Haber
18 Eylül 2019 - Çarşamba 14:35
 
Erdoğan: 'Her üniversite mezunu iş sahibi olacak diye bir şey yok'
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen 2019-2020 Yükseköğretim Akademik Yılı Açılış Töreni’nde konuştu.
YAŞAM Haberi
Erdoğan: 'Her üniversite mezunu iş sahibi olacak diye bir şey yok'

İşte Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

 

-En büyük adaletsizlik eğitim-öğretim alanındaki adaletsizliktir.

 

-12 yıllık zorunlu eğitimi 4+4+4 sistemine dönüştürerek, çocuklarımızın ve ailelerimizin tercih seçeneklerini genişlettik. Okul öncesi eğitimi de yaygınlaştırıyoruz. Üniversitelere girişteki katsayı adaletsizliklerini ortadan kaldırarak öğrencilerimizin yarışa aynı şartlarda başlamasını sağladık.

 

-Yükseköğrenim dahil, Eğitim öğretim bütçesini 10 milyar lira civarında aldık ve bu rakamı içerisinde bulunduğumuz yıl itibarı ile 161 milyar liranın üzerine çıkardık. 16 kat arttırdık.

 

-Derslik sayımızı 309 bin ilave ile 577 bine yaklaştırdık. Öğretmen sayımızı 632 bin ilave ile 937 binin üzerine yükselttik.

 

-Tüm okullarımızdaki toplam sayısı 3 bini bile bulmayan spor salonu sayısını 10 bine yaklaştırdık.

 

-Ayrım gözetmeksizin tüm öğrencilerimizin ders kitaplarını ücretsiz olarak veriyoruz.

 

-Bir dönem evlatları kıyafetlerinden dolayı okullara alınmayan, üniversitelerin kapılarında ikna odaları bulunan Türkiye’den bugünkü eğitim öğretim odaklı yapıya geldik.

 

-Türkiye Yükseköğrenim alanında son 17 yılda çok büyük başarıya imza atmıştır. Üniversite sayımız 76’idi, 207’ye yükseldi. Öğretim elemanı sayımız da 70 binden 168 bine, öğrenci sayımız da 1,6 milyondan 8 milyona yükseldi.

 

-Almanya’da yükseköğrenim öğrenci sayısı 3 milyon biz de 8 milyon ve Almanya’nın nüfusu bizle hemen hemen aynı. Nitelik bakımından da bunu artırmalıyız. Ama dikkat edin Öğretim üyelerinin de sayılarını sürekli arttırıyoruz. Şüphesiz Öğrencilerimizin niteliği gibi öğretim üyelerimizin niteliğini de yükseltiyoruz.

 

-Eğitim öğretim meselesi önümüzdeki dönem de önceliklerimiz arasında ilk sırada yer alacak.

 

-İlköğretimden itibaren tüm eğitim ve öğretim sisteminin adeta bir huni biçiminde yükseköğrenime doğru aktığı bir dönemde Türkiye’nin bilim kalitesini düşürebilmesi mümkün değil.

 

-İsteyen her lise mezunu gencimizin yükseköğrenime devam edebileceği bir altyapı kurduk. Bizim lise çağlarında üniversiteye girme oranı, 10 öğrenciden bir tanesi girebiliyordu.

 

– ‘Efendim işte işsizlik var’, olabilir, her üniversiteyi bitirdiği zaman iş sahibi olacak diye de bir şey yok. Bunu dünyanın hiçbir yerinde bulamazsınız. Ama bir de kendisi bunu ne yapacak, üretecek. Bir de bu var. Bu imkanlarda ülke geliştikçe zaten zeminini hazırlamış olacak. Her türlü yatırımda, istihdamda, ne olacak, yatırım istihdamla iç içe bunu da birbiriyle teşvik edecek.

 

– Bundan yaklaşık 13 yıl önce ülkemizdeki her şehre üniversite kurma kararı aldığımızda birileri bizi eleştiriyordu. Ardahan’da, Bilecik’te, Rize’de, Burdur’da, Hakkari’de, Karabük’te üniversite olmayacağını söylüyorlardı.

 

-Fakir fukaranın Hakkari’den evladını İstanbul’a Ankara’ya göndermesi mümkün müydü? Ama biz ne yaptık evladını İstanbul’a göndermeyi değil, Üniversiteleri, imkanları yavrularımızın ailelerimizin ayağına getirmiş olduk.

 

-Bundan dolayı Güneydoğu’da pek çok ilimizde başarı oranı yükseldi. İlk sıralara giren öğrenciler oldu, Şırnak mesela ilk derecede öğrenci çıkarıyor. Demek ki imkan hazırlanırsa buralardan da birinciler çıkıyor.

 

REKTÖR ATAMALARI

 

– Burada bir şeyi ayrıca ifade etmek istiyorum, Tüm rektörlere, özellikle yeni kurulan üniversitedeki yöneticilere, üstlendikleri görevin ağırlığını hatırlatmak istiyorum.

 

-Her yerde olduğu gibi Üniversite de iyi bir yönetici dört yılda kurumunu çeyrek asır ileriye taşıyabilir. Bu şekilde iyi sıçralamar gerçekleştiren üniversiteler olduğunu biliyorum.

 

-Bazı üniversitelerimiz hala kendilerinden beklediğimiz seviyeye ulaşamamış durumda. Rektörlerimizden şehri bütünleştirme konusunda çok daha fazla gayret bekliyoruz.

 

-Önümüzdeki dönemde rektör atamalarımızın kriterlerini çok daha yükseğe çıkartacağımızı ve adayları akademik ve idari bakımdan çok sıkı bir inceleme sürecinden geçireceğimizi de belirtmek istiyorum.

 

-Üniversitelerimizi yaygınlaştırırken öğrencilerimizin barınma sorununu da unutmadık. Ülke çapında yurtlarımızın yatak kapasitesini de 677 bine çıkardık.

 

“KREDİ VE BURSLARDA BİR ZAM DAHA GELECEK”


-Kredi ve ya burs olarak lisans öğrencilerimize aylık 500 lira burs veriyoruz. Yeni bir zam daha gelecek. Yüksek lisans öğrencilerimize bin lira, doktora öğrencilerimize bin 500 lira veriyoruz. Bu imkandan yararlanan öğrenci sayısı 1 milyon 613 bindir.

 

– Harç verildiği zaman kıyamet koparanlar şimdi nerede? Şimdi ortada yoklar. Biz devlet olarak milletimize karşı görevimizi yerine getirdik.

 

-Yüksek öğretim kurulumuzca her yıl belirlenen ülkemiz bilim hayatının yüz öncelikli alanına yönelik doktoralı insan kaynağı yetiştirilmesi projesinde 4 bin öğrenciye ulaşıldı. Yeni kalkınma planımızda bu projeyi geliştirme kararı aldık.

 

“TÜM KURUMLARIMIZIN MİSYONLARINI VE İŞLEYİŞLERİNİ GÖZDEN GEÇİRMEMİZ LAZIM”


-Vakıf Üniversitelerimizin üzerlerine giderek ticari kurum algısının önüne geçmek için bilimsel alanlara yönelmesini sağlamalıyız. Adı vakıf ama vakıf olmaktan çıkmışlar ticari olarak çalışıyorlar.

 

-Şimdi de bizim vakıf üniversitelerinin patronları kendi cebi hümayunundan değil orayı doldurmak için gayret ediyorlar buna bakmamız lazım.

 

-Tepeden tırnağa tüm kurumlarımızın misyonlarını ve işleyişlerini yeniden gözden geçirmemiz lazım.

 

-Bu kapsamda 160 üniversitemiz yükseköğretim Kalite Kurulu tarafından değerlendirmeye tabii tutulmuştur.

 

-Yükseköğrenimde başarılı olmanın yolu üniversitelerimizin belirli alanlarda başarılı olmasından geçiyor.

 

“DİPLOMA ARTIK TEK BAŞINA BİR ANLAM İFADE ETMİYOR”


-Üniversite öğrencilerimizin sayısının artması yeni bir durumu beraberinde getirmiştir. Yetişmiş insan gücümüzün sınırlı sayıda olduğu dösnemde, diploma ile ehliyet eş anlamlıydı. Ama artık tüm evlatlarıımızın bu imkana sahip olduğu günümüzde diploma artık tek başına bir anlam ifade etmiyor.

 

-Bilim elbette uzun soluklu ve sabırlı bir çalışma gerektirir. Ama üniversiteye giden her öğrencimiz bilim adamı olamayacağına göre bunların daha etkin nasıl kullanabileceğimize dair yöntemler geliştirmeliyiz.

 

-Bu bakımdan gençlerimizi beceri sahibi yapacak yöntemler aramalıyız.

 

-Ülkemizde eğitim imkanlarının genişlemesi yeni bir durumu beraberinde getirdi. Gençlerimizi sadece diploma sahibi değil birikim ve beceri sahibi de yapmalıyız.

 

-Gençlerimizin yoğun ilgi gösterdiği alanlardaki yeterlilik gösterdiği alanlarda çıta giderek yükseliyor.

 

-Kamuda ve özel sektörde yapılan alımlarda diploma sadece bir faktör haline gelmiştir.

 

“KENDİ HAREKET PLANIMIZI DEVREYE SOKACAĞIZ”


-Bekamızı ilgilendiren kritik konularda da çok önemli mesafeler katettik.

 

-Dün Rusya Devlet Başkanı Putin ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani ile Astana Platformunun 5. zirvesini biliyorsunuz Ankara’da beraber gerçekleştirdik.

 

-Ankara Zirvesi’nde yaptığımız ikili ve üçlü görüşmelerde Suriye’deki insani ve siyasi krizlerin çözümü bakımından önemli kararlar aldık.

 

-Zirvenin en önemli kazanımlarından biri, Siyasi sürece yeni bir dinamizm kazandıracak olan Anayasa Komitesi üyelerinin onaylanmasıdır. Böylece komitenin oluşumu sürecindeki tüm pürüzler giderilmiştir.

 

-Büyük bir göç dalgası potansiyelini de içinde barındıran İdlib’teki durumla ilgili de görüş birliğine varıldı.

 

-Suriye topraklarının dörtte birinden fazlasını işgal ede Fırat’ın Doğusu’ndaki bölücü terör örgütüyle ilgili endişelerimizin de muhataplarımız tarafından paylaşıldığını gördük.

 

-Bu durum Amerika ile yürüttüğümüz Güvenli bölge çalışmalarının bir an önce sonuçlandırılmasını güçlendirdi.

 

-İki hafta içinde buradan bir sonuç çıkmazsa kendi harekat planlarımızı devreye sokacağız. Artık laf bizi doyurmuyor. Laf ola beri gele yok. icraat bekliyoruz.

 

-Avrupa’dan Fırat’ın doğusu konusunda daha fazla destek bekliyoruz.

 

-3 milyon 600 bin mülteciyi ülkemizde ağırlıyoruz. Batı’da bu yükü taşımalı. Daha fazla kaldıramayacağımızı açıkça söyleriz.

 

-Her iki husus bizim kadar Avrupa’yı da yakından ilgilendiriyor. Türkiye’nin mücadelesine verilen desteğin samimiyeti ve boyutu bu sorunların çözümüne veya derinleşmesine yol açacaktır.

 

-Biz kendi sınır güvenliğimizi garanti altına almak yanında Suriye’nin toprak bütünlüğü için çaba göstermekten asla vazgeçmedik.

 

-Önümüzdeki günler Suriye meselesinin derinleşip derinleşmeyeceğini gösterecek.

Kaynak: Editör:
Yorumlar
Haber Yazılımı