Yazı Detayı
04 Şubat 2019 - Pazartesi 11:36
 
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ne olur dini siyasete alet etmeyin, insanı dinden imandan çıkarmayın!
Halil Küçükparlak
admin
 
 

Ne olur dini siyasete alet etmeyin,

 

insanı dinden imandan çıkarmayın!

 

“Bu yukarıdaki başlık nereden mi çıktı?” hemen açıklayayım. Birisi çıkıyor bir belediye başkan adayını desteklemek için konuşma yapıyor. Ne diyor konuşmasında? Noktasına dokunmadan aynen şöyle diyor, kopyaladım. "Hilmi Bilgin'e desteğinizi bekliyorum. Hilmi Bilgin'e vereceğiniz destek, yarın ruz-i mahşerde (kıyamet günü) beraat belgelerinizden (kurtuluş) biri olacak diye düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Bu konuşma tepki alması üzerine “Benim cümlemde 'cennet beratı alır' şeklinde bir ifade kesinlikle yoktur. Bizim cümlemiz, 'ruz-i mahşerde beratlarınızdan bir berat olacaktır' şeklindedir. Okumuş, yazmış, görmüş bir kimseyim, herhalde Cenab-ı Allah'ın işine karışmam, milletin işine de karışmam” diyerek kendini savundu. Yani, “Beraat demedim, berat dedim” diyerek kendini savunmuş hazret. Şimdi bir “a” harfi farkıyla söyleyerek kendini aklamaya çalıştığı iki kelimenin sözlükteki anlamına bakalım.

 

Berat: Genellikle sanayi alanındaki bir buluş için devletçe verilen ve buluştan yararlanma hakkını gösteren, sağlayan belge.

 

Beraat: Suçlu sanılarak hakkında ceza davası açılan sanığın, yargılama sonunda suçsuz bulunması. Eş anlamlısı: Aklanma.

 

Şimdi bu tekrar açıklasın lütfen. Sözünü ettiği belediye başkan adayına oy verenler ruzi mahşerde (mahşer gününde, kıyamet gününde) geçerli bir belge mi olacak? Adını söylediği adaya oy verenlere Sırat Köprüsünden otomatik geçiş belgesi mi verilecek? Konuşmasında söylediklerinin neredeyse tamamının eleştirilecek yanları var. Adı geçen Sivas Belediye Başkan adayı Hilmi Bilgin zaten daha önce milletvekilliği de yapmış, yani şehir halkı tarafından tanınan bir insan. Çıkar projelerini, yapacaklarını anlatır, halkı ikna edebilirse belediye başkanlığını kazanır. Olay bu kadar basit. Ne ilgisi var kıyamet günüyle, ruzi mahşerle?

 

Ruzi mahşer gününden söz ederek ilinin belediye başkanı için oy isteyen kişinin sözlerindeki tüm ifadelerin dindar insanların inançlarını sömürmek olduğuna hiç şüphem yok. Bu konuşmayı yapan İsmet Yılmaz’ın sözlerinde doğru bir tek ifade var bence. “Okumuş, yazmış, görmüş bir kimseyim, herhalde Cenab-ı Allah'ın işine karışmam, milletin işine de karışmam” demiş konuşmasının sonunda. Evet kesinlikle doğru okumuş yazmış bir kimse. Özgeçmişi kısaca şöyle: “İstanbul Teknik Üniversitesi Denizcilik Fakültesi Makine Bölümünü, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini bitirmiş,  İsveç Malmö Dünya Denizcilik Üniv. "Gemi İşletmeleri Teknik Yönetimi" alanında master yaptı. Marmara Üniversitesi’nde Yüksek Lisansını tamamlamış”. Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerinde Milli Savunma Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı yapmış. Yetmemiş, Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı yapmış. “Allah’ın işine de milletin işine de karışmam” demiş ama düpedüz milletin dini duygularını istismar ederek oy toplamaya çalışıyor. Okumuş yazmış bir kişi olan İsmet Yılmaz bilir tabii belediye başkanına verilecek oyun kıyamet gününde kurtuluş belgesi olmayacağını. Ama ne yazık ki onu dinleyen gariban halkımız bilmez, bilmiyor. Bilmediği için de İsmet Yılmaz gibilerinin söylediklerini ağzı açık dinliyor, sonra da alkış kıyamet.

 

Şimdi “gariban halkımız bilmez” ibaresini okuyanlar bana saldıracak “halka hakaret ettin” diyerek ama ben sadece kendi düşüncem olarak söylemiyorum ki “halk bilmez” diye. Devletin resmi kurumu Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından öğrencilere ücretsiz olarak dağıtılan “Peygamber ve Gençlik” kitabında eğitim seviyesi yükseldikçe dinden uzaklaşıldığı savunuluyor.

 

Okumuş kişiler olsaydı İsmet Yılmaz’ı dinleyen kişiler arasında “Sayın bakan ne ilgisi var belediye başkanına verilecek oy ile kıyamet gününün?” diye sorardı. Ama belki sormak isteyen olmuş da ortamdaki gerginlikten çekinmiş olabilir. İsmet Yılmaz gibi okumuş yazmış kişiler bir şeyler söyleyecek, onu dinleyen okumamış yazmamış kişiler de onun söylediği yönde oy kullanacak.

 

Bazı insanların zekasına hayran olmamak elde değil. Özellikle gençlerin her konudan bir espri çıkarma yetenekleri var ki gerçekten harika. İsmet Yılmaz’ın konuşması duyulduktan sonra Sosyal Medya üzerinden gençlerin paylaşımı var ki tek cümleyle neredeyse sayfalarca yazıya bedel anlam taşıyor. Gencin biri aynen “Biz geçen seçim döneminde ruzi mahşerde beratımız olsun diye İstanbul’da Kadir Toptaş, Ankara’da Melih Gökçek’e oy vermiştik. Yarı yolda bıraktılar bizi. Şimdi bizim geçen dönemde aldığımız beratlarımız elimizde kaldı. Geçersiz mi bizim beratlarımız? Şimdi senin söylediğin adaya oy versek beratlarımız mahşere kadar geçerli mi olacak”?

 

Bu konuda söylenecek, yazılacak çok şey var, sosyal medyada da çok yorum var ama yerimiz bu kadar. Sözün özü: Başlıktaki gibi Ne olur dini siyasete alet etmeyin, insanı dinden imandan çıkarmayın!” diyerek noktayı koyuyorum.

 
Etiketler: Halil, Küçükparlak'ın, Köşe, Yazısı:, Ne, olur, dini, siyasete, alet, etmeyin,, insanı, dinden, imandan, çıkarmayın!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
25 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kraldan çok kralcılar
18 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Arsızlığın son noktası yok demek ki
12 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Gölcük Belediyesi Emekli Evi
08 Şubat 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Atışmalar başladı… “Ne olmuş yani?”
23 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Palet’in altında ezilen sorular ve sorunlar!
21 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kavram kargaşası
16 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yirmibeş kuruşun düşündürdükleri
14 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ne sevdaymış be kardeşim?
07 Ocak 2019
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Adaylar ve satranç hamleleri
31 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Vekil seçilme şartları
26 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Cumhur mu, Millet mi?
17 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kaza mı, kader mi, yoksa...
09 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ergenekon yok(muş)!
04 Aralık 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Enflasyonla topyekun mücadele
29 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Aday adayının adayları
28 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Partizanlık böyle bir şey demek ki
26 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yüce Meclis
23 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Öğretmenler Günü
21 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Müstehzi mi, ipe un sermek mi?
18 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Sahtekâr mısınız, yoksa tembel misiniz?
13 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hıyanet İşleri Başkanı
09 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Atatürk’ü anmak ve anlamak
05 Kasım 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yapmayın bunu, mezarda rahat bırakın!
31 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Ivır zıvır Bakanlığı
28 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Cumhuriyet Bayramı’nız kutlu olsun
19 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Aklımızla alay etmeyin
14 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Masumiyet
12 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Zeki, çevik ama ahlaklı değil
10 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Sinirler ve sınırlar
07 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Çok şükür cahillikten ve hainlikten kurtuldum
02 Ekim 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Evli evine, köylü köyüne
24 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Bir ismi var, neden yenisi aranıyor?
19 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Mutluluğu kutlamak kaç desibel?
13 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Elma-inek-araba-spor
06 Eylül 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yerli mi, milli mi?
27 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah hepimize akıl fikir versin
18 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Geldiysen üç kere vur
14 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler’in gözü aydın ama…
10 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dış politika neye benzer?
05 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Eyyy CHP titre ve kendine gel!
03 Ağustos 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Halıdereliler isyanda
31 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yazık oluyor çocuklarımıza
26 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Hep tekrar, hep tekrar, nereye kadar?
17 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Tanrıver’gisi yetenek ve sanatla geçen ömür
14 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Fabrika müdürünün purosu
11 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Yepyeni bir dönem
03 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Siyaset ve matematik
01 Temmuz 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Allah sonumuzu hayır etsin
23 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Emin misiniz, son kararınız mı?
19 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: STAFF METAL YORGUNU
02 Haziran 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: Adaylar meydanlara çıktı
26 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Tutacaksın kulağından!
22 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Kınamaktan başka bir şey yapamaz mıyız?
17 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Afedersiniz ama...
12 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Anneler Günü
09 Mayıs 2018
SEVİYE YERLERE DÜŞMÜŞTÜ, ŞİMDİ ÇUKURDA
04 Mayıs 2018
Kuldan utanmıyorsunuz bari Allah’tan korkun!
01 Mayıs 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Dokunmayın Paşama
28 Nisan 2018
Halil KÜÇÜKPARLAK'IN Köşe Yazısı: Dokunma bana, dokunurum sana!
25 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın köşe yazısı: KOMEK’İN OSMANLICISI MI, OSMANLI’NIN KOMEK’İ Mİ?
23 Nisan 2018
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: ERKEN SEÇİM VE OYUNUN KURALI
19 Nisan 2018
Tüpten çıkmıştı zaten!
16 Nisan 2018
Neler oluyor, inanılır gibi değil!
14 Nisan 2018
İnsanın gözünün içine baka baka!
12 Nisan 2018
Helal olsun mu?
07 Nisan 2018
Bildiğin konuları yaz Ahmet Efendi!
02 Nisan 2018
ÇİFTLİK BANK’TAN SONRA ÇİFT LİG!
29 Mart 2018
ŞUYUU VE VUKUU
20 Mart 2018
İYİ BAŞLADILAR, DAHA DA İYİ OLACAKLAR!
11 Mart 2018
DÜŞER AMA BU KADAR DA DÜŞMEZ Kİ!
Haber Yazılımı