Haber
07 Mart 2019 - Perşembe 17:11
 
Orhan Balcı'nın Köşe Yazısı: 8 Mart nedir?
KOCAELİ Haberi
Orhan Balcı'nın Köşe Yazısı: 8 Mart nedir?

8 Mart nedir?

 

 

Bugün 8 Mart “Dünya Emekçi Kadınlar Günü”

 

Peki ne olmuştu bugün?

 

8 Mart 1857 tarihinde ABD'nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle tekstil fabrikasında greve başlamış. Ancak polisin işçilere müdahalesi ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda 129 kadın işçi can vermişti.

 

26 - 27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka'nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Almanya Sosyal Demokrat Partisi önderlerinden Clara Zetkin, 8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart'ın "Internationaler Frauentag" (International Women's Day - Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirdi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

 

1921'de Moskova'da 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda  "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" olarak belirlenmişti.

 

Ülkemizde ise 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı.

 

1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı.

 

1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri, sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler tarafından "Dünya Emekçi Kadınlar Günü" kutlanmasına devam ediliyor.

 

Yani birilerinin bu günü fırsat bilerek yaptığı gibi alış veriş günü değil,

 

Kutlama günü değil,

 

ABD’de ölen kadın işçileri anma günü.

 

Yapılan anmalar ve yayınlanan bildiriler sonrasında kadına yönelik gerek çalışma hayatında gerekse bakış açısında iyileşme mi sağlandı?

 

Yoksa geriye mi gidildi?

 

Bu sorunun yanıtı iyileşme sağlandı olmalıydı.

 

Peki böyle mi?

 

Hayır,

 

Çünkü,

 

Bir çok sorun var ve bu sorunların çözümü için fazla bir şey yapılmıyor.

 

Anayasa‘da "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir" denmesine karşın gerçeğin farklı olduğunu, kadınlar üzerindeki baskı, sömürü, gericilik, şiddet uygulandığını ne yazık ki tüm çıplaklığı ile yaşıyoruz.

 

Aile, eğitim, çalışma yaşamı, istihdam, kısaca bütün toplumsal yaşamda açıkça görülebilen olumsuzluklar, ne yazık ki azalacağına giderek artıyor.

 

Özellikle son dönemlerde erkek egemen politikalar ile kadın hayatlarının sarmalanması; savaşın, şiddetin, sömürünün, ayrımcılığın ve eşitsizliğin en ağır hallerinin kadınlarca yaşanmasına neden olduğu gözleniyor.

 

Kadınlara yönelik şiddet, cinsel sömürünün artarak sürdüğü, bir dönemde, kadının evde oturup sadece çocuk doğurması anlayışını pompalayanlar kadını yeniden eve mahkum etmeye mi çalışıyor?

 

Sorusunu gündeme taşıyor.

 

Dünyanın, ülkemizin ve ilimizin yarısını oluşturan kadınlar için evde, sokakta, okulda, işte ve hayatın her alanında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması gerekli olduğunu vurgulamak isterim…

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı