Yazı Detayı
14 Ocak 2019 - Pazartesi 09:48
 
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ne sevdaymış be kardeşim?
Halil Küçükparlak
admin
 
 

Ne sevdaymış be kardeşim?

 

Sevgili okurlarım bugün size bir sevda hikayesi anlatmak istiyorum. “Siyasi konuları bıraktın aşk meşk konularına daldın” diye beni eleştirseniz de haklısınız. Ama yine de anlatacağım sevda hikayesini. Belki genç nesil duymamış olabilir ama birçoğumuz biliriz ülkemiz edebiyatının önemli isimlerinden Recaizade Mahmut Ekrem ecdadımız Osmanlı zamanında 1898 yılında yazdığı romanın adı “Araba Sevdası”dır. Şimdilerde durum nedir bilmiyorum ama bizim öğrenciliğimiz zamanında ders konusu olarak okutulan romanlardan biriydi. Ağır bir dille yazılması nedeniyle zorlanarak okur ve anlamaya çalışırdık. Kitabın baş karakteri erkeğin kadına duyduğu sıradan bir aşk hikayesini anlatıyor görünse de, daha çok dönemin gerçeklerini yansıtmaktadır. Zira batı etkisinin kendisini iyiden iyiye hissettirdiği dönemi, toplumsal ve sosyal özellikleri ile ele alınmakta ve eleştirilmektedir. Yani kadına olan aşkı anlatılırken, kadının indiği arabanın özelliklerine ve güzelliklerine dikkat çekilir.

 

İşte böyledir kısaca ecdadımız Osmanlı’daki “Araba Sevdası”. Ecdadımızdan aldığımız için bu sevdanın mayasını genlerimizden bize geçmiş olmalı. Bu sevda artarak günümüze kadar aynen sürmekte. Aynen değil de sanki artarak sürmekte. Bu girişten sonra asıl konumuza girelim müsaadenizle sevgili okurlarım. Bazı gazetelerde yayınlandı, birkaç televizyon haberlerinde de bahsedildi bu konu. Aradan zaman geçtiği için kısaca hatırlatayım.

 

Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Erman’ın makam aracı olarak kullanması için araba kiralanması maksadıyla ihale açılmış. İhalenin şartnamesinde “2017 ve daha üst model, Yabancı menşeli, siyah renkli, kilometresi 30 bini aşamamış, 4×4 dizel motor, 2000 cc, en az 190 beygir güç, start stop, ısıtmalı koltuklu, uydu telefonlu, saatte 232 kilometre yapabilecek nitelikte ve 100 kilometreye 8.2 saniyede çıkabilen” gibi 30 kriterleri sıralanmış. Bu konunun basında yer alarak gündem olması üzerine Prof. Erman kısaca  “Üniversitemizin makam aracı ihtiyacını karşılamak amacı ile Maliye Bakanlığı'nın oluru ile ülkemiz üniversitelerinde genelde kullanılan makam aracı özellikleri dikkate alınmıştır. Abartılıyor. Her rektörlükte var, sanki Ferrari" diyerek kendini savunmuş.  Ben bu savunmayı duyunca “Yok artık, bir de Ferrari isteseydin” diye söylenmek durumunda kaldım.

 

Bu araba sevdasının ne menem bir şey olduğunu anlamak mümkün değil. Belki bazıları anlar ama benim kafam basmıyor, anlayamıyorum neden bu kadar önemsendiğini. Şartnamede o kadar ilginç rakamlar var ki, sanki birisinin elinde olan bir araç tarif ediliyor gibi geliyor insana. Hadi tamam ısıtmalı koltuk şartını anlarım. Rektörün poposu üşemesin ama mesela aracın saatte 232 kilometre hız yapabilecek nitelikte olması neden istenmiş? Neden 200 değil, 220 de 232 kilometre? Sayın rektör ralliye mi katılmayı düşünüyor? 100 kilometre hıza 8.2 saniyede ulaşması istenmiş. 8.2 değil de 10z saniyede ulaşsa ne olur? Arkasındaki rakibi geçecek mi yarışta rektörü? Rektör kimlerle yarışacak?

 

Her mevkiye, her makama oturan insanımızın bu araba merakı neden olur birileri bana anlatsın ne olur. Bir rektör, yönettiği üniversitesinin başarılarıyla,  bilimsel ve akademik çalışmalarıyla gündeme gelmiyor ama araba sevdasıyla gündeme geliyor. Bunu “Abartmayın, ne var sanki?” diye küçümsüyor. Ülkemizin son zamanlarda yaşadığı ekonomik kriz ortamında yabancı menşeli yerine yerli üretim bir araca binsen incilerin mi dökülür Murat Erman hoca?

 

Bu konuda kısa bir örnek verirsem daha iyi anlaşılacağını sanıyorum. İnternette yayınlandı geçenlerde “Hırvatistan Cumhurbaşkanı Grabar-Kitarovic’in ekonomik krize karşı bir takım önlemler almış. Bu önlemlerin şunlar olduğu iddia ediliyor. Grabar-Kitarović, kriz sonrası kendi maaşını yüzde 50 oranında indirdi, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık uçağını sattı, 35 tane Mercedes makam aracını satarak elde edilen geliri devlet hazinesine aktardı, Hırvat konsoloslarının maaşlarını yüzde 60 oranında indirdi ve asgari ücreti yükseltti. Bizim ülkemizde de yaşadığımız ekonomik kriz ortamında makam sahibi birisi çıkıp da “Ben yabancı menşeli makam aracı istemiyorum” desin ne olur.

 

Yazımı yazmaya başlamadan önce “Araba sevdası” ile gündeme gelen Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Murat Erman kimdir bir araştırma yapayım da adama haksızlık yapmayayım diye düşündüm. Yaptığım araştırmalar sonunda adı geçen zat üniversitesinin başarıları veya ilmi ve bilimsel konularla gündeme geldiğine rastlamadım. Peki, neye rastladım? Hangi konuda gündeme gelmiş daha öne Murat hoca? Aynen şu şekilde gündeme gelmiş:

 

Siirt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Murat Erman’ın kardeşi Muhittin Selami Erman, kendisine özel açılan kadroyla önce öğretim görevlisi oldu, sonra da müdür yardımcısı görevine getirilmiş. Açılan iki ilandan birine başvuran 17 kişiden 10'u sınava girerken, diğer kadroya ise ilana özel şartlar eklenerek sadece rektörün kardeşi Muhittin Selami Erman'ın müracaat etmesi sağlanmış. Bir kurumda memurken önce üniversiteye memur, daha sonra sekreter ve öğretim görevlisi yapılan rektörün kardeşi, daha önce sekreteri olduğu Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulunda görevlendirildikten sonra müdür yardımcısı yapılmış.

 
Etiketler: Halil, Küçükparlak'ın, Köşe, Yazısı:, Ne, sevdaymış, be, kardeşim?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kraldan çok kralcılar
18 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Arsızlığın son noktası yok demek ki
12 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Gölcük Belediyesi Emekli Evi
08 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Atışmalar başladı… “Ne olmuş yani?”
04 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ne olur dini siyasete alet etmeyin, insanı dinden imandan çıkarmayın!
23 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Palet’in altında ezilen sorular ve sorunlar!
21 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kavram kargaşası
16 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yirmibeş kuruşun düşündürdükleri
07 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Adaylar ve satranç hamleleri
31 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Vekil seçilme şartları
26 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Cumhur mu, Millet mi?
17 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kaza mı, kader mi, yoksa...
09 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ergenekon yok(muş)!
04 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Enflasyonla topyekun mücadele
29 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Aday adayının adayları
28 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Partizanlık böyle bir şey demek ki
26 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yüce Meclis
23 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Öğretmenler Günü
21 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Müstehzi mi, ipe un sermek mi?
18 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Sahtekâr mısınız, yoksa tembel misiniz?
13 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hıyanet İşleri Başkanı
09 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Atatürk’ü anmak ve anlamak
05 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yapmayın bunu, mezarda rahat bırakın!
31 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ivır zıvır Bakanlığı
28 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Cumhuriyet Bayramı’nız kutlu olsun
19 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Aklımızla alay etmeyin
14 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Masumiyet
12 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Zeki, çevik ama ahlaklı değil
10 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Sinirler ve sınırlar
07 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Çok şükür cahillikten ve hainlikten kurtuldum
02 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Evli evine, köylü köyüne
24 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Bir ismi var, neden yenisi aranıyor?
19 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Mutluluğu kutlamak kaç desibel?
13 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Elma-inek-araba-spor
06 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yerli mi, milli mi?
27 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah hepimize akıl fikir versin
18 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Geldiysen üç kere vur
14 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler’in gözü aydın ama…
10 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dış politika neye benzer?
05 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Eyyy CHP titre ve kendine gel!
03 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler isyanda
31 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yazık oluyor çocuklarımıza
26 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hep tekrar, hep tekrar, nereye kadar?
17 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Tanrıver’gisi yetenek ve sanatla geçen ömür
14 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Fabrika müdürünün purosu
11 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yepyeni bir dönem
03 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Siyaset ve matematik
01 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah sonumuzu hayır etsin
23 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Emin misiniz, son kararınız mı?
19 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: STAFF METAL YORGUNU
02 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Adaylar meydanlara çıktı
26 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Tutacaksın kulağından!
22 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kınamaktan başka bir şey yapamaz mıyız?
17 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Afedersiniz ama...
12 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Anneler Günü
09 Mayıs 2018
SEVİYE YERLERE DÜŞMÜŞTÜ, ŞİMDİ ÇUKURDA
04 Mayıs 2018
Kuldan utanmıyorsunuz bari Allah’tan korkun!
01 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dokunmayın Paşama
28 Nisan 2018
Halil KÜÇÜKPARLAK'IN Köşe Yazısı: Dokunma bana, dokunurum sana!
25 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: KOMEK’İN OSMANLICISI MI, OSMANLI’NIN KOMEK’İ Mİ?
23 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: ERKEN SEÇİM VE OYUNUN KURALI
19 Nisan 2018
Tüpten çıkmıştı zaten!
16 Nisan 2018
Neler oluyor, inanılır gibi değil!
14 Nisan 2018
İnsanın gözünün içine baka baka!
12 Nisan 2018
Helal olsun mu?
07 Nisan 2018
Bildiğin konuları yaz Ahmet Efendi!
02 Nisan 2018
ÇİFTLİK BANK’TAN SONRA ÇİFT LİG!
29 Mart 2018
ŞUYUU VE VUKUU
20 Mart 2018
İYİ BAŞLADILAR, DAHA DA İYİ OLACAKLAR!
11 Mart 2018
DÜŞER AMA BU KADAR DA DÜŞMEZ Kİ!
Haber Yazılımı