okurlarım. Toplam gazete satışlarının yarıya yakını bir grubun elinde olacak, ondan sonra iktidar partisinin genel başkan yardımcısı “Çok sesli bir medyamız var geçmişe göre” diyecek.

Buradan siyasilerimize sesleniyorum…

Ne yaparsanız yapın ama insanın aklıyla alay etmeyin, zekasıyla dalga geçmeyin.

 
Etiketler: İnsanın, gözünün, içine, baka, baka!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kraldan çok kralcılar
18 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Arsızlığın son noktası yok demek ki
12 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Gölcük Belediyesi Emekli Evi
08 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Atışmalar başladı… “Ne olmuş yani?”
04 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ne olur dini siyasete alet etmeyin, insanı dinden imandan çıkarmayın!
23 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Palet’in altında ezilen sorular ve sorunlar!
21 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kavram kargaşası
16 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yirmibeş kuruşun düşündürdükleri
14 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ne sevdaymış be kardeşim?
07 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Adaylar ve satranç hamleleri
31 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Vekil seçilme şartları
26 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Cumhur mu, Millet mi?
17 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kaza mı, kader mi, yoksa...
09 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ergenekon yok(muş)!
04 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Enflasyonla topyekun mücadele
29 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Aday adayının adayları
28 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Partizanlık böyle bir şey demek ki
26 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yüce Meclis
23 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Öğretmenler Günü
21 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Müstehzi mi, ipe un sermek mi?
18 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Sahtekâr mısınız, yoksa tembel misiniz?
13 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hıyanet İşleri Başkanı
09 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Atatürk’ü anmak ve anlamak
05 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yapmayın bunu, mezarda rahat bırakın!
31 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ivır zıvır Bakanlığı
28 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Cumhuriyet Bayramı’nız kutlu olsun
19 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Aklımızla alay etmeyin
14 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Masumiyet
12 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Zeki, çevik ama ahlaklı değil
10 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Sinirler ve sınırlar
07 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Çok şükür cahillikten ve hainlikten kurtuldum
02 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Evli evine, köylü köyüne
24 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Bir ismi var, neden yenisi aranıyor?
19 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Mutluluğu kutlamak kaç desibel?
13 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Elma-inek-araba-spor
06 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yerli mi, milli mi?
27 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah hepimize akıl fikir versin
18 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Geldiysen üç kere vur
14 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler’in gözü aydın ama…
10 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dış politika neye benzer?
05 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Eyyy CHP titre ve kendine gel!
03 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler isyanda
31 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yazık oluyor çocuklarımıza
26 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hep tekrar, hep tekrar, nereye kadar?
17 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Tanrıver’gisi yetenek ve sanatla geçen ömür
14 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Fabrika müdürünün purosu
11 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yepyeni bir dönem
03 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Siyaset ve matematik
01 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah sonumuzu hayır etsin
23 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Emin misiniz, son kararınız mı?
19 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: STAFF METAL YORGUNU
02 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Adaylar meydanlara çıktı
26 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Tutacaksın kulağından!
22 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kınamaktan başka bir şey yapamaz mıyız?
17 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Afedersiniz ama...
12 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Anneler Günü
09 Mayıs 2018
SEVİYE YERLERE DÜŞMÜŞTÜ, ŞİMDİ ÇUKURDA
04 Mayıs 2018
Kuldan utanmıyorsunuz bari Allah’tan korkun!
01 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dokunmayın Paşama
28 Nisan 2018
Halil KÜÇÜKPARLAK'IN Köşe Yazısı: Dokunma bana, dokunurum sana!
25 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: KOMEK’İN OSMANLICISI MI, OSMANLI’NIN KOMEK’İ Mİ?
23 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: ERKEN SEÇİM VE OYUNUN KURALI
19 Nisan 2018
Tüpten çıkmıştı zaten!
16 Nisan 2018
Neler oluyor, inanılır gibi değil!
12 Nisan 2018
Helal olsun mu?
07 Nisan 2018
Bildiğin konuları yaz Ahmet Efendi!
02 Nisan 2018
ÇİFTLİK BANK’TAN SONRA ÇİFT LİG!
29 Mart 2018
ŞUYUU VE VUKUU
20 Mart 2018
İYİ BAŞLADILAR, DAHA DA İYİ OLACAKLAR!
11 Mart 2018
DÜŞER AMA BU KADAR DA DÜŞMEZ Kİ!
Haber Yazılımı