Haber
18 Ekim 2019 - Cuma 17:05
 
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Toplanma
KOCAELİ Haberi
Halil Küçükparlak'ın Köşe Yazısı: Toplanma

Sevgili okurlarım, yine bir sevimsiz konuya gireceğim affınıza sığınarak. Ama konu ne kadar sevimsiz olsa da bu gerçeği kabullenmek ve onunla yaşamak zorundayız ne yazık ki.

 

Bahsetmek istediğim konu deprem gerçeği. Bildiğiniz gibi depremin büyüğü bundan tam 20 sene önce ilçemiz Gölcük merkezli olarak geldi ve bizi adeta “çarptı” ve yüreklerimizi yaktı. İnsanlarımız “bölündü” kimileri bölgeden kaçtı gitti, bir süre sonra tekrar geldi. Enkazdan sağlam “çıkarılanlar” da oldu, birer organlarını enkaz altında bırakanlar da oldu.

 

Aradan geçen 20 yıl sonra tekrar gelerek kendini hatırlattı bu gerçek. Yurdumuzun en büyük ili olan, ülke nüfusunun beşte birinden fazlasının yaşadığı İstanbul yakınlarında Silivri ilçesi açıklarında meydana geldi, birçok ilçede kendini hissettirdi.

 

İşte bundan sonra gündeme aklımıza geldi ve gündemin ilk maddelerini teşkil ederek günlerce konuşuldu “toplanma” yerleri konusu. Depremin hemen sonrasında “İstanbul’da 407 olan deprem toplanma alanları son 20 senede 77’ye düştü, geri kalanlarına AVM’ler ve rezidanslar inşa edildi” açıklama yapıldı. Daha sonra herhalde halkın panik haline dönüşmesini engellemek amacıyla devletimizin yöneticileri tarafından “İstanbul’da on binlerce toplanma alanı var” şeklinde beyanatlar verildi.

 

Yirmi sene önce yaşanan asrın felaketi 17 Ağustos depremini ben İstanbul’da yaşadım. Yaşadığım yerde hiçbir yıkıntı olmamasına rağmen oldukça sallandık. Dualar okuyarak 45 saniyeyi tamamlayıp sallantı bittikten sonra apartmanın üçüncü katından aşağıya indik. Bütün komşular da inmişti doğal olarak. Hepimiz kaldırımda bekleştik bir süre. Daha sonra bitişik nizam apartmanlara bakarak “Binalar tehlikeli diye aşağıya indik ama yıkılırsa şimdi altında kalacağız” dedik komşularımızla. Daha güvenli bir yer arayışına girince aklımıza mahallemizdeki çocuk parkı geldi. Diğer apartmanlardan da onlarca kişi aynı şeyi düşündüğü için park adeta bir belediye otobüsüne dönmüştü, omuz omza sıkışık durumda bekledik bir süre.

 

Televizyon haber izlerken o günleri hatırladım. İstanbul’da on binlerce toplanma alanı dediklerinin tamamı çocuk parkları ve okul bahçeleriydi. İstanbul’da birçok sayıda okul binası deprem açısından güvensiz olduğu için boşaltıldı. Öğrenciler diğer okullara nakledilerek sabahçı ve öğlenci olarak çift tedrisat ders yapmaya başladılar. Ayrıca Çapa Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi binaları güvensiz olduğu için öğrenciler eylem yaptılar. İki binanın da boşaltılması bir süre gündemde kaldı, şu anda ne durumda bilemiyorum.

 

Bizim ilimizde de İstanbul depreminden sonra aklımıza geldi galiba il genelinde ve ilçelerde toplanma alanları tespit edilerek duyuruldu. Mesela ben Değirmendere Yüzbaşılar Mahallesi’nde oturuyorum. Bizim toplanma yerimiz mahallemizdeki Donanma İlkokulu bahçesi. Okul binaları ne kadar güvenli onu bilemem tabii ama son araştırdığımda 8 binin üzerinde nüfusu olan mahallemiz halkının üç binasının ortasındaki okul bahçesine sığması mümkün olmadığını biliyorum. İnternet üzerinden yaptığım araştırmada depreme en hazırlıklı olan Japon milletinin bu konudaki uygulamasını gördüm. Evet onlarda da okul bahçeleri toplanma alanı ama okulların bahçeleri çok genişmiş, binalar çok sağlammış, okullarda jeneratör ve depremde hayati ihtiyaçlarını karşılayacak araç gereçler stoklanıyormuş. Yasak savma kabilinden toplanma bölgeleri yapılmazsa, bu konu ciddiye alınsa çok daha iyi olur. Her yirmi senede bir hatırlatıyor deprem gerçeği bize. O nedenle yaşanılan acılardan ders alarak gerekli tedbirlerimizi almalıyız.

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı